Washington, İran’a karşı ekonomik baskıyı genişletmeye hazırlanırken beş ana kanal öne çıkıyor: Çin’e petrol satışının finansmanı, döviz ve aracı ağları, üçüncü ülke şirketlerine ikincil yaptırımlar, İran’ın yurt dışındaki varlıkları ve gölge filo. Ancak bunlar henüz Beyaz Saray tarafından açıklanmış beş maddelik resmi bir yaptırım paketi değil.
ABD Hazine Bakanlığı’nın mevcut uygulamaları, olası yeni adımların önemli bölümünün sıfırdan kurulmayacağını gösteriyor. Bakanlık, nisan ayında Çin’in İran petrol ihracatının yaklaşık yüzde 90’ını satın aldığını belirtirken, Çin’deki bağımsız rafineriler ve bu ticareti kolaylaştıran finans kuruluşları için yaptırım riskini açıkça gündeme taşıdı. Aynı açıklamada yabancı finans kuruluşlarına karşı ikincil yaptırım yetkilerinin kullanılabileceği de vurgulandı.
Çin petrol ticareti baskının merkezinde
ABD Hazine Bakanlığına göre İran petrolünün yaklaşık yüzde 90’ı Çin’e gidiyor. Bu yoğunlaşma, Washington açısından en belirgin baskı noktasını oluşturuyor. Şimdiye kadar bazı bağımsız Çin rafinerileri ve aracılar yaptırım kapsamına alınırken, daha büyük Çin bankalarının doğrudan hedeflenmesi Pekin ile finansal gerilimi büyütebilecek daha sert bir seçenek olarak öne çıkıyor.
İkinci kanal, İran’ın petrol gelirini ülkeye geri taşıyan döviz büroları, aracılar ve paravan şirketler. Hazine Bakanlığı, “Economic Fury” kampanyası kapsamında bu yapıları İran’ın gölge bankacılık sistemi olarak tanımlıyor. Haziran ayında dijital varlık platformlarına ve finansal aracılara yönelik yeni yaptırımlar açıklayan Bakanlık, yabancı şirket ve finans kuruluşlarına karşı ek adımlar atılabileceğini de belirtti.
Üçüncü ve daha geniş seçenek, İran’la sınırlı ticari ilişki kuran yabancı şirket ve bankalara kadar uzanabilecek ikincil yaptırımlar. Böyle bir yaklaşım, hedefi yalnız İran içindeki aktörlerden çıkarıp üçüncü ülkelerdeki finans ve ticaret kuruluşlarına taşır. Hazine Bakanlığının haziran açıklaması, yabancı finans kuruluşlarına ikincil yaptırım uygulanabileceğini açık biçimde kayda geçiriyor.
Varlıklar ve gölge filo daha sert aşamayı temsil ediyor
Dördüncü seçenek, İran devletine ait yurt dışı varlıkların yalnız dondurulması değil, belirli hukuk yollarıyla el konulmasının denenmesi. Bloomberg’in değerlendirmesinde bu adımın uygulanabilirliği, varlıkların hangi ülkede bulunduğu ve ilgili hükümetlerin iş birliğine bağlı olduğu için diğer seçeneklerden daha karmaşık görülüyor.
Beşinci kanal ise İran’ın petrol taşımacılığında kullandığı gölge filonun daha geniş bir ekosistem olarak hedeflenmesi. Washington halihazırda tankerleri, şirketleri ve sigorta bağlantılarını yaptırım listelerine ekliyor. 29 Temmuz tarihli Hazine kararı, 2026 başından bu yana İran’ın gölge filosuyla bağlantılı 100’den fazla geminin yaptırım kapsamına alındığını bildirdi.
Trump yönetiminin hukuki zemini de yeni değil. NSPM-2 başkanlık memorandumu, Hazine Bakanına İran’a karşı sürekli yaptırım uygulama, mevcut muafiyetleri gözden geçirme ve denizcilik, sigorta ile liman işletmelerini yaptırım riskleri konusunda yönlendirme talimatı veriyor.
Beş kanalın ortak sınırı, baskının İran ekonomisini sıkıştırırken petrol fiyatlarını ve ABD’nin Çin ile ilişkilerini de etkileyebilmesi. Bu nedenle esas ayrım yeni hedef bulmakta değil, Washington’ın daha büyük finans kuruluşlarını ve üçüncü ülke şirketlerini kapsayan yaptırımların ekonomik maliyetini göze alıp almayacağında ortaya çıkıyor.
İran petrol gelirlerine yönelik baskının önceki aşaması, Endeks24’ün Çinli rafinerileri hedef alan yaptırım haberinde izlenebilir. Nisan 2025’teki adımlar, bugünkü seçeneklerin özellikle petrol satış zinciri ve Çin bağlantısı açısından nasıl genişleyebileceğine ilişkin temel referansı oluşturuyor.





