ABD’nin bölgedeki askeri tahkimatının ardından İran’a yönelik başlayan saldırılar, küresel piyasalarda sürpriz bir dalgalanmaya yol açtı. 2026 yılının ilk iki ayında gelişmekte olan ülkelere yönelik yıllıklandırılmış 1,1 trilyon dolarlık rekor sermaye akışı yaşanırken, hafta sonu gelen haberler piyasaları "temkinli" bir bekleyişe itti. Yıl başından bu yana dolar bazında %22,7 getiri sağlayan Borsa İstanbul, şokun ilk etkilerini soğukkanlı bir duruşla karşıladı.

TCMB ve ekonomi yönetiminden hızlı hamle

Ekonomi yönetimi, jeopolitik risklerin piyasa üzerindeki baskısını hafifletmek amacıyla hafta sonu kritik önlemleri devreye aldı. TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI (TCMB), haftalık repo ihalelerini iptal ederek piyasadaki faizlerin yaklaşık 300 baz puan yükselmesini sağladı. Bu hamle, dövize yönelik yerel talebin sınırlı kalmasında ve piyasa dengesinin korunmasında anahtar rol oynadı.

Borsa İstanbulda devlerin para trafiği rotayı değiştirdi
Borsa İstanbulda devlerin para trafiği rotayı değiştirdi
İçeriği Görüntüle

Yabancı yatırımcı çıkışı ve sermaye akımları

Küresel risk iştahındaki azalmaya bağlı olarak Türkiye’den yaklaşık 10 milyar dolarlık bir yabancı yatırımcı çıkışı yaşandığı tahmin ediliyor. Ancak analistler, 2026 başında Türkiye’ye yönelen toplam yabancı sermaye hacmine oranla bu miktarın oldukça düşük olduğunu ve kurumsal yatırımcıların "panik satış" yapmadığını vurguluyor. Tahvil piyasalarındaki küresel akışların devam etmesi, gelişmekte olan ülkelere olan ilginin yapısal olarak sürdüğünü gösteriyor.

Ticari etkiler ve enerji koruması

İran ile yapılan ve toplam ihracatın %1,2’sine denk gelen 3,2 milyar dolarlık ticaretin durması beklenirken; enerji fiyatlarındaki artışa karşı "eşel mobil" sistemine geçilmesi kararlaştırıldı. Akaryakıt üzerindeki vergi yükünün esnetilmesiyle, enerji maliyetlerinin enflasyon ve ekonomik aktivite üzerindeki olumsuz etkisi vergi politikasıyla dengelenecek. Bu durum bütçe üzerinde bir miktar yük oluştursa da dezenflasyon sürecinin korunması açısından kritik önem taşıyor.

Bölgesel risk değişimini küresel piyasa hassasiyetleriyle rasyonalize eden modellerimiz, tabloda şu stratejik alanları işaret ediyor:

ANALİZ:

2026 yılı başında gelişmekte olan piyasalara (EM) yönelik yıllık 1,1 trilyon dolarlık fon akışı, mevcut jeopolitik şoka karşı bir likidite tamponu oluşturmuştur. TCMB’nin likidite kanalını daraltarak piyasa faizlerini 300 baz puan yukarı çekmesi, sermaye kaçışını "maliyetlendirmiş" ve döviz piyasasındaki spekülatif atakların önünü kesmiştir. Sistemik risk noktaları açısından bakıldığında; İran ile olan sınırlı ticaret hacmi Türkiye'nin büyüme projeksiyonlarını temelden sarsacak düzeyde değildir. Asıl yapısal direnç, akaryakıt fiyatlarında "eşel mobil" sistemine geri dönülerek enflasyonist beklentilerin çıpalanmış olmasıdır. Modellemelerimiz, savaşın bölgesel bir yıpratma sürecine evrilmesi durumunda dahi Türkiye’nin enerji kaynaklarındaki çeşitliliği ve proaktif para politikasıyla "negatif ayrışma" riskini minimize ettiğini göstermektedir.

ENDEKS24 ANALİZ MASASI
Jeopolitik risklerin makroekonomik istikrar ve likidite yönetimi üzerindeki etkileri

Şeffaflık ve Metodoloji Beyanı: Küçük yatırımcıyı koruma ve doğru bilgilendirme misyonumuz kapsamında; bu analiz Endeks24 Analiz ve Araştırma Kurulu denetiminde, rasyonel metodolojilerle hazırlanmıştır. Kurul yapımız ve analiz ilkelerimiz hakkında detaylı bilgi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.

LİNK : https://www.endeks24.com/analiz-ve-arastirma-kurulu

Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım kararları kişisel risk ve getiri tercihlerinize göre verilmelidir.