Gazeteci ve siyasetçi Şamil Tayyar, Nisan 2026 enflasyon verilerinin açıklanmasının ardından sosyal medya hesabından dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Aylık enflasyonun %4,18, yıllık enflasyonun ise %32,37 olarak gerçekleştiğini hatırlatan Tayyar, mevcut tablonun kısa vadeli gelişmelerden çok son üç yılın politikalarının sonucu olduğunu ifade etti.
Tayyar, ABD–İsrail–İran hattındaki gerilimin enerji fiyatları üzerinden enflasyona sınırlı katkı yaptığını belirterek, “Savaşın son iki aydaki etkisinin toplam enflasyon içindeki payı oldukça düşük” değerlendirmesinde bulundu. Bu yorum, enflasyonun temel nedenlerine ilişkin iç politika vurgusunu öne çıkardı.
Politika eleştirisi ve yön değişimi çağrısı
Ekonomi yönetiminin mevcut yaklaşımını eleştiren Tayyar, değişen küresel ve yerel dinamiklere rağmen aynı politika setinde ısrar edilmesini riskli buldu. “Dinamikler değişti, oyun planı değişmeli” ifadelerini kullanan Tayyar, mevcut sıkılaştırma sürecinin sürdürülebilirliğini sorguladı.
İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran’ın enflasyonla mücadele programına ara verilmesi yönündeki değerlendirmesine de destek veren Tayyar, son verilerin bu görüşü güçlendirdiğini savundu. Bu çıkış, ekonomi yönetimi ile piyasa aktörleri arasındaki yaklaşım farkına işaret eden önemli bir sinyal olarak yorumlandı.
Sandık vurgusu ve refah çağrısı
Tayyar, açıklamasının en dikkat çeken bölümünde ise doğrudan siyasi bir mesaj verdi. “3 yıllık sıkılaştırma politikası olmaz. Toplum bunalımda, ortalık yangın yeri” diyen Tayyar, mevcut ekonomik koşulların toplumsal etkilerine dikkat çekti. Vergi politikaları yerine refahın tabana yayılması gerektiğini savunan Tayyar, “Vakit geldi, geçiyor. Bir de ufukta sandık var” ifadelerini kullandı.
Bu açıklamalar kısa sürede sosyal medyada geniş yankı bulurken, kullanıcıların önemli bir bölümü Tayyar’ın değerlendirmelerine destek veren paylaşımlar yaptı.
Enflasyon ve politika tartışması derinleşiyor
2026 yılı itibarıyla Türkiye’de enflasyon görünümü, para politikası ve büyüme dengesi etrafında yoğun tartışmalara sahne oluyor. Sıkılaştırma politikalarının süresi ve toplumsal maliyeti, hem ekonomi çevrelerinde hem de siyasi aktörler arasında giderek daha fazla gündeme geliyor.
Piyasa tarafında ise açıklanan enflasyon verilerinin ardından politika setine ilişkin beklentilerin yeniden şekillendiği gözlemleniyor. Özellikle büyüme-enflasyon dengesi ve iç talep görünümü, önümüzdeki dönemde fiyatlamalar üzerinde belirleyici olmaya devam edecek.




