Türkiye’nin dış borç yüküne ilişkin makroekonomik göstergelerde, kişi başına düşen borcun milli gelire oranında son beş yılda 20 puana yakın keskin bir iyileşme kaydedildi. Kişi başı milli gelir 2025 yılı sonu itibarıyla 18 bin 40 dolarla rekor seviyeye ulaşırken, kişi başı ortalama dış borç 6 bin 39 dolar düzeyinde gerçekleşti. Bu veriler ışığında, ülke kredibilitesinin temel göstergelerinden biri olan borç/gelir rasyosu yüzde 33,5 ile tarihi dip noktasına indi.
Hesaplama metodolojisinde yapısal değişim
Dış borç istatistiklerinin yayımlanma görevinin Hazine ve Maliye Bakanlığı'ndan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'na (TCMB) devredilmesiyle, veri setinde uluslararası standartlara tam uyum sağlandı. Yeni sistemde borç, ihraç yerine göre değil, menkul kıymet sahibinin yerleşiklik durumuna göre sınıflandırılıyor. Bu değişiklikle birlikte, yurt içi yatırımcıların elinde bulunan Eurobond gibi kıymetler dış borç stokundan düşürüldü. Ayrıca bazı kalemlerin nominal değer yerine piyasa değeriyle hesaplanması, özellikle yüksek faiz dönemlerinde stok rakamlarını aşağı yönlü revize etti.
Özel sektörün borcu artarken TCMB'nin borcu küçüldü
Metodolojik güncellemelerin ardından 2025 sonu itibarıyla Türkiye’nin brüt dış borç stoku 519 milyar 932 milyon dolar olarak kaydedildi. Toplam borcun 298 milyar 194 milyon dolarlık büyük kısmı özel sektöre aitken, kamu kesiminin borcu 196 milyar 774 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Geçtiğimiz yıl özel sektör ve kamunun dış borcunda çift haneli artışlar yaşanırken, TCMB'nin dış borç stokunun yüzde 28,1 oranında küçülerek 24 milyar 965 milyon dolara inmesi dikkat çekti.
Kredibilite göstergesinde 20 puanlık toparlanma
Pandeminin küresel ticareti vurduğu 2020 yılında kişi başı milli gelirin 8 bin 758 dolara gerilemesiyle borç/gelir oranı yüzde 53,3'e çıkarak zirveyi görmüştü. Sonraki beş yıllık süreçte parite etkisinin de katkısıyla dolar bazında hızla büyüyen milli gelir, borç rasyosundaki düşüşü ivmelendirdi. 2020-2025 döneminde kişi başı milli gelirdeki artış yaklaşık 10 bin doları bulurken, kişi başı dış borçtaki artışın 1.366 dolarda kalması, oranın yüzde 33,5'e inmesindeki ana etken oldu.
TCMB revize dış borç rakamlarını makro projeksiyon setlerimizle incelediğimizde, süreçteki risk ve fırsat dengesi şu şekilde netleşiyor:
ANALİZ:Dış borç/GSYH rasyosunda kaydedilen %33,5 seviyesi, salt bir matematiksel revizyonun ötesinde, Türkiye'nin yapısal direnç ve likidite projeksiyonlarında kalıcı bir iyileşmeye işaret etmektedir. Özellikle yerleşiklik prensibine geçilmesi, sistemik risk hesaplamalarında yabancı para yükümlülüklerinin yurt dışı yerleşiklere olan gerçek maliyetini ortaya çıkarmıştır. TCMB'nin kendi dış borç stokunu %28,1 daraltması, kurumsal bilançonun dışsal şoklara karşı korunma (hedge) kapasitesini güçlendirmiştir. Bununla birlikte, 2026 yılı projeksiyonlarında parite etkisinin yarattığı "sanal" büyüme illüzyonuna karşı dikkatli olunmalıdır; zira özel sektörün 298 milyar dolarlık yabancı para pozisyonu, küresel likidite koşullarının daraldığı bir konjonktürde operasyonel performans üzerinde baskı yaratma potansiyelini korumaktadır. Düşen rasyo, kısa vadede Türkiye'nin risk priminde (CDS) daralma ve dış borçlanma maliyetlerinde düşüş fırsatı sunmaktadır.
ENDEKS24 ANALİZ MASASI
Metodolojik uyumlaşma ve makroekonomik kredibilite projeksiyonuŞeffaflık ve Metodoloji Beyanı: Küçük yatırımcıyı koruma ve doğru bilgilendirme misyonumuz kapsamında; bu analiz Endeks24 Analiz ve Araştırma Kurulu denetiminde, rasyonel metodolojilerle hazırlanmıştır. Kurul yapımız ve analiz ilkelerimiz hakkında detaylı bilgi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.
LİNK: https://www.endeks24.com/analiz-ve-arastirma-kurulu
Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir.





