Yerli ve milli üretimde ölçek sorunu risk yaratıyor
Yerli ve milli üretimde ölçek sorunu risk yaratıyor
İçeriği Görüntüle

İran'ın 8 Mart tarihinde göreve gelen yeni Dini Lideri Mojtaba Hamaney'in, babası Ali Hamaney'in hayatını kaybettiği 28 Şubat tarihli hava saldırısında ağır yaralandığı ve tedavisinin sürdüğü bildirildi. Reuters'ın servis ettiği ve üst düzey kaynaklara dayandırdığı bilgilere göre, 56 yaşındaki liderin yüzünde kalıcı hasar oluştuğu ve bacaklarından ciddi yaralar aldığı belirtiliyor.

Tahran'ın merkezindeki liderlik yerleşkesine düzenlenen saldırıdan bu yana Hamaney'e ait herhangi bir fotoğraf veya video kaydı yayınlanmaması, İran kamuoyunda ve küresel piyasalarda spekülasyonları artırıyor. Kaynaklar, Hamaney'in zihinsel olarak formda olduğunu ve önemli kararlara sesli konferans yoluyla katıldığını ifade etse de, fiziksel görünürlük eksikliği yönetim kabiliyeti üzerinde soru işaretleri yaratıyor.

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth'in Mart ayı ortasında yaptığı "yaralı ve muhtemelen şekilsiz" açıklamasıyla örtüşen bu yeni bilgiler, bugün Pakistan'ın başkenti İslamabad'da başlayacak olan ABD-İran barış görüşmelerinin gölgesinde kalıyor. Washington ve Tel Aviv kaynakları, liderin bir bacağını kaybetmiş olabileceği ihtimali üzerinde dururken, Tahran yönetimi konuya ilişkin resmi bir açıklama yapmaktan kaçınıyor.

Devrim Muhafızları'nın (IRGC) bu süreçte karar alma mekanizmalarında daha baskın bir rol üstlendiği gözlemleniyor. Hamaney'in 12 Mart tarihinde yayınladığı ve Hürmüz Boğazı'nın kapalı tutulması gerektiğini belirten yazılı talimatı, bölgedeki enerji koridorları üzerindeki baskıyı koruma stratejisi olarak değerlendiriliyor.

Bölgesel risklerin küresel piyasa yansımaları

İran'daki liderlik yapısının fiziksel ve otoriter meşruiyeti üzerindeki belirsizlikler, özellikle enerji piyasalarında risk primini yüksek tutuyor. İslamabad'daki müzakerelerin şeffaflığı ve sürdürülebilirliği, Tahran'daki hiyerarşik yapının netleşmesine bağlı görünüyor. Uzmanlar, Hamaney'in kamuoyu önüne çıkma süresinin uzamasının, ülkede halihazırda var olan iç huzursuzluğu ve "kim yönetiyor?" sorusunu tetiklediğini vurguluyor.