ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One uçağında gazetecilere yaptığı açıklamada, İran'ın yeni lider kadrosunu "çok makul" olarak nitelendirdi. 28 Şubat'ta gerçekleşen İsrail operasyonu sonrası göreve gelen yeni yönetimin Washington ile "doğrudan ve dolaylı" temas halinde olduğunu doğrulayan Trump, Tahran ile bir anlaşmaya varılması konusunda iyimser bir tablo çizdi.
Ancak bu yumuşama sinyallerine rağmen Trump, İran'ın petrol ihracatının %90'ını gerçekleştirdiği Kharg Adası'na yönelik askeri operasyon sinyali verdi. "İran'daki petrolü almak" istediğini belirten ABD Başkanı, adanın kontrolünü ele geçirme seçeneğini masada tutarak Tahran üzerindeki ekonomik baskıyı maksimize etme niyetini açıkça ortaya koydu.
Bölgesel diplomasi trafiği ve askeri tırmanış
Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar, İslamabad'ın önümüzdeki günlerde iki taraf arasında "anlamlı görüşmelere" ev sahipliği yapmaya hazırlandığını duyurdu. Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır dışişleri bakanlarının katılımıyla gerçekleşen bölgesel zirve, savaşın daha fazla yayılmasını önlemeyi amaçlıyor. Öte yandan İsrail, Tahran ve çevresindeki füze fırlatma alanlarına yönelik 140'tan fazla hava saldırısı düzenleyerek askeri baskısını sürdürüyor.
Pentagon, bölgeye özel harekat personeli ve ek deniz piyadeleri sevk ederek Trump'a olası bir kara saldırısı için tüm askeri seçenekleri sundu. Yemen'deki Husilerin de İsrail'e saldırı başlatarak çatışmaya dahil olması, Bab el-Mandeb Boğazı üzerinden küresel nakliye yollarını tehdit eden ikinci bir cephenin açılmasına neden oldu.
Küresel piyasalarda arz korkusu
İran'ın Hürmüz Boğazı'nı fiilen ablukaya alması, dünya petrol ve gaz sevkiyatının %20'sini kesintiye uğrattı. Bu gelişme sonrası Brent petrol varil başına 115,66 dolara yükselerek aylık rekor artış yoluna girdi. Asya borsalarında sert düşüşler yaşanırken, Japonya'nın NIKKEI endeksi %4,7 oranında değer kaybetti. Yatırımcılar, enerji arzındaki bozulmanın küresel ekonomiyi derin bir durgunluğa sürüklemesinden endişe ediyor.





