Ateşkesin İran ile ABD arasındaki savaşı soğutması, Brent petrolün 73 dolara gerilemesi, dezenflasyonun sürmesi ve iç talebin zayıflaması, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'na faizde önce normalleşme, ardından sınırlı bir indirim için alan açtı. Ancak bu senaryonun ayakta kalması üç değişkene bağlı: ateşkesin kırılganlığı, Fed'in izleyeceği yol ile güçlenen dolar ve yurt içi siyasetin risk primine etkisi. Bu başlıklardan herhangi birinde bozulma, indirim takvimini öteleyebilir.
Faiz indirimine zemin hazırlayan tablo
Yılın ilk beş ayında tüketici enflasyonu yüzde 16,61 oldu (TÜİK); nisanda savaşın etkisiyle yüzde 4'ün üzerine çıkan aylık artış, mayısta yüzde 1,71'e yavaşladı. Türkiye'nin 5 yıllık kredi risk primi (CDS), savaş döneminde 300 baz puana yükseldikten sonra 225 baz puana kadar geriledi. TCMB savaş başladıktan sonra bir hafta vadeli repo fonlamasına ara verip piyasayı gecelik borç verme faizi olan yüzde 40'tan fonlamaya başlamış, böylece etkin faiz politika faizi olan yüzde 37'nin 300 baz puan üzerine çıkmıştı. Enflasyonist risklerin azaldığı, risk priminin gerilediği ve kredi büyümesinin yavaşladığı bu ortamda, ağırlıklı fonlama maliyetinin önce yüzde 37'ye doğru normalleşmesi, koşullar uygun seyrederse sonbaharda sınırlı bir indirim beklentisi güç kazandı.
Birinci risk: ateşkesin kırılganlığı
İndirim senaryosunun en güçlü dış dayanağı, savaşın bitmesiyle enerji fiyatlarının gerilemesi. Brent, çatışma sırasında 118 doların üzerini gördükten sonra savaş öncesi seviyelere döndü. Ne var ki taraflar arasındaki tansiyon zaman zaman yükseliyor ve teknik heyetler arasındaki görüşmeler henüz nihai bir anlaşmaya bağlanmadı. Ateşkesin bozulması ya da Hürmüz Boğazı'nda yeni bir gerginlik, petrol fiyatlarını yeniden yukarı taşıyarak enerji ithalatçısı Türkiye'nin enflasyon ve cari denge görünümünü hızla bozabilir. Bu da TCMB'nin elini bağlar.
İkinci risk: Fed'in yönü ve güçlenen dolar
İkinci başlık küresel para politikası. ABD Merkez Bankası'nın faizde izleyeceği yol, gelişmekte olan ülkelere sermaye akışını ve dolayısıyla TCMB'nin manevra alanını doğrudan etkiliyor. Fed'in beklenenden uzun süre sıkı kalması, Türk lirası cinsi varlıkların cazibesini azaltır. Buna paralel olarak doların diğer para birimleri karşısında yeniden değer kazanmaya başladığı bir döneme girildi. Güçlü dolar, kısa vadede ithalat maliyetleri ve beklentiler kanalıyla baskı yaratırken, ihracatçının rekabet gücünü de zorluyor.
İndirim kapısını açan tablo gerçek, ancak senaryonun ayakta kalması ateşkese, Fed'in yönüne ve yurt içi siyasete bağlı.
Endeks24 Analiz MasasıÜçüncü risk: yurt içi siyaset ve risk primi
Üçüncü ve içeride en çok izlenen başlık, risk primini etkileyebilecek yurt içi siyasi gelişmeler. CDS'teki gerileme, yabancı yatırımcının Türkiye algısının iyileştiğine işaret ediyor; ancak bu kazanım kırılgan. Risk primini yeniden yukarı taşıyacak bir siyasi belirsizlik, hem borçlanma maliyetlerini artırır hem de TCMB'nin indirim takvimini ihtiyatlı tutmasına yol açar.
Kısa vadede yön belirleyecek ilk eşik, temmuz toplantısı öncesinde açıklanacak haziran enflasyonu olacak. Aylık eğilimin yüzde 2'nin altına inmesi, faiz koridorunda normalleşme adımlarının kapısını aralayabilir. Endeks24 Analiz Masası, beklenti dışı bir fiyat hareketi olmaması halinde sonbahar aylarında politika faizinde 100 ila 200 baz puanlık indirim alanı bulunabileceğini, indirimlerin daha çok ekim ve aralık toplantılarında gündeme gelebileceğini değerlendiriyor. Yukarıdaki üç riskten herhangi biri belirginleşirse bu takvim öne değil, geriye kayar.
Küçük yatırımcıyı koruma ve doğru bilgilendirme misyonumuz kapsamında, bu analiz Endeks24 Analiz ve Araştırma Kurulu denetiminde, rasyonel metodolojilerle hazırlanmıştır. Kurul yapımız ve analiz ilkelerimiz hakkında detaylı bilgi için Analiz ve Araştırma Kurulu sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Yasal Uyarı: Bu içerik yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, yatırım tavsiyesi niteliği taşımaz. Yatırım kararlarınızı kendi araştırmanıza ve uzman görüşüne dayandırınız.




