İran yönetiminin ABD ile nükleer program ve bölgesel güvenlik konularında kapsamlı bir uzlaşı hazırlığına girmesi, "stratejik ortaklar" olarak bilinen Moskova ve Pekin'de alarm seviyesini yükseltti. Özellikle 7 Nisan 2026'da sağlanan ateşkes sonrası Tahran’ın Batı ile normalleşme sinyalleri vermesi, Rusya ve Çin'in bölgedeki istismar alanlarını daraltıyor. 15 Ağustos 2025'te gerçekleşen tarihi Alaska Zirvesi ile Donald Trump ve Vladimir Putin arasında sağlanan uzlaşı, Washington'a Kafkasya ve Orta Asya'da hareket alanı açarken, Rusya’nın İran’ı "takas unsuru" olarak kullandığı iddiaları Tahran’da derin kırılmalar yarattı.
Trump Rotası ve Zengezur denklemi
8 Ağustos 2025 tarihinde imzalanan Washington Anlaşması ile Zengezur Koridoru’nun işletme hakkının 99 yıllığına ABD destekli konsorsiyumlara (TRIPP - Trump Rotası) geçmesi, Tahran için jeopolitik bir kuşatma sinyali olmuştu. Bu süreçte Rusya'nın pasif kalması ve İran'a vaat edilen S-400 ile SU-35 sistemlerinin teslimatında yaşanan aksaklıklar, İran iç siyasetinde Moskova’ya olan güveni bitme noktasına getirdi. Bugün gelinen noktada Tahran, ekonomik izolasyondan kurtulmanın yolunu Çin'in ucuz petrol taleplerinde değil, Washington ile yapılacak "Büyük Uzlaşı"da görüyor.

Hindistan ve Orta Asya hamleleri
ABD'nin 27 Ocak 2026'da Hindistan ile imzaladığı tarihi serbest ticaret anlaşması ve 6 Kasım 2025'teki C5+1 Orta Asya zirvesi, kuşatmanın sadece askeri değil ekonomik boyutunu da netleştirdi. Hindistan üzerinden Avrupa'ya uzanan ticaret yolları, Çin’in "Kuşak ve Yol" projesine doğrudan rakip olurken; İran’ın bu yeni sisteme entegre olma ihtimali, Çin'in enerji güvenliğini ve Rusya'nın güney koridoru hakimiyetini doğrudan tehdit ediyor.




