Küresel varlık yönetim devi Lazard Asset Management, yayımladığı "2026 Gelişmekte Olan Piyasalar Görünüm Raporu" ile piyasa dinamiklerini yeniden tanımladı. Raporda, gelişmekte olan piyasaların (EM) güçlü temel göstergeler ve tarihsel standartlara göre cazip değerlemelerle desteklendiği vurgulanırken, Türkiye’nin reform süreci küresel ölçekte "ilgi çekici fırsatlar" kategorisinde sınıflandırıldı.

Küresel piyasalarda EM rüzgârı esiyor

Lazard analistleri, 2026 yılında gelişmekte olan piyasa hisse senetlerinin, büyük ölçüde yarı iletken talebi ve teknoloji odaklı sektörlerin etkisiyle gelişmiş piyasaları geride bırakacağını öngörüyor. 2025 yılında MSCI Gelişen Piyasalar Endeksi'nin %33,6 toplam getiri sağlayarak S&P 500 ve MSCI Dünya Endeksi'ni geride bırakması, bu yapısal dönüşümün en somut kanıtı olarak raporlandı.

Türkiye ve sınır piyasalarında reform etkisi

Güvenilir para ve maliye politikalarının sürdürülebilirliğine dikkat çekilen analizde; Türkiye, Mısır, Kazakistan ve Nijerya gibi ülkelerle birlikte anıldı. Bu pazarlardaki reform hikâyelerinin, özellikle yerel para cinsinden tahvilleri ve borçlanma araçlarını cazip kıldığı ifade edildi. Cari dengelerin istikrar kazanması ve döviz rezervlerinin tarihsel zirvelere yakın seyretmesi, Türkiye'nin temel göstergelerindeki iyileşme eğilimini tescilleyen unsurlar olarak öne çıktı.

Yapay zekâ ve teknoloji odaklı büyüme projeksiyonu

2026 projeksiyonlarında yapay zekâ (AI) altyapısı ve yarı iletken döngüsü belirleyici bir güç olarak tanımlanıyor. Kuzey Asya piyasaları bu ivmeden en yüksek payı alırken, Çin’in ihracat odaklı büyümesini %5 seviyesinin hemen altında sürdürmesi bekleniyor. EM genelinde enflasyonun düşüş trendini koruyacağı ve bu durumun merkez bankalarına politika esnekliği sağlayacağı öngörülüyor.

Lazard Asset Management raporunu makro projeksiyon setlerimizle incelediğimizde, süreçteki risk ve fırsat dengesi şu şekilde netleşiyor:

ANALİZ:

Lazard’ın Türkiye’yi "reform hikâyesi" bağlamında sınır piyasaları (frontier markets) içerisinde konumlandırması, 2025 yılında atılan makro ihtiyati adımların küresel sermaye nezdindeki rasyonel karşılığıdır. Yerel para birimi cinsinden tahvillere yönelik "cazip" nitelemesi, özellikle dezenflasyon sürecinin 2026 yılında derinleşeceği beklentisiyle birleştiğinde, carry trade ve uzun vadeli tahvil girişleri için sistemik bir zemin hazırlıyor.

Borsa İstanbul tarafında ise, küresel teknoloji ve yarı iletken döngüsünün yarattığı çarpan etkisinin, Türkiye’deki sanayi ve teknoloji şirketlerine yönelik risk iştahını dolaylı yoldan tetikleyebileceği hesaplanıyor. İNA (İndirgenmiş Nakit Akımları) modellemelerimiz, Türkiye’nin risk primindeki (CDS) gerilemenin devam etmesi durumunda, özsermaye maliyetlerinin düşeceğini ve bankacılık dışı likidite projeksiyonlarının 2026’nın ikinci yarısında daha pozitif bir ivme kazanacağını işaret ediyor.

ENDEKS24 ANALİZ MASASI
Türkiye ekonomisinde yapısal dönüşüm ve küresel sermaye uyumu

Fed tutanakları sonrası ons altın 5 bin dolar sınırında
Fed tutanakları sonrası ons altın 5 bin dolar sınırında
İçeriği Görüntüle

Şeffaflık ve Metodoloji Beyanı: Küçük yatırımcıyı koruma ve doğru bilgilendirme misyonumuz kapsamında; bu analiz Endeks24 Analiz ve Araştırma Kurulu denetiminde, rasyonel metodolojilerle hazırlanmıştır. Kurul yapımız ve analiz ilkelerimiz hakkında detaylı bilgi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.

LİNK : https://www.endeks24.com/analiz-ve-arastirma-kurulu

Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir.