Hükümet, eğitimde ve istihdamda yer almayan genç nüfusu iş gücü piyasasına kazandırmak amacıyla kapsamlı bir teşvik modelini devreye almaya hazırlanıyor. Mayıs 2026 içinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulması beklenen kanun teklifi, özellikle “ev gençleri” olarak tanımlanan 18-25 yaş grubunu hedefliyor.

En düşük emekli maaşı için yeni düzenleme sinyali
En düşük emekli maaşı için yeni düzenleme sinyali
İçeriği Görüntüle

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı koordinasyonunda hazırlanan düzenleme, İşsizlik Sigortası Fonu kaynaklarının daha etkin kullanılmasını amaçlıyor. Teklif kapsamında, işverenlere genç istihdamı için doğrudan mali destek sağlanacak.

Destek modeli netleşiyor

Taslak düzenlemeye göre, İŞKUR’a kayıtlı 18-25 yaş arası gençlerin işe alınması halinde işverenlere 6 ay süreyle ücret desteği verilecek. Bunun yanı sıra, prim desteğinin 18 aya kadar uzatılması planlanıyor.

Desteklerin İşsizlik Fonu’ndan karşılanması öngörülürken, modelin imalat sektöründe faaliyet gösteren özel sektör işletmeleri için uygulanması planlanıyor. Bu yapı, özellikle üretim odaklı sektörlerde genç istihdamını artırmayı hedefliyor.

Kimler yararlanabilecek

Düzenlemeden faydalanmak için gençlerin İŞKUR’a kayıtlı olması, 18 yaşını doldurmuş ancak 25 yaşını geçmemiş olması gerekiyor. Ayrıca uzun vadeli sigorta kollarında 90 günden fazla sigortalı olmama ve yükseköğretim öğrencisi olmama şartı aranacak.

Yabancı uyruklular ve yurt dışında çalışanlar kapsam dışında bırakılırken, desteklerin yalnızca belirli kriterleri sağlayan işverenler için geçerli olması planlanıyor.

Hedef 5 milyon genç

Projeyle birlikte yaklaşık 5 milyon gencin iş gücü piyasasına kazandırılması hedefleniyor. Düzenleme, gençlerin erken yaşta istihdama katılımını artırmanın yanı sıra kayıtlı çalışma oranını yükseltmeyi de amaçlıyor.

Aynı zamanda gençlerin iş deneyimi kazanması ve uzun vadede istihdamda kalıcılığın sağlanması, modelin temel hedefleri arasında yer alıyor.

Politika arka planı

Son yıllarda artan genç işsizlik oranları ve eğitim dışında kalan nüfusun büyüklüğü, politika yapıcıları hedefli teşvik mekanizmalarına yöneltiyor. Bu çerçevede hazırlanan düzenleme, doğrudan mali destekle işveren davranışını değiştirmeyi hedefleyen bir model olarak öne çıkıyor.