TCMB yılın ikinci Enflasyon Raporu toplantısında 2026 yıl sonu enflasyon tahminini %26’ya yükseltirken, ara hedefini de %16’dan %24’e çıkardı. Önceki raporun 12 Şubat’ta, savaş başlamadan önce yayımlanmış olması nedeniyle toplantı yalnızca yeni tahmin seti açısından değil, savaş sonrası para politikası iletişimi açısından da kritik önem taşıyordu.
Toplantının ilk bölümünde enerji fiyatlarındaki yükselişin enflasyon, büyüme ve cari denge üzerindeki etkileri değerlendirildi. TCMB, savaş sonrası dönemde kur istikrarını korumaya yönelik likidite tedbirlerinin beklentiler üzerindeki olumlu etkisine dikkat çekti. Yurt içi yerleşiklerin TL’de kalmaya devam etmesi ve ilk çıkış dalgası sonrası yabancı yatırımcıların kısmen geri dönmesi, sunumda öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.
Başkan Fatih Karahan’ın sunumunda dikkat çeken en önemli unsur ise klasik tahmin bandı yaklaşımından uzaklaşılması oldu. TCMB, önceki dönemlerde kullanılan fan grafikleri yerine artık senaryo analizlerinin daha işlevsel hale geldiğini belirtti. Banka, yüksek belirsizlik ortamında genişleyen tahmin bantlarının beklentileri bozabileceği görüşüyle bu yönteme ara verdiğini açıkladı.
Piyasanın asıl odaklandığı bölüm ise yıl sonu tahmininin seviyesi oldu. TCMB’nin %26’lık tahmini, son piyasa anketlerinde %30 civarında kümelenen beklentilerin belirgin şekilde altında kaldı. Bu fark, piyasanın yalnızca mevcut fiyatlama davranışına değil, geçmiş dönem hedef sapmalarına da tepki verdiğini gösteriyor.
Beklenti yönetiminde güven sorunu öne çıkıyor
Piyasa oyuncularının TCMB tahminlerine temkinli yaklaşmasının temel nedenlerinden biri, geçmiş yıllarda açıklanan hedeflerin gerçekleşmelerden sürekli sapması oldu. Özellikle son yıllarda enflasyon tahminlerinin iyimser varsayımlar üzerine kurulması, beklenti yönetiminde kredibilite kaybını beraberinde getirdi.
TCMB’nin tahmin seti teknik olarak ulaşılabilir bir dezenflasyon patikasına işaret etse de piyasa fiyatlamaları daha yüksek bir enflasyon dinamiğinin kalıcı olabileceği görüşünü koruyor. Enerji maliyetleri, hizmet enflasyonu, ücret ayarlamaları ve kur geçişkenliği gibi başlıklar piyasanın daha temkinli pozisyon almasına neden oluyor.
Küresel tarafta da tablo destekleyici değil. Savaşın uzamasıyla birlikte enerji maliyetleri yükselmeye devam ederken tedarik zinciri sorunları yeniden belirginleşiyor. Avrupa’da bazı havayolu şirketlerinin uçuş sayılarını azaltması ve küresel büyüme beklentilerindeki aşağı yönlü revizyonlar, maliyet baskılarının geçici olmayabileceğine işaret ediyor.
Cari açıkta finansman iyimserliği tartışılıyor
Toplantının bir diğer kritik başlığı cari açık oldu. Başkan Karahan, cari açık/GSYİH oranının 2005-2025 ortalamasının altında bulunduğunu ve finansman tarafında sorun öngörülmediğini belirtti.
Ancak piyasa tarafında değerlendirmeler daha temkinli seyrediyor. Geçmiş yüksek cari açık dönemlerinde güçlü sermaye girişleri bulunurken mevcut dönemde net sermaye çıkışı yaşanması dikkat çekiyor. Buna ek olarak net hata noksan kaleminden kaynaklanan döviz talebinin yüksek seyretmesi, finansman kalitesi tartışmalarını güçlendiriyor.
Cari açığın sürdürülebilirliği açısından enerji fiyatlarının seyri, rezerv yeterliliği ve yabancı sermaye girişlerinin yönü önümüzdeki dönemde daha kritik hale gelebilir.
Rasyolar beklenti-kredibilite farkının piyasa fiyatlamasında belirleyici olduğunu netleştiriyor.




