Dünya Bankası'nın Haziran 2026 Küresel Ekonomik Beklentiler Raporu, Orta Doğu'daki çatışmanın Türkiye ekonomisine üç ayrı kanaldan baskı uyguladığını ortaya koydu: ihracat siparişlerinde belirgin daralma, sanayi üretiminde eriyen rekabet gücü ve enerji maliyetlerinde yeniden yükselen risk.
Dünya Bankası, Türkiye'nin 2026 yılı büyüme tahminini 2025 gerçekleşmesi olan yüzde 3,6'nın da altına indirerek yüzde 2,8'e çekti. Ocak tahmininde yüzde 3,7 öngörülen büyüme, jeopolitik gerilimin derinleşmesiyle birlikte 0,9 puanlık sert bir aşağı revizyona uğradı.
Sanayi üretiminde üç cepheli baskı
Raporun Türkiye'ye ilişkin en keskin tespiti imalat sanayine ait. Dünya Bankası, çatışmaların ihracat üzerinde yarattığı baskı nedeniyle Türkiye'de üretim koşullarının sert biçimde kötüleştiğini kayıt altına aldı. Bu bulgu, İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat PMI verilerinin de işaret ettiği tabloyla örtüşüyor: savaş, navlun ve enerji maliyetlerini artırırken tedarikçi teslim sürelerini sekizinci aya girerken de uzatmaya devam etti.
Enerji cephesinde tablo daha da belirgin. Rapor, jeopolitik kaynaklı petrol arz kesintilerinin fiyat etkisini normal arz şoklarına kıyasla yaklaşık iki kat büyüttüğünü vurgularken, Hürmüz Boğazı'nın kapanmasının enerji piyasalarını ciddi biçimde sekteye uğrattığına dikkat çekti. Brent ham petrolün bu yıl varil başına ortalama 94 dolar ile 2025 düzeyinin yüzde 36 üzerinde seyretmesi bekleniyor. Enerji ithalatçısı konumundaki Türkiye için bu fiyat patikası üretici maliyetleri ve tüketici enflasyonu üzerinde yeni bir baskı anlamına geliyor.
Enerji arzındaki aksamaların daha da şiddetlenmesi ve finansal koşullardaki sıkılaşmanın artması durumunda küresel büyüme 2026'da yüzde 1,3'e kadar gerileyebilir, enflasyon ise yüzde 4,4'e yükselir.
Dünya Bankası · Küresel Ekonomik Beklentiler Raporu, Haziran 2026Küresel lojistikte bozulma derinleşiyor
Rapor yalnızca enerji değil, uluslararası ticaret rotalarındaki aksaklıkları da Türkiye açısından risk faktörü olarak öne çıkardı. Nakliye maliyetlerindeki yükseliş ve teslimat sürelerindeki uzama, ihracat odaklı üretim yapan sanayicileri doğrudan etkiliyor. Türkiye'nin Avrupa, Orta Doğu ve Asya arasındaki ticaret koridorları üzerindeki konumu, bu bozulmayı hem fırsat hem de kırılganlık olarak tanımlıyor.
Dezenflasyon sürecini sürdürmeye çalışan Türkiye ekonomisi için raporun ortaya koyduğu tablo, para politikasının hareket alanını daraltan dışsal bir baskı unsuru olarak öne çıkıyor. Gübre fiyatlarındaki sert yükselişin gıda enflasyonu üzerinde zincirleme etki yaratacağı uyarısı da özellikle tarımsal girdi maliyetleri açısından Türkiye'yi yakından ilgilendiriyor.
Dünya Bankası, kötümser senaryoda küresel büyümenin yüzde 1,3'e kadar çekilebileceğini, enflasyonun ise yüzde 4,4'e yükselebileceğini uyarıyor. Banka, bu risklere karşı kırılgan ekonomilere destek mekanizmalarını güçlendireceğini de raporda kaydetti.




