SPK, Borsa İstanbul pay piyasalarında uygulanan açığa satış yasağının süresini uzattı. Kurulun 30 Mayıs 2026 tarihli ve 33/993 sayılı kararıyla mevcut tedbirlerin 12 Haziran 2026 seans sonuna kadar devam etmesine karar verildi. Karar, piyasalarda oynaklığın sürdüğü bir dönemde geldiği için yatırımcıların odağına yerleşti.
Aynı karar kapsamında kredili sermaye piyasası işlemlerinde öz kaynak oranının esnetilerek uygulanmasına yönelik düzenleme de yürürlükte kalacak. Böylece yatırımcıların kredi kullanım koşullarında mevcut esnek yapı korunmuş olacak.
Asıl kritik eşik ise kararın zamanlamasında ortaya çıktı. Son haftalarda BİST'te görülen sert fiyat hareketleri ve artan volatilite, düzenleyici kurumların piyasa istikrarına yönelik önlemlerini gündemde tutuyordu.
SPK, daha önce 8 Mayıs 2026 tarihli kararıyla yürürlüğe aldığı tedbirleri yeniden değerlendirerek sürenin uzatılmasını tercih etti. Böylece piyasalarda kısa vadeli spekülatif baskıların sınırlandırılması ve fiyat oluşumlarının daha dengeli gerçekleşmesi hedefleniyor.
Açığa satış yasağı neden önemli?
Açığa satış işlemleri, yatırımcıların sahip olmadıkları hisseleri ödünç alarak satmaları ve daha düşük fiyattan geri almayı hedeflemeleri esasına dayanıyor. Bu mekanizma normal piyasa koşullarında fiyat keşfine katkı sağlasa da yüksek oynaklık dönemlerinde satış baskısını hızlandırabiliyor.
Bu nedenle düzenleyici kurumlar, olağanüstü piyasa koşullarında geçici açığa satış yasaklarını bir denge aracı olarak kullanabiliyor. Benzer uygulamalar geçmiş yıllarda da hem Türkiye'de hem de uluslararası piyasalarda devreye alınmıştı.
Piyasanın odaklandığı temel risk ise yasağın sona ereceği tarihe kadar oluşacak fiyatlama davranışı olacak. Yatırımcılar, 12 Haziran sonrasında SPK'nın yeni bir değerlendirme yapıp yapmayacağını yakından izleyecek.
Piyasa etkisi
Kararın kısa vadede özellikle yüksek volatiliteye sahip hisselerde satış baskısını sınırlayıcı bir unsur olarak algılanabileceği değerlendiriliyor. Açığa satış imkanının bulunmaması, aşağı yönlü agresif pozisyonların oluşmasını zorlaştırırken likidite dinamikleri üzerindeki etkisi de izlenmeye devam edecek.
Kredili işlemlerde öz kaynak oranına ilişkin esnekliğin sürdürülmesi ise piyasanın fonlama tarafında ani sıkılaşma riskini azaltan bir unsur olarak öne çıkıyor. Bu durumun kısa vadede işlem hacimlerini destekleyebileceği değerlendiriliyor.




