Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı öncesinde yayımladığı 2025 Gençlik Araştırması, genç nüfusun demografik yapısından iş gücü piyasasına, mutluluk düzeyinden yapay zekâ kullanımına kadar geniş bir veri seti sundu. Araştırmaya göre 15-24 yaş grubundaki genç nüfus 12,7 milyon kişiyle toplam nüfusun %14,8’ini oluşturdu. Bu oran 1950 yılında %20,8 seviyesindeydi.

TÜİK projeksiyonlarına göre genç nüfus oranındaki düşüş önümüzdeki on yıllarda hızlanacak. Ana senaryoda genç nüfus oranının 2040 yılında %12,2’ye, 2060’ta %10,3’e gerilemesi bekleniyor. Düşük doğurganlık senaryosunda ise oran 2100 yılında %7,2’ye kadar inebilecek.

Araştırmanın en dikkat çekici başlıklarından biri iş gücü piyasasında ortaya çıkan çelişkili görünüm oldu. Genç işsizlik oranı 2024 yılındaki %16,3 seviyesinden 2025’te %15,3’e gerilerken, ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin oranı aynı dönemde %22,9’dan %23,3’e yükseldi. Özellikle genç kadınlarda NE-Nİ oranının %30,9’a çıkması dikkat çekti.

Altın ihracatı soruşturmasında Özcan Halaç’a ağır hapis talebi
Altın ihracatı soruşturmasında Özcan Halaç’a ağır hapis talebi
İçeriği Görüntüle

İşgücüne katılım ve istihdam oranlarında sınırlı yükseliş görülse de gençlerin önemli bölümünün düşük verimlilikli ve kırılgan işlerde yoğunlaştığı gözleniyor. Çalışan gençlerin %57,9’u hizmet sektöründe yer alırken sanayi sektörünün payı %30,5 seviyesinde kaldı. Genç kadınların hizmet sektörüne bağımlılığı ise %69,5 ile daha yüksek seviyede gerçekleşti.

Demografik avantaj hızla daralıyor

Türkiye’nin genç nüfus oranı halen Avrupa Birliği ortalamasının üzerinde bulunuyor. AB’de genç nüfus oranı 2025 itibarıyla %10,7 seviyesinde gerçekleşirken Türkiye’de oran %14,8 oldu. Ancak mevcut eğilim, Türkiye’nin geleneksel “genç nüfus avantajını” orta vadede kaybetmeye başladığını gösteriyor.

Araştırma, eğitim ve sosyal yapıdaki dönüşümü de ortaya koydu. Yükseköğretimde net okullaşma oranı kadınlarda %53’e ulaşırken erkeklerde %39,9 seviyesinde kaldı. Genç kadınların evlenme oranı ise erkeklerin yaklaşık 3,5 katına ulaştı.

Dijital dönüşüm tarafında gençlerin üretken yapay zekâ kullanım oranı %39,4 olarak ölçüldü. Yapay zekâyı kullanan gençlerin büyük bölümü bu araçları kişisel amaçlar ve eğitim için tercih etti. Mesleki kullanım oranı ise %19,7’de kaldı.

Araştırma aynı zamanda sosyal kırılganlıkların özellikle genç kadınlarda yoğunlaştığını ortaya koydu. Son 12 ayda en fazla şiddete maruz kalan grubun 15-24 yaş arası kadınlar olduğu belirtilirken psikolojik şiddet ilk sırada yer aldı.

Projeksiyonlar genç nüfus avantajının üretken istihdama dönüşmediği ekonomilerde büyüme potansiyelinin zayıflayabileceğini gösteriyor.

ANALİZ:

Türkiye uzun yıllardır genç nüfusunu büyüme potansiyelinin temel avantajlarından biri olarak öne çıkardı. Ancak TÜİK’in 2025 Gençlik Araştırması, bu avantajın artık otomatik bir ekonomik güç üretmediğini gösteriyor. Genç işsizliği %15,3’e gerilerken ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin oranının %23,3’e yükselmesi, iş gücü piyasasında niceliksel iyileşmenin yapısal dönüşüme dönüşemediğine işaret ediyor. Özellikle genç kadınlarda NE-Nİ oranının %30,9’a çıkması, Türkiye’nin yalnızca ekonomik değil sosyal sermaye açısından da önemli bir verimlilik kaybı yaşadığını ortaya koyuyor.

