Mart 2026 itibarıyla Ortadoğu coğrafyası, son on yılın en sıcak çatışma döngüsüne girmiş durumda. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz’ın İran’a yönelik hava harekatını duyurması ve Tahran’ın balistik füzelerle verdiği karşılık, bölgedeki gerilimi "kontrollü kriz" aşamasından "topyekûn savaş" riskine dönüştürdü. ABD Başkanı Donald Trump’ın sürece dahil olduklarını açıklamasıyla birlikte, küresel piyasalar saniyeler içinde enerji odaklı bir fiyatlama modeline geçti. İnfo Yatırım tarafından yayımlanan güncel veriler, çatışmanın sadece bölgesel kalmayacağını, küresel bir stagflasyon riskini tetikleyebileceğini ortaya koyuyor.
Hürmüz Boğazı ve enerji arz güvenliği
Küresel petrol trafiğinin kalbi konumunda olan Hürmüz Boğazı, mevcut çatışmanın en zayıf halkasını oluşturuyor. Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi dev üreticilerin dünya pazarlarına açılan tek kapısı olan bu dar su yolu, askeri riskler nedeniyle fiilen kapanma tehdidiyle karşı karşıya. İnfo Yatırım analistleri, boğazdaki olası bir tıkanıklığın tanker sigorta primlerini ve navlun ücretlerini katlayarak artıracağını öngörüyor. Alternatif güzergâh arayışlarının lojistik maliyetlerde yaratacağı %30’luk ek yükün, doğrudan küresel enflasyon rakamlarına yansıması bekleniyor.
OPEC üretimi artırdı ancak fiyatlar direniyor
Piyasadaki arz endişelerini hafifletmek amacıyla OPEC cephesinden kritik bir hamle geldi. Bloomberg verilerine göre birlik, günlük üretimi 206 bin varil artırma kararı aldı. Bu rakam, operasyon öncesi planlanan 137 bin varillik artışın oldukça üzerinde. Ancak bu müdahaleye rağmen WTI petrolün 73.13 dolar seviyesinde tutunması ve altının 5.421 dolar bandına yükselmesi, piyasanın "fiziksel arzdan" ziyade "jeopolitik belirsizliği" fiyatladığını kanıtlıyor. Güvenli liman arayışı, teknik seviyelerin ötesinde bir psikolojik savunma hattı oluşturmuş durumda.
Borsa İstanbul ve makro ekonomik yansımalar
Türkiye, enerji ithalat bağımlılığı nedeniyle bu süreçte en hassas dengelerden birine sahip. Petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık kalıcı artışın cari açık ve enflasyon üzerinde yarattığı baskı, Borsa İstanbul (BİST 100) üzerinde satış baskısı oluşturuyor. İnfo Yatırım analizlerine göre, artan maliyetlerin sanayi ve havacılık sektörlerinde kar marjlarını daraltması kaçınılmaz görünüyor. Öte yandan, savunma sanayii ve döviz pozisyonu güçlü ihracatçı devlerin, endeksteki aşağı yönlü harekete karşı dengeleyici unsur olabileceği değerlendiriliyor. CDS primlerindeki yükseliş eğilimi ise yabancı yatırımcı rasyosunda kısa vadeli dalgalanmaları tetikleyebilir.
Küresel piyasalarda volatilite beklentisi
New York Stock Exchange ve Nasdaq tarafında teknoloji hisseleri, artan faiz beklentileri ve enflasyonist kaygılarla baskılanırken; savunma ve enerji devleri pozitif ayrışıyor. Eğer Hürmüz hattındaki gerginlik kalıcı hale gelirse, küresel ekonominin "yüksek enflasyon ve düşük büyüme" sarmalına girmesi, yani stagflasyonun 2026’nın temel teması olması riski masada kalmaya devam edecek. Fed’in faiz indirim sürecini bu gelişmeler ışığında revize etmesi, piyasalarda ikinci bir türbülans dalgası yaratabilir




