Türkiye’de deprem, yangın, sel gibi afetlerin sayısı artarken konut ve iş yerlerinin yüzde 74’ünde hâlâ sigorta yok. Sektör temsilcileri, bu oranların OECD ortalamasının çok gerisinde kaldığını vurguluyor. ABD’de sigorta yaptırmak çoğu eyalette zorunlu, Avrupa ülkelerinde ise oran yüzde 90’a yaklaşırken Türkiye’de sigortalılık oranı OECD’nin en düşük seviyesinde.
İklim krizi şehirleri de tehdit ediyor
Türkiye, iklim krizinin etkilerini her yıl daha sert hissediyor. Orman yangınları, sel ve dolu gibi afetler artık sadece kırsal bölgelerde değil şehir merkezlerinde de büyük zarara yol açıyor. Özellikle yaz aylarında artan yangınlar, tarım arazilerinden sanayi bölgelerine kadar çok sayıda yapıyı etkiliyor. Ancak buna rağmen sigorta bilinci yeterince gelişmiş değil.
DASK dışındaki poliçeler tercih meselesi
Türkiye’de Zorunlu Deprem Sigortası (DASK) belli bir oranda uygulanıyor. Ancak yangın, sel, fırtına, hırsızlık gibi diğer risklere karşı poliçe yaptırmak isteğe bağlı olduğundan bilinç düşük kalıyor. Ülke genelinde yaklaşık 32 milyon konuttan 23,6 milyonu sigortasız. Afet sonrası bu yük mal sahiplerinin üzerine kalıyor, ekonomik ve sosyal sonuçlar ağırlaşıyor.
Güven eksikliği önemli bir engel
Uzmanlara göre sigorta oranlarının düşük olmasının sebeplerinden biri vatandaşların sigorta şirketlerine olan güven sorunu. Geçmişte yaşanan tazminat gecikmeleri, bazı şirketlerin batması gibi olaylar bu algıyı güçlendiriyor. Oysa son yıllarda denetimler artmış, hizmet kalitesi yükselmiş durumda. Sektör temsilcileri, güvenin yeniden tesisi için şeffaflık ve müşteri odaklı iletişim stratejilerinin önemine dikkat çekiyor.
Sigorta artık bir ihtiyaç
Artan riskler karşısında sigorta yaptırmak lüks değil, temel bir ihtiyaç olarak görülüyor. Son birkaç yılda yaşanan afetlerden sonra sigortaya yönelenler artsa da bu davranış henüz genel bir alışkanlığa dönüşmedi. Afetlerde zarar gören vatandaşlar genelde devlet yardımlarına bel bağlarken, kamu bütçesi de bu yükü taşımakta zorlanıyor.
Kasko var konut yok
Sektör temsilcileri, vatandaşların araçlarına gösterdiği hassasiyeti evleri için de göstermesi gerektiğini söylüyor. Avrupa’da yaygın olan konut sigortası kültürünün Türkiye’de yerleşebilmesi için kamu spotları, eğitim kampanyaları ve teşvikler öneriliyor. Çünkü konut ve iş yeri sigortaları yangından hırsızlığa, su baskınından elektrik arızalarına kadar geniş bir güvence sağlıyor.
Avrupa ve ABD’ye göre fark büyük
Avrupa’da sigortasız konut oranı yüzde 15 civarında. Bazı ülkelerde devlet destekli sistemlerle bu oran yüzde 90’ı aşıyor. ABD’de ise konut ve iş yeri sigortası birçok eyalette zorunlu. Türkiye’de ise hâlâ “gereksiz masraf” olarak görülüyor. Oysa yıllık birkaç yüz liraya yapılabilen poliçeler, felaket anında büyük kayıpları önlüyor.