Makroekonomik açıdan bakıldığında genç işsizliğindeki düşüşün önemli bölümü hizmet sektöründeki genişleme ile ilişkili görünüyor. Çalışan gençlerin yaklaşık %58’inin hizmet sektöründe yoğunlaşması kısa vadede istihdam yaratırken, yüksek katma değerli üretim kapasitesi açısından sınırlı katkı sunuyor. Sanayi sektörünün genç istihdamındaki payının %30,5 seviyesinde kalması, Türkiye’nin üretkenlik artışı ve teknoloji tabanlı büyüme hedefleri açısından dikkat çekici bir kırılganlık yaratıyor. Bu yapı, ekonomik büyümenin sürdürülebilirliği açısından düşük verimlilik riskini beraberinde taşıyor.

Demografik görünüm ise uzun vadeli riskleri daha belirgin hale getiriyor. Türkiye’nin genç nüfus oranı halen Avrupa Birliği ortalamasının üzerinde olsa da düşüş eğilimi hızlanıyor. TÜİK projeksiyonlarına göre genç nüfus oranının 2060 yılında %10 seviyesine yaklaşması bekleniyor. Bu tablo, çalışma çağındaki nüfus avantajının giderek zayıflayacağına ve Türkiye’nin yaşlanan ekonomiler ligine beklenenden daha hızlı yaklaşabileceğine işaret ediyor. Demografik fırsat penceresi daralırken eğitim, teknoloji ve istihdam politikalarının niteliği çok daha kritik hale geliyor.

Araştırmanın dikkat çekici diğer başlığı ise dijital adaptasyon kapasitesi oldu. Gençlerin %39,4’ünün üretken yapay zekâ kullandığını belirtmesi, teknolojiye uyum hızının yüksek olduğunu gösteriyor. Ancak kullanımın ağırlıklı olarak kişisel ve eğitim amaçlı olması, bu dönüşümün henüz ekonomik üretkenliğe tam yansımadığını ortaya koyuyor. Türkiye’nin önündeki temel eşik, genç nüfusu yalnızca tüketici veya düşük verimlilikli hizmet çalışanı olarak değil, teknoloji üreten ve yüksek katma değer oluşturan insan kaynağına dönüştürebilmek olacak.

Kısa vadede ekonomik büyümenin kompozisyonu genç iş gücü piyasasının yönünü belirlemeyi sürdürecek. İç tüketime dayalı büyüme modeli hizmet istihdamını desteklemeye devam edebilir. Ancak orta vadede eğitim-istihdam uyumsuzluğunun derinleşmesi, kadınların iş gücüne katılımındaki yapısal sorunlar ve genç nüfus oranındaki gerileme Türkiye’nin büyüme potansiyelini aşağı çekebilir. Demografik avantajın korunabilmesi artık yalnızca nüfus büyüklüğüne değil, gençlerin ne kadar üretken ve yenilikçi hale getirilebildiğine bağlı görünüyor.

ENDEKS24 ANALİZ MASASI

Şeffaflık ve Metodoloji Beyanı: Küçük yatırımcıyı koruma ve doğru bilgilendirme misyonumuz kapsamında; bu analiz Endeks24 Analiz ve Araştırma Kurulu denetiminde, rasyonel metodolojilerle hazırlanmıştır. Kurul yapımız ve analiz ilkelerimiz hakkında detaylı bilgi için: Endeks24 Analiz ve Araştırma Kurulu

Yasal Uyarı: Bu içerik yatırım danışmanlığı kapsamında değildir; yatırım kararları için lisanslı aracı kurumlara ve yatırım danışmanlarına başvurulması önerilir.