28 Şubat 2026’da başlayan ABD-İsrail-İran geriliminin sıcak savaşa dönüşmesiyle küresel enerji piyasalarında yaşanan sarsıntı, birinci ayında Türkiye ekonomisi üzerindeki baskısını artırıyor. Brent petrol fiyatının 115 dolar seviyesine tırmanması, net enerji ithalatçısı Türkiye için yıllık enerji faturasının 100 milyar dolar kritik eşiğini aşmasına yol açan en temel dinamik haline geldi.

Petrol şoku ve 115 dolarlık yeni maliyet

Şubat sonundaki 72,5 dolarlık seviyeden savaşla birlikte hızla yükselen Brent petrol, 30 Mart itibarıyla 115 dolar düzeyinde fiyatlanıyor. Bu yükseliş, ham petrolün varil fiyatında bir ayda yaklaşık 42,5 dolarlık bir artış anlamına geliyor. Yapılan hesaplamalar, petrol fiyatlarının bu seviyede kalması durumunda Türkiye’nin yıllık sadece ham petrol ithalat faturasının 26 milyar doları, toplam enerji ithalat faturasının ise 100 milyar doları geride bırakacağını gösteriyor.

Makro göstergelerde sert bozulma

ABD'nin İran savaşındaki kaybı 300 askeri geçti
ABD'nin İran savaşındaki kaybı 300 askeri geçti
İçeriği Görüntüle

Petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık artışın yıllık enflasyona yaklaşık 1,2 puan ek yük getirdiği veri setinde, savaş kaynaklı 42,5 dolarlık artışın enflasyon üzerindeki doğrudan etkisi 5,1 puana yükseldi. Bu durum, piyasa beklentilerinin %30 bandına oturmasına neden olurken, cari açık tarafında ise yıllık bazda 21,5 milyar dolarlık ilave bir açık potansiyeli oluşturdu. Artan döviz ihtiyacıyla birlikte dolar kuru 44 TL’nin üzerindeki seyrini koruyor.

Rezerv erimesi ve piyasa tepkisi

Savaşın başlamasından bu yana küresel riskten kaçış eğilimiyle carry trade pozisyonlarından 15 milyar dolarlık çıkış gerçekleşirken, TCMB brüt rezervleri 19 Mart itibarıyla 177,5 milyar dolara geriledi. 27 Şubat’tan bu yana yaşanan toplam rezerv kaybı 32,8 milyar dolar olarak kayıtlara geçti. BİST 100 endeksi ise artan maliyet baskısı ve jeopolitik belirsizliklerle son bir ayda %8,6 değer kaybederek 12.698 puana çekildi.

Brent petrol fiyatlarını makro projeksiyon setlerimizle incelediğimizde, süreçteki risk ve fırsat dengesi şu şekilde netleşiyor:

ANALİZ:

Petrolün 115 dolar bandına yerleşmesi, Türkiye'nin 2026 yılı dezenflasyon programı için en ciddi sistemik risk noktasını oluşturmaktadır. Varil fiyatındaki 42,5 dolarlık artışın enflasyon sepetine olan 5,1 puanlık doğrudan yansıması, likidite modellerinde TCMB'nin mevcut %37'lik politika faizini koruma direncini zorlayabilir. Rezervlerdeki 32,8 milyar dolarlık erime, kur üzerindeki yapısal dirençleri artırırken; 100 milyar dolarlık yıllık enerji faturası projeksiyonu, ödemeler dengesi üzerindeki baskının orta vadeli bir riskten öte, akut bir operasyonel zorluğa dönüştüğünü işaret ediyor. Borsa İstanbul’daki satış baskısı, piyasanın bu maliyet şokunu rasyonalize etme sürecinde olduğunu teyit etmektedir.

ENDEKS24 ANALİZ MASASI
Petrol şoku ve makroekonomik denge maliyeti

Şeffaflık ve Metodoloji Beyanı: Küçük yatırımcıyı koruma ve doğru bilgilendirme misyonumuz kapsamında; bu analiz Endeks24 Analiz ve Araştırma Kurulu denetiminde, rasyonel metodolojilerle hazırlanmıştır. Kurul yapımız ve analiz ilkelerimiz hakkında detaylı bilgi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.

LİNK : https://www.endeks24.com/analiz-ve-arastirma-kurulu

Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir.