Temmuz ayında açıklanacak memur ve emekli maaş zamları öncesinde maaş hesapları yeniden gündemin merkezine yerleşti. TÜİK’in açıkladığı nisan ayı enflasyon verisiyle birlikte yılın ilk dört ayındaki kümülatif TÜFE %14,64’e ulaştı. Hürriyetçi Sendikalar Konfederasyonu (HÜR-SEN) Genel Başkanı Levent Kuruoğlu ise mevcut sistemin yüksek enflasyon ortamında maaşları koruyamadığını belirterek enflasyon farkının aylık olarak ücretlere yansıtılması gerektiğini söyledi.
Memur ve memur emeklileri için yılbaşında uygulanan %11’lik toplu sözleşme kaynaklı maaş artışı, dört aylık enflasyonun gerisinde kaldı. Kuruoğlu, bu tablo nedeniyle kamu çalışanları ve emeklilerin “alacaklı duruma geldiğini” savundu. Özellikle sabit gelirli kesimlerin temel harcamalar karşısında ciddi gelir kaybı yaşadığına dikkat çekildi.
Temmuz ayında kesinleşecek maaş artışları için mayıs ve haziran ayı TÜFE verileri belirleyici olacak. Mevcut sistemde memur ve memur emeklileri toplu sözleşme zammına ek olarak oluşan enflasyon farkını alırken, SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin maaş artışları doğrudan 6 aylık TÜFE oranı üzerinden hesaplanıyor.
Yoksulluk sınırı maaş tartışmasını büyüttü
HÜR-SEN Başkanı Kuruoğlu, yoksulluk sınırının 112 bin TL seviyesini aştığını belirterek mevcut ücret politikalarının kamu çalışanlarının alım gücünü koruyamadığını ifade etti. Artan kira, gıda ve enerji maliyetlerinin özellikle orta gelir grubundaki memurlar üzerinde baskıyı artırdığı değerlendiriliyor.
Ekonomik göstergeler ile günlük yaşam maliyetleri arasındaki makasın genişlediğini belirten sendika yönetimi, yalnızca dönemsel zamların değil kalıcı refah payı düzenlemelerinin de gündeme alınması gerektiğini savunuyor. Ekonomi yönetiminin ise dezenflasyon programı kapsamında ücret artışlarında kontrollü bir yaklaşımı sürdürdüğü gözlemleniyor.
Temmuz hesaplarında iki veri kaldı
TÜİK’in açıklayacağı mayıs ve haziran enflasyon rakamları, temmuz maaş artışlarının nihai seviyesini belirleyecek. Piyasa beklentileri mevcut enflasyon eğiliminin korunması halinde memur ve emekli maaşlarında yılın ilk yarısında oluşacak toplam farkın daha yüksek seviyelere taşınabileceğine işaret ediyor.




