Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, kentsel dönüşüm süreçlerinde yaşanan tıkanıklıkları aşmak adına iki stratejik hamleyi eş zamanlı olarak devreye aldı. 4 Şubat'ta yürürlüğe giren ve karar alma süreçlerindeki azınlık blokajını kaldıran mevzuat düzenlemesinin ardından, Nisan 2026 itibarıyla sürecin finansman ayağına yönelik somut adımlar netleşti. Dünya Bankası kaynaklı fonlarla desteklenen yeni paket, İstanbul öncelikli olmak üzere riskli konut sahiplerine uzun vadeli ve düşük maliyetli likidite imkanı tanıyor.
Yeni modelde kredi limiti konut başına 3 milyon TL olarak belirlenirken, 180 ay vade ve aylık %0,69 faiz oranı piyasa koşullarının oldukça altında bir maliyet sunuyor. Özellikle orta ve düşük gelirli haneler, enerji verimli bina inşa edenler ve belirli sosyal gruplar için ek faiz indirimleri de sistemin içine entegre edilmiş durumda. Başvuru süreci; e-Devlet üzerinden müteahhit kaydı, proje onayı ve banka entegrasyonu aşamalarıyla daha kontrollü bir dijital takip mekanizmasına bağlandı.
Karar Mekanizması ve Uygulama Hızı
Kentsel dönüşümün Türkiye’deki kronik sorunu olan "uzayan karar süreçleri", Şubat ayındaki düzenlemeyle önemli ölçüde rasyonalize edildi. Mülkiyet sahipleri arasındaki uzlaşı sürelerini kısaltan bu adım, finansman paketinin çarpan etkisini artırabilecek bir zemin hazırlıyor. Ancak sahadaki başarının sadece düşük faizli krediyle değil, inşaat maliyetlerindeki volatilite ve geçici barınma desteği gibi yan unsurlarla da desteklenmesi gerektiği vurgulanıyor.
Sektörel Kapasite ve Finansal Erişilebilirlik
Gayrimenkul ve inşaat sektörü temsilcileri, 3 milyon TL’lik limitin bazı bölgelerde maliyeti karşılamada yeterli olacağını, ancak yüksek metrekare maliyetine sahip lokasyonlarda ek finansman modellerine ihtiyaç duyulabileceğini belirtiyor. Kredi kullanımında müteahhitlik sistemine getirilen kayıt zorunluluğu ise projelerin tamamlanma riskini minimize etmeyi amaçlayan bir güvenlik katmanı olarak öne çıkıyor.




