İran, ABD ile kalıcı bir anlaşmaya dönük diplomasinin sonuçsuz kalması halinde Hürmüz Boğazı ve çevresindeki askeri tutumunu sertleştireceği mesajını verdi. Reuters’a konuşan üst düzey İranlı yetkili, Tahran’ın yaklaşımını savunmacı çizgiden “tam ofansif” bir politikaya kaydırdığını söyledi.
Açıklama, İran hükümetinin yayımladığı resmî bir savaş kararı niteliğinde değil. En sert ifadeler adı açıklanmayan yetkiliye ait ve sahada yeni, kapsamlı bir operasyonun başladığına ilişkin resmî duyuru bulunmuyor. Buna karşın mesaj, diplomasi başarısız olursa ABD’nin deniz ablukasını kırmayı hedefleyen askeri seçeneklerin gündeme gelebileceğini ortaya koyuyor.
60 günlük müzakere penceresi kapandı
Haziran ayında oluşturulan geçici çerçevenin kalıcı anlaşmaya dönüşmesi için tanınan 60 günlük süre 17 Ağustos’ta doldu. Taraflar Hürmüz’ün statüsü, deniz ablukası, İran’ın nükleer programı ve güvenlik başlıklarında kalıcı uzlaşmaya ulaşamadı. Washington ile Tahran arasındaki söylemin yeniden sertleşmesi de geçici mutabakatın fiilî ağırlığını azalttı.
İran ile Umman ise boğazdaki gemi geçişlerini yeniden işler hale getirecek ayrı bir düzenleme üzerinde çalışıyor. Tahran, iki ülkenin transit güzergâhının haritası konusunda anlayışa vardığını açıkladı. Düzenlemenin ayrıntıları ve Washington’ın yaklaşımı, boğazın yeniden düzenli ticari trafiğe açılıp açılmayacağını belirleyecek başlıklardan biri olarak öne çıkıyor.
Hürmüz’de trafik neredeyse durdu
Kpler gemi takip verilerine göre Hürmüz’den cumartesi günü yalnızca beş emtia gemisi geçti, pazar günü ise kayıtlı geçiş olmadı. Bir önceki hafta sonunda toplam 31 geçiş kaydedilmişti. Transponderlerini kapatan gemiler nedeniyle görünmeyen hareketler bulunabilse de mevcut veriler savaş öncesindeki günlük 130’un üzerindeki trafiğe kıyasla boğazdaki ticari akışın çok düşük kaldığını gösteriyor.
Denizcilik güvenliği tarafında da risk yüksek. IMO’nun Hürmüz güncellemeleri, bölgede teyit edilmiş güvenlik olaylarını ve denizciler üzerindeki etkileri izliyor. Kuruma göre bugün kullanılan Trafik Ayrım Düzeni İran ve Umman tarafından önerildi ve 1968’de IMO tarafından kabul edildi.
Boğaz, savaş öncesinde küresel ham petrol ve LNG sevkiyatının yaklaşık beşte birini taşıyan ana enerji koridorlarından biriydi. Bu nedenle geçişlerin düşük kalması yalnız İran’ı değil, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Kuveyt ve Irak çıkışlı enerji akışlarını da yakından ilgilendiriyor.
Enerji piyasasında risk primi korunuyor
Piyasa açısından yeni eşik, İran’ın “ofansif” politika mesajının fiilî askeri adıma dönüşüp dönüşmeyeceği. Mevcut tabloda gemi trafiği zaten sert biçimde zayıflamış durumda. Olası yeni saldırılar veya ablukanın genişlemesi tanker sigorta maliyetleri, navlunlar ve Körfez’den çıkış yapan petrol ile LNG sevkiyatlarında ek baskı yaratabilir.
Endeks24’ün Hürmüz tanker trafiğindeki önceki kırılmayı izleyen haberinde de geçişlerdeki sert düşüşün petrol fiyatlamasına yansıması öne çıkmıştı. Yeni askeri söylem, deniz trafiğindeki bozulmanın diplomatik bir çözüm gelmeden kalıcılaşabileceği riskini artırıyor.
Türkiye açısından ana aktarım kanalı enerji ithalat maliyetleri. Hürmüz kaynaklı kalıcı bir petrol veya LNG arz şoku, küresel fiyatlar üzerinden ithalat faturası ve enflasyon görünümü üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabilir. Bu değerlendirme mevcut enerji ticareti ve fiyat aktarım mekanizmasına dayalı ekonomik çıkarımdır, Türkiye’ye özgü yeni bir resmî etki tahmini değildir.
İran’ın sertleşen söylemi resmî bir saldırı başlangıcı anlamına gelmiyor. Piyasa için belirleyici sinyaller, İran-Umman düzenlemesinin uygulanabilirliği, Hürmüz’de gerçek gemi geçişlerinin toparlanması ve ABD-İran diplomasi kanalındaki yeni adımlar olacak.





