Dünyanın en kritik enerji şahdamarı olarak kabul edilen Hürmüz Boğazı, neredeyse dört haftadır fiili olarak kapalı kalmaya devam ediyor. Bölgede tırmanan askeri gerilim ve İran'ın Körfez'den geçen ticari gemilere yönelik tehditleri, küresel petrol piyasalarını tarihi bir kaosa sürükledi. Kriz, sadece enerji fiyatlarını yukarı çekmekle kalmıyor; aynı zamanda dünya genelinde tarım sektörü için hayati önem taşıyan gübre sevkiyatlarını durdurarak küresel bir gıda enflasyonu riskini de tetikliyor.
ABD Başkanı Donald Trump, büyüyen enerji krizi karşısında diplomatik çözüm çabalarını duyururken, eş zamanlı olarak Ortadoğu'ya binlerce yeni asker konuşlandırma kararı aldı. Washington yönetimi, ticari petrol tankerlerinin güvenliğini sağlamak amacıyla ABD Donanması eskort operasyonlarını başlatmaya hazırlanıyor.
Coğrafya İran'a eşsiz bir avantaj sağlıyor
Nakliye analizi firması Vortexa verilerine göre, Hürmüz Boğazı en dar noktasında sadece 24 mil genişliğe sahip ve neredeyse tüm küresel trafik çok daha daralan iki ana nakliye şeridinden geçmek zorunda. Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü (IISS) uzmanlarından Nick Childs, bu dar geçidi "alternatifi olmayan eşsiz bir boğulma noktası" olarak tanımlıyor.
İngiltere merkezli Royal United Services Institute (RUSI) uzmanı Kevin Rowlands ise açık okyanustaki yeniden rotalama seçeneğinin Hürmüz'de imkansız olduğuna dikkat çekiyor. Rowlands, boğazın gemiler için uyarının sadece saniyeler alabileceği bir "öldürme bölgesi" yarattığını belirtiyor. İran'ın 1.000 millik dağlık ve engebeli kıyı şeridi, mobil gemisavar füzelerinin gizlenmesini kolaylaştırırken, ABD'nin hava ve deniz unsurlarıyla bu hedefleri tespit etmesini son derece zorlaştırıyor.

Sığ sulardaki asimetrik tehditler
Askeri uzmanlar, ABD'nin İran'ın geleneksel deniz gücünü baskılamış olmasına rağmen, en büyük tehdidin asimetrik savaş unsurlarından geldiğini vurguluyor. Ucuz insansız hava araçları (İHA), patlayıcı yüklü hızlı saldırı tekneleri, balıkçı teknelerinden denize bırakılan mayınlar ve sığ sularda tespit edilemeyen "cüce denizaltılar", ticari gemilerin boğazdan geçişini ölümcül bir kumara dönüştürüyor. Uzmanlar, güvenli geçişin sağlanması için geleneksel savaş gemisi konvoylarının ötesinde; uydu, devriye uçakları ve mayın tarama gemilerini içeren katmanlı bir savunma ağına ihtiyaç olduğunu belirtiyor.
2 milyon dolarlık haraç ve 2.000 mahsur gemi
Çatışmaların başından bu yana Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi ve Umman Körfezi'nde en az 19 ticari gemi saldırıya uğradı. Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) verilerine göre, artan güvenlik riskleri nedeniyle şu an Basra Körfezi'nde yaklaşık 2.000 ticari gemi mahsur kalmış durumda.
Lloyd's List Intelligence tarafından hazırlanan raporlar, İran'ın bu krizi devasa bir finansman kaynağına dönüştürdüğünü ortaya koyuyor. Rapora göre, bazı tankerler "düşman olmayan gemi" statüsü alabilmek ve boğazdan güvenli geçiş yapabilmek için İran makamlarına 2 milyon dolara varan ücretler ödüyor. Ayrıca "zombi" olarak adlandırılan ve sahte kimlik kullanan 16'dan fazla tankerin boğazı bu yolla geçtiği iddia ediliyor. Çin, Hindistan ve Pakistan ile bağlantılı az sayıda gemi geçiş yapabilse de, Batılı şirketlerin filoları körfezde beklemeye devam ediyor.
Hedefte Kharg Adası ve askeri tırmanış
Körfezdeki kilitlenmeyi aşmak isteyen Trump yönetimi, bölgeye amfibi operasyon yeteneğine sahip 11. Deniz Seferi Birimi ve USS Trablus (USS Tripoli) saldırı gemisini gönderdi. Kara harekatı şimdilik dışlansa da, bu deniz gücünün İran'ın hesaplarını değiştirmesi hedefleniyor.
Gerilimi tırmandıran en net adım ise ABD ordusunun, İran'ın ham petrol ihracatının yüzde 90'ını gerçekleştirdiği Kharg Adası'ndaki askeri tesisleri vurması oldu. Petrol tesisleri henüz doğrudan hedef alınmamış olsa da, ABD Başkanı Trump ablukanın sürmesi halinde adadaki doğrudan enerji ticaretine yönelik bölgelerin vurulabileceği uyarısında bulundu.




