Kamu maliyesinde deprem felaketi sonrası bozulan denge, 2026 yılının ilk çeyreği itibarıyla toparlanma eğilimine girdi. 2025 yılı boyunca %80’in altında seyreden bütçe gelirlerinin giderleri karşılama oranı, Ocak 2026 verilerine göre %87 seviyesine ulaştı. Bu iyileşmede, deprem bölgesine yönelik yapılan yoğun harcamaların azalması ve bütçe disiplinine yönelik atılan adımlar ana faktör olarak öne çıkıyor.
Tarihsel perspektifte bakıldığında, 2008 küresel krizine %95 gelir-gider oranıyla giren Türkiye, pandemide %82, deprem döneminde ise %80’in altı değerleri test etmişti. Mevcut %87’lik oran, kamu borçlanma gereğinin azaldığı bir döneme girildiğini kanıtlıyor. Ancak düşük borç stokuna rağmen artan faiz yükü, bütçe üzerindeki temel baskı unsuru olmayı sürdürüyor.
ENDEKS24 TERMİNAL
📉 GELİR/GİDER KARŞILAMA ORANI (%)
📋 BÜTÇE DİNAMİKLERİ MATRİSİ
🎯 KAMU MALİYESİ SAĞLIK SKORU
🔔 BÜTÇE VE BORÇLANMA NOTLARI
- • Deprem Sonrası Normalleşme: Ocak 2026 itibarıyla %87'ye ulaşan gelir/gider oranı, bütçe disiplininin rasyonalize edildiğini gösteriyor.
- • Faiz Harcaması Baskısı: Her 100 TL'lik gelirin 15 TL'sinin faize ayrılması (%14,6), geçmiş dönem borç yükünün ana maliyet unsuru olduğunu kanıtlıyor.
- • Borç Çevirme İvmesi: İç borç çevirme oranının %100'ün altına inme beklentisi, piyasada kredi genişlemesi için alan yaratabilir.
📊 TARİHSEL FAİZ/GELİR PİVOTLARI
Faiz giderleri tarihsel ortalamaların üzerinde
Bütçe dengesindeki iyileşmeye rağmen, faiz harcamalarının bütçe gelirlerine oranı dikkat çekici bir seviyeye ulaştı. 2016 ve 2017 yıllarında %9 seviyelerinde gerçekleşen bu oran, 2024 ve 2025 yıllarındaki yüksek seyretmesinin ardından %14,6 olarak kaydedildi. Bu tablo, Hazine’nin topladığı her 100 TL’lik vergi ve gelirin 15 TL’sini geçmiş dönem borçlanma tercihleri ve yüksek faiz ortamı nedeniyle faiz ödemelerine harcadığını gösteriyor.
Borç çevirme oranlarında düşüş beklentisi
Ekonomi yönetiminin projeksiyonlarına göre, bütçe performansındaki artış kamunun borçlanma ihtiyacını azaltacak. 2023-2025 döneminde %130’un üzerinde seyreden iç borç çevirme oranlarının, 2026 yılının geri kalanında %100’ün altına inmesi bekleniyor. Hazine’nin vadesi gelen 100 TL’lik borcuna karşılık daha az borçlanacak olması, piyasada şirketler ve hanehalkı için daha fazla kredi alanı yaratılmasına imkan tanıyacak.
Bütçe veri setlerini makro ihtiyati denge modellemelerimizle rasyonalize ettiğimizde, borçlanma maliyetlerindeki seyir şu kritik alanları işaret ediyor:
ANALİZ:
Kamu maliyesindeki %87’lik karşılanma oranı, dezenflasyon süreci için kritik bir çıpadır. Kamunun toplam talep üzerindeki baskısının azalması ve "yönetilen/yönlendirilen fiyatlar" üzerindeki zam ihtiyacının zayıflaması, enflasyon ataletinin kırılmasına doğrudan katkı sağlayacaktır. Ancak faiz giderlerinin bütçe gelirlerine oranının %14,6 seviyesinde katılaşması, maliye politikasının hareket alanını kısıtlayan yapısal bir dirençtir.
Endeks24 Analiz Masası projeksiyonlarına göre, iç borç çevirme oranlarının %100’ün altına gerilemesi, yılın ikinci yarısında özel sektörün finansmana erişim maliyetlerinde rasyonel bir iyileşme başlatabilir. Kamu borç stokunun GSYH’ye oranının %24 ile küresel ortalamaların çok altında olması Türkiye için önemli bir tampon bölge oluştururken; bu düşük stoğa rağmen yüksek faiz yükü taşınması, borçlanma kompozisyonunun vade ve maliyet ekseninde yeniden tasarlanması gerektiğini ortaya koyuyor. Bütçe disiplinindeki bu ivme korunduğu takdirde, Türkiye’nin risk primindeki (CDS) gerilemenin kalıcı hale gelmesi muhtemeldir.
ENDEKS24 ANALİZ MASASI
Kamu maliyesinde faiz baskısı ve borç çevirme dinamikleri
Şeffaflık ve Metodoloji Beyanı: Küçük yatırımcıyı koruma ve doğru bilgilendirme misyonumuz kapsamında; bu analiz Endeks24 Analiz ve Araştırma Kurulu denetiminde, rasyonel metodolojilerle hazırlanmıştır. Kurul yapımız ve analiz ilkelerimiz hakkında detaylı bilgi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.
Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir.





