Küresel piyasalar, üç büyük merkez bankasının aynı haftaya yığılan kararlarına yüksek enerji fiyatları ve yükselen tahvil getirileri eşliğinde giriyor. ABD Merkez Bankası (Fed) 16 Eylül’de, İngiltere Merkez Bankası (BoE) 17 Eylül’de, Japonya Merkez Bankası (BoJ) ise 18 Eylül’de faiz kararını açıklayacak; ileriye dönük mesajlar dolar, yen ve uzun vadeli tahvil faizleri açısından belirleyici olacak.
Fed’in temmuz toplantısında federal fon oranı hedef aralığı yüzde 3,50-3,75’te tutuldu. Karara karşı oy kullanan üç üye 25 baz puanlık artış istedi. Ağustosta ABD tüketici fiyatları aylık yüzde 0,4 artarken yıllık enflasyon yüzde 3,4 oldu; enerji endeksi aylık yüzde 2,1, benzin fiyatları yüzde 3,9 yükseldi.
ABD Çalışma İstatistikleri Bürosunun ağustos verileri ayrıca tarım dışı istihdamın 162 bin arttığını ve işsizlik oranının yüzde 4,1’de kaldığını gösterdi. Nihai talep üretici fiyatları da ağustosta aylık yüzde 0,4 yükseldi. Bu veri bileşimi, Fed toplantısında yalnız kararın değil, yeni ekonomik projeksiyonlar ile sonraki toplantılara ilişkin faiz sinyalinin de izlenmesini öne çıkarıyor.
BoE’de oy dağılımı, BoJ’da sonraki adım izlenecek
BoE temmuz toplantısında politika faizini yüzde 3,75’te tutarken karar 6’ya karşı 3 oyla alındı; üç üye faizin yüzde 4’e yükseltilmesini istedi. Bankanın temmuz raporu, yüksek ve oynak enerji fiyatlarının enflasyon görünümüne yukarı yönlü risk oluşturduğunu belirtirken eylül toplantısını 17 Eylül için takvimlendirdi.
BoJ tarafında politika faizi haziranda yaklaşık yüzde 1,00 seviyesine çıkarıldı. Bankanın resmi takvimine göre bir sonraki para politikası toplantısı 17-18 Eylül’de yapılacak. A1 Capital’in 14 Eylül tarihli bülteni, piyasada faizin yüzde 1,25’e çıkarılması beklentisini ve karar sonrasında ek sıkılaşma sinyalinin yen ile Japon tahvil faizlerinin yönünde belirleyici olabileceğini vurguluyor.
Petrol para politikasındaki dengeyi zorlaştırıyor
Enerji cephesinde baskı sürüyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), eylül raporunda küresel petrol arzının 2026’da günlük 5,7 milyon varil azalmasını beklediğini açıkladı. Rapora göre Kuzey Denizi gösterge ham petrolü 9 Eylül’de varil başına 113,48 dolara kadar çıktı; küresel gözlenen petrol stokları ağustosta 95 milyon varil geriledi.
Bu tablo merkez bankaları için aynı anda iki yönlü risk yaratıyor: enerji maliyetleri enflasyonu yukarı iterken daha yüksek faizler büyüme ve finansman koşullarını sıkılaştırıyor. Endeks24’ün 10 Eylül tarihli değerlendirmesinde Brent petrolün 100 doların üzerinde kalmasının enerji enflasyonu ve Türkiye’de kur, maliyet ve cari denge kanalları üzerinden baskı yarattığına dikkat çekilmişti.
Tahvil ve döviz piyasasında iki ayrı sıkılaşma kanalı
Fed’in daha şahin bir patikaya yönelmesi ABD tahvil getirilerini ve dolar talebini destekleyebilir. BoJ’un faizi artırması ve devamına işaret etmesi ise Japon yatırımcıların dış varlıklardaki pozisyonlarını azaltma olasılığını gündeme getiriyor. Bu iki kanal aynı anda çalışırsa uzun vadeli küresel faizlerde ek yükseliş ve riskli varlıklarda daha yüksek oynaklık görülebilir.
A1 Capital bülteni, BoJ kaynaklı olası çözülmenin yenle düşük maliyetli borçlanıp ABD hisseleri, gelişmekte olan ülke tahvilleri veya kripto varlıklara yönelen carry trade pozisyonlarına uzanabileceğini değerlendiriyor. Bu nedenle haftanın sonucu yalnız üç politika faizinin seviyesiyle değil, merkez bankalarının sonraki adımlara ilişkin mesajlarının ne ölçüde ayrıştığıyla belirlenecek.





