Amerika Birleşik Devletleri'nin Orta Doğu’daki askeri varlığı, Ocak ayından bu yana sevkiyatı tamamlanan iki uçak gemisi, bir düzineden fazla destroyer ve yüzlerce savaş uçağı ile son yılların en yüksek seviyesine ulaştı. Bölgedeki bu devasa gücün her an savaşa hazır halde bekletilmesinin maliyeti milyarlarca dolara ulaşırken, diplomatik kulislerde "karar haftasına" girildiği konuşuluyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın, bu kapasitedeki bir donanmayı Mart ayı ortasından sonra eyleme geçmeden bölgede tutmayacağı öngörülüyor.
Diplomatik satranç ve zaman yönetimi
İran'ın köklü devlet geleneği ve müzakere süreçlerini uzatmadaki ustalığı, Washington’da "zaman kazanma stratejisi" olarak yorumlanıyor. Perşembe günü İsviçre’nin Cenevre kentinde yapılacak olan üst düzey müzakereler, krizin seyrini belirleyecek son diplomatik durak olarak görülüyor. Tahran yönetimi diplomasiye öncelik verilmesi şartıyla anlaşmanın mümkün olduğunu belirtse de, Washington’un "sıfır zenginleştirme" kırmızı çizgisi masadaki ağırlığını koruyor.
Masadaki operasyonel senaryolar
Beyaz Saray kaynaklarına ve uluslararası raporlara göre, müzakerelerin başarısız olması durumunda Trump’ın önünde iki temel askeri senaryo bulunuyor. Birinci senaryo, İran’ın nükleer programını hedef alan nokta atışlı bir "ilk saldırı" düzenlenmesi. İkinci ve daha kapsamlı senaryo ise nükleer kapasiteden vazgeçilmemesi durumunda önümüzdeki aylarda doğrudan rejim değişikliğini hedefleyen geniş çaplı bir harekatın başlatılması.
Bölgesel baskılar ve İsrail faktörü
Trump üzerindeki en büyük dış baskı unsuru olarak İsrail öne çıkıyor. İran’ın balistik füze programını ve nükleer çalışmalarını varoluşsal bir tehdit olarak tanımlayan İsrail yönetimi, bölgede mutlak güvenlik sağlanana kadar askeri seçeneklerin masada kalmasını talep ediyor. Öte yandan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölgesel aktörlerin, İran’ın zayıflatılmasına sıcak baksa da bölgeyi tamamen ateşe atacak topyekûn bir savaştan kaçınılması yönünde görüş bildirdiği ifade ediliyor.
Bölgesel risk değişimini küresel piyasa hassasiyetleriyle rasyonalize eden modellerimiz, tabloda şu stratejik alanları işaret ediyor:
ANALİZ:
ABD'nin bölgedeki askeri yığınağının lojistik ve operasyonel maliyeti, stratejik bir "karar eşiği" yaratmıştır. Milyarlarca dolarlık bu finansal yük, Trump yönetiminin Mart ortasına kadar somut bir sonuç alma isteğini rasyonel bir zorunluluk haline getiriyor. Modellemelerimiz, Cenevre'deki görüşmelerden "müzakere takviminin uzatılması" kararı çıksa dahi, piyasaların bunu bir çözüm olarak değil, risk priminin kalıcılaşması olarak fiyatlayacağını gösteriyor. İlk saldırı senaryosunun gerçekleşme ihtimali, petrol fiyatları ve küresel lojistik hatları üzerinde sistemik risk noktalarını tetikleyebilir. Özellikle Hürmüz Boğazı'nın güvenliği, 2026 yılı küresel enerji projeksiyonlarının merkezinde yer almaya devam edecektir.
ENDEKS24 ANALİZ MASASI
Orta doğu askeri dengesi ve jeopolitik risk projeksiyonuŞeffaflık ve Metodoloji Beyanı: Küçük yatırımcıyı koruma ve doğru bilgilendirme misyonumuz kapsamında; bu analiz Endeks24 Analiz ve Araştırma Kurulu denetiminde, rasyonel metodolojilerle hazırlanmıştır. Kurul yapımız ve analiz ilkelerimiz hakkında detaylı bilgi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.
Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir.





