ABD Başkanı Donald Trump, Fox News’e verdiği röportajda İran’ın Washington ile bir anlaşmaya varması gerektiğini belirterek Tahran yönetimine karşı daha fazla sabır göstermeyeceğini söyledi. Trump’ın açıklamaları, ABD ile İran arasında haftalardır kırılgan biçimde süren ateşkesin yeniden baskı altına girdiği bir dönemde geldi.
Trump, İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stokunun ülke dışına çıkarılmasına ilişkin soruya verdiği yanıtta, bunun güvenlikten çok “halkla ilişkiler” niteliği taşıdığını savundu. ABD yönetimi, İran’ın yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum kapasitesinden tamamen vazgeçmesini isterken, Tahran ise bunun Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması kapsamındaki meşru hakkı olduğunu belirtiyor.
İran parlamento sözcüsü Ebrahim Rezaei’nin Salı günü yaptığı açıklama gerilimi daha da artırdı. Rezaei, İran’a yönelik yeni bir saldırı halinde ülkenin uranyumu silah sınıfı kabul edilen %90 saflığa kadar zenginleştirebileceğini söyledi. Bu açıklama, Batılı başkentlerde nükleer eşik tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik düzenlediği saldırılar sonrası bölgede başlayan çatışma dalgası, Körfez’den Doğu Akdeniz’e kadar geniş bir güvenlik baskısı oluşturdu. Tahran yönetimi ise İsrail’e ve ABD üslerine ev sahipliği yapan Körfez ülkelerine yönelik saldırılarla karşılık verdi. Çatışmaların ardından binlerce kişinin hayatını kaybettiği ve milyonlarca kişinin yerinden edildiği bildiriliyor.
Nükleer dosyada diplomasi alanı daralıyor
Washington yönetimi, İran’ın yerli uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen sonlandırmasını stratejik öncelik olarak görüyor. Ancak Tahran, uranyum zenginleştirmenin barışçıl nükleer programın parçası olduğunu belirterek geri adım sinyali vermiyor. Tarafların temel pozisyonları arasındaki mesafenin korunması, diplomatik çözüm ihtimalini zayıflatıyor.
Trump’ın söylem tonunu sertleştirmesi, ABD’de yaklaşan siyasi gündemle birlikte değerlendiriliyor. İran dosyasının yeniden güvenlik merkezli bir çerçeveye taşınması, Washington’ın Orta Doğu stratejisinde askeri caydırıcılığı öne çıkarabileceği yorumlarına neden oluyor.
Piyasalarda enerji ve güvenli liman hassasiyeti izleniyor
Jeopolitik tansiyonun yükselmesi, küresel piyasalarda enerji fiyatları ve güvenli liman varlıkları üzerindeki baskının yeniden artabileceğine yönelik değerlendirmeleri güçlendirdi. Özellikle Hürmüz Boğazı çevresinde oluşabilecek yeni güvenlik risklerinin petrol arz zinciri açısından kritik olduğu belirtiliyor.
Altın fiyatlarında jeopolitik risk primi kaynaklı oynaklık ihtimali izlenirken, savunma sanayi ve enerji güvenliği temalı varlıklarda küresel yatırımcı ilgisinin artabileceği değerlendiriliyor. Buna karşın diplomatik kanalların tamamen kapanmaması, piyasalarda kısa vadeli sert fiyatlamaların sınırlı kalmasına neden oluyor.




