Türkiye hanehalkı ve yatırımcı davranışlarında köklü bir dönüşüm yaşanıyor. 2025 yılında Türkiye genelinde toplam 1 milyon 688 bin 910 konut satışı gerçekleşerek bir önceki yıla göre %14,3’lük bir artış kaydedilmesine rağmen, bu artışın niteliği piyasada bir "ısınma" değil, "servet koruma" refleksi olduğunu kanıtladı. Toplam satışlar içinde ipotekli (kredili) satışların payı tarihsel düşük seviyelerde seyrederken, piyasanın nakit, senet veya takas bazlı işlemlerle ayakta kaldığı görüldü.
2026 yılının ilk çeyreğine gelindiğinde ise finansal sıkılaşmanın etkileri daha net hissedilmeye başlandı. Mart 2026 verilerine göre, toplam satışlar içinde ilk el satışların payı %31,5’e yükseldi. Bu durum, inşaat sektöründe yeni projelerin kademeli olarak devreye girdiğini gösterse de, mevsimsellikten arındırılmış satışların aylık bazda yatay seyri, talebin "bekle-gör" moduna geçtiğini teyit ediyor.
Otomotiv sektörü yatırım aracı kimliğini yitirdi
Taşıt istatistikleri, tüketim harcamalarının dezenflasyon sürecine uyumunu yansıtan en dinamik alan olarak öne çıkıyor. 2025 yılı boyunca enflasyondan kaçış amacıyla bir yatırım aracı olarak görülen otomobil, 2026 itibarıyla bu özelliğini yitirmeye başladı. Otomobil kayıtlarındaki artış hızı rasyonel seviyelere çekilirken, yüksek işletme maliyetleri hanehalkının araç parkını optimize etme çabasını beraberinde getirdi. Sektördeki bu normalleşme, iç talebin soğutulması hedefine hizmet ederek cari denge üzerindeki ithalat baskısını hafifletiyor.
Yatırımcı tercihlerinde reel getiri rüzgarı
2025 yılında külçe altın, yıllık bazda TÜFE ile indirgendiğinde %51,77 gibi muazzam bir reel getiri sunarak tüm yatırım araçlarını geride bırakmıştı. BİST 100 endeksi ve Amerikan Doları ise enflasyonun altında kalarak yatırımcısına reel anlamda kaybettirdi. 2026 yılında enflasyondaki düşüşle birlikte mevduat getirilerinin reel olarak pozitif bölgede kalması, konut ve taşıt gibi likiditesi düşük varlıklara olan talebi finansal varlıklara kaydırdı.
Konut ve otomotiv piyasasındaki bu yapısal dönüşümü makro projeksiyon setlerimizle incelediğimizde, süreçteki risk ve fırsat dengesi şu şekilde netleşiyor:
ANALİZ:
Gayrimenkulün bir barınma ihtiyacından ziyade "finansal sığınak" olarak kullanıldığı 2024-2025 dönemi, yerini 2026 yılında rasyonel fiyatlama dönemine bırakmıştır. Mart 2026'da ipotekli satışlarda görülen %60’lık artış, düşük baz etkisinden kaynaklansa da piyasada faizlerin zirve yaptığı ve kademeli bir gevşemenin başlayabileceği beklentisinin satın alındığını gösteriyor.
Önümüzdeki 18 aylık projeksiyonumuz, konut piyasasının bir yatırım enstrümanı olmaktan çıkıp yeniden erişilebilir bir ihtiyaç haline geleceğini öngörüyor. 2026'nın ikinci yarısından itibaren, sermayenin konut ve otomobilden kademeli olarak çıkarak Borsa İstanbul ve doğrudan yatırımlara akması kaçınılmazdır. Enflasyondaki düşüşün kalıcı hale gelmesiyle birlikte, 2027 projeksiyonlarında gayrimenkul getirilerinin enflasyonla paralel seyretmesi, sermaye piyasalarının ise yeniden "motor güç" haline gelmesi beklenmektedir. Bu süreç, makroekonomik istikrarın sürdürülebilirliği açısından kilit rol oynayacaktır.
ENDEKS24 ANALİZ MASASI
Konut ve otomotiv piyasasında 18 aylık döngüsel değişim raporuŞeffaflık ve Metodoloji Beyanı: Küçük yatırımcıyı koruma ve doğru bilgilendirme misyonumuz kapsamında; bu analiz Endeks24 Analiz ve Araştırma Kurulu denetiminde, rasyonel metodolojilerle hazırlanmıştır. Kurul yapımız ve analiz ilkelerimiz hakkında detaylı bilgi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.
Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir.





