ABD ile İran arasındaki nükleer müzakerelerde diplomatik mesajlar ile saha gerçekliği ters yönlerde ilerliyor. Amerikan ordusunun dün gece İran'ın güneyindeki Bender Abbas ve Larak Adası yakınlarına düzenlediği hava saldırıları, "anlaşmaya yakınız" söylemini gölgede bıraktı. ABD Merkez Kuvvetleri (CENTCOM) operasyonu İran gemilerinin yeni mayın döşeme ihtimaline bağlarken, İran Devrim Muhafızları Ordusu hareketi "ateşkes ihlali" olarak niteleyip karşılık verme hakkını saklı tuttuğunu açıkladı.

Trump'tan "acele yok" mesajı

Beyaz Saray kaynakları, Başkan Donald Trump'ın son dönemde tehdit dilini yumuşatarak diplomasiye ağırlık verdiğini aktarıyor. Trump, Türkiye, Mısır ve Körfez ülkeleriyle yapılan istişarelerin ardından barışa her zamankinden yakın olduklarını ancak "iyi bir anlaşma" için aceleci davranmayacaklarını vurguladı. İç kamuoyunda "zayıf anlaşma" eleştirileriyle karşılaşan Trump, "metin henüz tamamlanmadı, sonucu bekleyin" diyerek tepkileri savuşturma yolunu seçiyor.

Bu tablo, 2015 Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA) müzakerelerinden farklı bir denklem sunuyor. 2015'te uzun ve teknik bir süreçle varılan uzlaşı sonrası Brent petrol kademeli olarak gerilemişti; bu kez sahadaki askeri sürtüşme, müzakere takvimini öngörülemez kılıyor.

Tahran'ın 24 milyar dolar şartı

Müzakerelerin Tahran kanadında öncelikli gündem maddesi, Batı bankalarında dondurulan İran varlıkları. Doha'daki temaslarda İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve Dışişleri Bakanı Abbas Araqchi, toplam 24 milyar dolarlık alacağın ilk aşamada 12 milyar dolarının derhal transferini, kalanın 30-60 gün içinde ödenmesini şart koşuyor. Bu rakam, müzakerelerin teknik değil finansal eşikte tıkanabileceğine işaret ediyor.

Kurtulmuş'tan terörsüz Türkiye ve anayasa vurgusu
Kurtulmuş'tan terörsüz Türkiye ve anayasa vurgusu
İçeriği Görüntüle

Kritik tıkanma noktaları

Diplomatik kaynaklar, asıl uzlaşmazlığın iki başlıkta yoğunlaştığını belirtiyor. ABD, İran'ın zenginleştirdiği uranyumun ya ABD'ye nakledilmesini ya da uluslararası denetim altında İran'da imha edilmesini talep ediyor. Tahran ise nükleer enerjinin tıp ve sanayi alanlarındaki barışçıl kullanımını "vazgeçilmez hak" olarak savunup imhaya direniyor.

İkinci tıkanma noktası Hürmüz Boğazı. İran, boğazın bakımı ve güvenliği gerekçesiyle geçen gemilerden "vergi" geliri elde etmek istiyor; ABD ise olası anlaşma sonrası boğazın maliyetsiz ve serbest geçiş güzergahı olmasını şart koşuyor. Küresel ham petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği bu su yolundaki belirsizlik, doğrudan Brent fiyatlamasını etkileyen birinci derece risk faktörü olmayı sürdürüyor.

Türkiye penceresinden bakış

Brent petroldeki olası bir kalıcı geri çekilme, enerji ithalatçısı konumdaki Türkiye için cari açık görünümünü iyileştirici bir kanal açıyor. Buna karşın, Hürmüz kaynaklı bir tırmanma senaryosu navlun maliyetlerini ve enerji ithalat faturasını yukarı çekme potansiyeli taşıyor. Bu nedenle ABD-İran masasındaki her teknik detay, doğrudan piyasa verisi içermese de Türkiye'nin dış denge dinamikleri için dolaylı bir gösterge işlevi görüyor.

Hamaney'den bölgesel birlik çağrısı

İran lideri Mücteba Hamaney, Hac vesilesiyle yayımladığı mesajda ABD'nin bölgedeki askeri varlığının sona ermesi gerektiğini savunarak İslam toplumuna birlik çağrısında bulundu. Uzmanlar, sahadaki askeri sürtüşmenin kalıcı bir kopuş mu yoksa müzakere taktiği mi olduğunun, önümüzdeki günlerde nükleer ve mali başlıklarda atılacak somut adımlarla netleşeceğini öngörüyor. Sürecin "tek katalistli" bir uzlaşı mı, yoksa yapısal bir bölgesel mimari değişimi mi getireceği henüz net değil.