Türkiye varlıkları için yeni denge, küresel faiz baskısındaki gevşeme ile enerji maliyetlerindeki yüksek seyrin aynı anda zıt yönde çalışmasıyla kuruluyor. A1 Capital’in 17 Ağustos tarihli günlük bülteni, Fed’in daha az şahin algılanmasını Türk tahvilleri, BIST ve TL açısından destekleyici; petrolün 85-90 doların üzerinde kalmasını ise cari açık, enflasyon ve TCMB’nin faiz patikası açısından baskılayıcı bir unsur olarak değerlendiriyor.
Bu çerçeve, Türkiye’nin enerji ithalatına duyarlı makro dengelerinde petrolün yeniden temel risk değişkenlerinden biri haline geldiğine işaret ediyor. A1 Capital’e göre küresel faiz tarafındaki rahatlama tek başına yeterli değil; Hürmüz hattındaki jeopolitik riskler ve yüksek enerji fiyatları, dış denge ile fiyat istikrarı üzerinden aynı varlıklarda ters yönlü bir kuvvet yaratıyor.
TCMB enerji fiyatlarını belirsizlik unsuru görüyor
TCMB’nin Enflasyon Raporu 2026-III metni, enerji kaynaklı baskının para politikası açısından neden kritik olduğunu somutlaştırıyor. Banka, 2026 ortalama petrol fiyatı varsayımını varil başına 87,8 dolar olarak belirlerken yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 26’dan yüzde 28’e yükseltti. Buna karşılık 2026 ara hedefi yüzde 24’te korundu.
Raporda temmuzdaki enerji fiyat artışlarında uluslararası petrol fiyatlarıyla birlikte yurt içi düzenlemelerin de etkili olduğu belirtiliyor. TCMB ayrıca enerji ve emtia fiyatlarının enflasyon görünümü açısından önemli bir belirsizlik unsuru olmaya devam ettiğini, jeopolitik gelişmelerin enerji maliyetleri üzerinden beklenti ve fiyatlama davranışlarında ikincil etkiler yaratabileceğini vurguluyor.
Faiz rahatlaması petrol baskısını tamamen silemiyor
A1 Capital’in değerlendirmesinde ABD verilerinin Fed’den yeni bir faiz artırımı ihtimalini zayıflatması, gelişmekte olan ülke varlıkları açısından olumlu bir kanal açıyor. Ancak aynı bülten, petrolün yüksek kalması halinde Türkiye’de cari açık, kur geçişkenliği ve enflasyon beklentileri üzerinden faiz indirimi alanının daralabileceğine dikkat çekiyor.
Bu nedenle Türkiye piyasaları açısından kısa vadeli okuma tek yönlü değil. Küresel faiz baskısındaki azalma finansal koşulları desteklerken enerji maliyetleri bu desteğin büyüklüğünü sınırlayabilir. Petrol fiyatının yanı sıra Hürmüz’den geçişlerin seyri de arz ve lojistik primi açısından kritik olmaya devam ediyor. Endeks24’ün Hürmüz krizinin Türkiye’nin petrol tedarikine etkisini ele alan haberinde de enerji faturasının cari denge ve enflasyon kanalı üzerinden belirleyici olduğu vurgulanmıştı.
Önümüzdeki dönemde petrolün 85-90 dolar bandında kalıcı olup olmayacağı, TCMB’nin enflasyon patikası ile küresel faiz görünümünün hangisinin Türkiye varlıklarında daha baskın fiyatlanacağını belirleyen başlıca göstergelerden biri olacak.





