Türkiye'nin uluslararası piyasalardaki borçlanma maliyetini doğrudan belirleyen 5 yıllık kredi risk primi (CDS), 225 baz puana gerileyerek 26 Şubat'tan bu yana görülen en düşük seviyeye indi. Ortadoğu'daki gerilimin yumuşaması, hem risk algısını hem de Hazine'nin gelecekteki tahvil ihraçlarında ödeyeceği faizi aşağı çekiyor.
Düşüşü tetikleyen gelişme, ABD ile İran arasında 107 gün süren çatışmayı sona erdirecek mutabakat zaptının 19 Haziran'da İsviçre'de imzalanacağının açıklanması oldu. Pakistan'ın arabuluculuğunda varılan uzlaşı kapsamında Hürmüz Boğazı'nın gemi trafiğine yeniden açılması ve İran'ın nükleer silah geliştirmeme taahhüdü öne çıkıyor. Haberin ardından Brent petrol 100 doların altına gerilerken, Türkiye'nin risk primi de hızla aşağı yöneldi.
Marttaki zirveden hızlı dönüş
Türkiye'nin risk primi, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a yönelik saldırısıyla başlayan çatışmanın etkisiyle mart ayında 327 baz puana kadar tırmanmıştı. Jeopolitik tansiyonun düşeceği beklentisiyle nisanda yaklaşık 100 baz puan gerileyerek çatışma öncesi seviyelere dönen prim, son anlaşma haberiyle 225 baz puana indi.
Hazinenin faturasına etkisi
CDS, bir ülkenin borcunu ödeyememe riskine karşı alınan sigortanın maliyetini gösteriyor; 100 baz puan, yüzde 1'lik risk primine karşılık geliyor. Primdeki gerileme, Türkiye'nin yurt dışında ihraç ettiği tahvillerin (eurobond) yatırımcıya sunması gereken getiriyi düşürüyor. Bu da Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın yeni borçlanmalarda daha düşük faizle kaynak bulması anlamına geliyor.
Risk priminin her 100 baz puanlık kalıcı gerilemesi, Hazine'nin dış borçlanmasında yıllık yüz milyonlarca dolarlık faiz tasarrufuna kapı aralayabiliyor.
Geçmiş örnekler bu ilişkiyi doğruluyor. Risk priminin 500 baz puanın üzerinde seyrettiği 2018-2020 döneminde Hazine'nin dış borçlanma maliyetleri belirgin biçimde artmış, planlanan bazı ihraçlar ertelenmek zorunda kalmıştı.
Kalıcılık 19 Haziran'a bağlı
Analistler, mevcut düşüşün önemli ölçüde jeopolitik kaynaklı olduğuna dikkat çekiyor. Piyasa beklentisine göre primdeki gerilemenin kalıcı olması, mutabakat zaptının 19 Haziran'da sorunsuz imzalanmasına ve ardından başlayacak 60 günlük müzakere sürecinin olumlu ilerlemesine bağlı. Sürecin aksaması halinde risk priminde yeniden yukarı yönlü hareket ihtimali masada duruyor.




