Türk tersaneleri yılın ilk yarısında 1,5 milyar dolarlık ihracata ulaşıp yıl sonu için rekor hedeflerken, büyümenin kaynağı giderek yeşile kayıyor. GYHİB'e göre yurt içinde üretilen gemilerin yarısından fazlası artık elektrikli ya da LNG destekli; sektör özellikle Kuzey Avrupa'da balıkçı gemisi, römorkör ve özel maksatlı gemilerle pazar payını büyütüyor. Ancak tersanelerin sipariş defterlerindeki gerileme, bu tabloya bir soru işareti düşürüyor.
Bizim için sınırlar önemli değil, mesafelerin hiçbir önemi yok; yeter ki imkan olsun ve fırsat görelim.
Mustafa Talha Pepe · GYHİB Yönetim Kurulu BaşkanıTürk tersaneleri neden yeşil gemiye yöneliyor
GYHİB Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Talha Pepe'ye göre bugün Türk tersanelerinde üretilen gemilerin yarısından fazlası elektrikli ya da LNG destekli çevreci teknolojilere sahip. Sektör, özellikle Kuzey Avrupa pazarına yönelik yeşil gemi üretimini artırıyor; balıkçı gemileri, römorkörler, feribotlar ve özel maksatlı gemilerde kazanılan konum korunmaya çalışılıyor. Pepe, salgın döneminde kırılganlığı görülen tedarik zincirleri nedeniyle yerli üretim ve yan sanayi girdisinin öneminin arttığını, bunun Türkiye'nin ihracat gündemi açısından da olumlu olduğunu vurguluyor.
İhracat rekora koşarken sipariş defterinde ne oluyor
Pepe, sektörün yılın ilk 6 ayında 1,5 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini ve yıl sonunda 2,5 ila 3 milyar dolarlık rekor bir rakamı hedeflediklerini belirtiyor. Ancak bu performansın önemli bölümünün 2-3 yıl önce imzalanan sözleşmelerin teslimatlarından kaynaklandığını, tersanelerin sipariş defterlerinde ise önceki yıllara kıyasla bir miktar gerileme yaşandığını kabul ediyor. Sektörün potansiyelini koruması için teşvik ve destek mekanizmalarının sürmesini beklediklerini söylüyor.
Pepe, gemi ve yat inşasının katma değeri en yüksek ihracat kalemlerinden biri olduğunu, kilogram başına ortalama 25 dolarlık bir ihracat değerine ulaştıklarını vurguluyor. İhracattaki artışın istihdama, yan sanayiye ve yerli üretime katkısını olumlu değerlendiren Pepe, önümüzdeki dönemin önceliğini Avrupa'da kazanılan pazar payını korumak olarak tanımlıyor.




