Eğitimciler Birliği Sendikası (EĞİTİM-BİR-SEN), çalışma hayatındaki zorlukların nüfus artış hızındaki düşüşe etkilerini analiz etmek amacıyla yürüttüğü kapsamlı saha araştırmasının sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. EĞİTİM-BİR-SEN Stratejik Araştırmalar Merkezi (EBSAM) iş birliğiyle 81 ilde düzenlenen araştırmaya, Millî Eğitim Bakanlığı ve yükseköğretim kurumlarında görev yapan 15 bin 44 kadın eğitim çalışanı katıldı.

Trive Yatırım 3 büyük ilde fiziksel operasyonlarını sonlandırdı
Trive Yatırım 3 büyük ilde fiziksel operasyonlarını sonlandırdı
İçeriği Görüntüle

Araştırma sonuçları, kadın çalışanların annelik hakları ve çalışma koşulları konusunda radikal bir değişim beklediğini gösteriyor. Katılımcıların yüzde 90,8’i, mevcut 16 haftalık doğum izninin, doğum öncesi 8 ve doğum sonrası 52 hafta olmak üzere toplam 60 haftaya çıkarılması gerektiğini savunuyor. Ayrıca her 10 kadından 9’u, yarım zamanlı çalışma modellerinin özlük hakları korunarak genişletilmesini talep ediyor.
Eğitim-Bir-Sen kadın eğitim çalışanları doğum izni ve analık hakları saha araştırması infografiği.

Demografik riskler ve 32 saat mesai modeli

Araştırmada öne çıkan bir diğer kritik veri ise çalışma saatlerine yönelik oldu. Katılımcıların yüzde 94,8’i esnek çalışma modellerinin iş verimliliğini artıracağına inanırken, kadın kamu görevlileri için haftalık çalışma süresinin 32 saate düşürülmesi ortak talep olarak kayda geçti. EĞİTİM-BİR-SEN Genel Merkez Kadın Komisyonu Başkanı Sıdıka Aydın, Türkiye’nin derin bir demografik dönüşümden geçtiğini belirterek, analık hakları güçlenmeden doğurganlık oranlarındaki düşüşün engellenemeyeceğine dikkat çekti.

Saha verileri, kadın eğitimcilerin yüzde 70,9’unun doğum sonrası işe dönüş sürecinde yeterli kurumsal destek görmediğini hissettiğini gösteriyor. Bu durum, eğitim sektöründeki nitelikli kadın iş gücünün sürdürülebilirliği açısından yapısal bir risk olarak değerlendiriliyor. Analık izinlerinin sadece bir süre meselesi değil, iş-aile uyumu için stratejik bir gereklilik olduğu vurgulanıyor.

ANALİZ:

ENDEKS24 analistlerinin iş gücü piyasası projeksiyonları ve kamuda verimlilik modellemelerine göre, sunulan bu talepler sadece bir sosyal hak arayışı değil, Türkiye’nin 2027 ve sonrası için öngörülen demografik sürdürülebilirliği açısından kritik bir "erken uyarı" niteliği taşımaktadır. 2025 yılında belirginleşen doğurganlık hızındaki yavaşlama, 2026 yılı gerçekliğinde kamu personel rejiminde yapısal bir reformu zorunlu kılmaktadır.

Sektörel çarpan analizleri, haftalık çalışma süresinin 32 saate düşürülmesinin kısa vadede operasyonel maliyet artışı yaratabileceğini, ancak orta vadede iş gücüne katılım oranının korunması ve nitelikli personelin sistemde kalmasıyla bu maliyetin sübvanse edilebileceğini göstermektedir. EBSAM verileri ışığında yapılan rasyo analizleri, kadın çalışanların %95,8’inin özlük haklarının korunması şartıyla esnek modelleri tercih etmesinin, kamu maliyesi üzerindeki emeklilik ve kıdem yükünü zamana yayabilecek bir fırsat penceresi sunduğunu işaret etmektedir.

ENDEKS24 ANALİZ MASASI
Demografik sürdürülebilirlik ve kamu istihdam stratejisi

Şeffaflık ve Metodoloji Beyanı: Bu analiz Endeks24 Analiz ve Araştırma Kurulu denetiminde, rasyonel metodolojilerle hazırlanmıştır. Kurul yapımız ve analiz ilkelerimiz hakkında detaylı bilgi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.

LİNK : https://www.endeks24.com/analiz-ve-arastirma-kurulu