Borsa İstanbul'da hisse fiyatlarının yapay hareketlerle yönlendirildiği ve bu süreçte zararı yine küçük yatırımcının üstlendiği yönündeki eleştiriler, piyasa çevrelerinde yeniden yükseldi. Yatırımcılar, bir şirketin değerinin üretimi ve kârlılığı yerine spekülatif kurgularla belirlendiği bir düzenden duydukları rahatsızlığı dile getiriyor. Talep tek başlıkta toplanıyor: daha şeffaf, daha adil ve küçük yatırımcının korunduğu bir piyasa.

Pembe tablolar önce, satış sonra

Eleştirilerin odağında tekrarlayan bir döngü var. Önce bir hisse etrafında abartılı hikâyeler kuruluyor, gerçeği aşan hedef fiyatlar dolaşıma sokuluyor. Küçük yatırımcı bu beklentiyle alıma yönelirken, perde arkasında pozisyonunu boşaltanlar işini bitirip sahneden çekiliyor. Geriye kalan ise çoğu zaman zarara uğramış yatırımcı oluyor. Piyasa diliyle özetlenen tablo açık: şirketini büyütmek yerine fiyat üzerinden oyun kuran ortaklar, bunlara eşlik eden manipülatif çevreler ve bu düzenden çıkar sağlayan halkalar, sermaye piyasasının güvenilirliğini aşındırıyor.

Yatırımcı çevreleri, sermaye piyasasının patronlar için bir "çıkış kapısı" gibi kullanıldığı algısının yerleşmesinden rahatsız. Oysa borsanın işlevi, şirketler için sağlıklı bir finansman kaynağı olmak. Bu işlevin yara aldığı noktada hem halka açık şirketler hem de tasarruflarını piyasaya yönlendiren bireyler kaybediyor.

Yaptırım geç kalınca anlamını yitiriyor

Manipülasyon ve piyasa dolandırıcılığı, Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında suç sayılıyor. Sermaye Piyasası Kurulu, tespit ettiği işlemlerde geçici işlem yasağı uygulayabiliyor ve dosyayı savcılığa taşıyabiliyor. Ne var ki eleştirilerin bir kısmı tam da bu noktaya yönelik: yaptırım çoğu zaman zarar gerçekleştikten sonra devreye giriyor. İşlem yasağı geldiğinde ve suç duyurusu yapıldığında, fiyatı şişiren kesimin çıkışını çoktan tamamlamış olması, küçük yatırımcının kaybını telafi etmiyor.

Güven olmadan piyasa derinleşmiyor

Bu tablonun karşısına konulan ölçüt ise net. Sağlıklı bir piyasanın şeffaflık, dürüstlük ve eşit bilgi akışıyla ayakta durduğu, bir şirketin gerçek değerinin üretimi, yatırımı, kârlılığı ve kurumsallığıyla ortaya çıktığı vurgulanıyor. Yatırımcının güvenini yitiren bir piyasanın uzun vadede ne şirketlere ne de ülke ekonomisine katkı sağladığı hatırlatılıyor.

T+1 takas sistemi yatırımcıya ne kazandıracak?
T+1 takas sistemi yatırımcıya ne kazandıracak?
İçeriği Görüntüle

Dile getirilen beklenti, kısa vadeli kazanç güdüsünün baskın olduğu bir ortamda kolay karşılanacak gibi görünmüyor. Yine de talep sahipleri için temenni açık: emeğin, dürüstlüğün ve gerçek şirket değerinin kazandığı; küçük yatırımcının korunabildiği daha adil bir borsa yapısı.

Yasal Uyarı: Bu içerik yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, yatırım tavsiyesi niteliği taşımaz. Yatırım kararlarınızı kendi araştırmanıza ve uzman görüşüne dayandırınız.