Washington ile Tahran arasında imzalanan ve aylardır süren savaşı bitiren mutabakatın satır aralarında dev bir rakam saklı: İran'ın yeniden imarı için taahhüt edilen en az 300 milyar dolarlık finansman. Savaşın açtığı yıkımı onaracak bu kaynak, uluslararası müteahhitlik şirketleri için yepyeni bir pazar demek. Irak'tan Orta Asya'ya uzanan geniş bir coğrafyada iş üstlenen Türk firmaları da bu hesabın doğal taraflarından biri olarak öne çıkıyor.
Savaşı bitiren metnin ekonomik ayağı
ABD Başkanı Donald Trump ile İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın dijital imzalarıyla yürürlüğe giren 14 maddelik mutabakat, 28 Şubat 2026'da başlayan ABD, İsrail ve İran arasındaki savaşı sona erdiriyor. Reuters'ın eriştiği taslak metne göre anlaşma; Lübnan dahil tüm cephelerde çatışmanın durmasını, ABD'nin deniz ablukasını kaldırmasını ve Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasını öngörüyor. Ekonomik başlıkta dikkat çeken taahhüt ise İran'ın rehabilitasyonu ve kalkınması için ABD öncülüğünde en az 300 milyar dolarlık kapsamlı bir finansman planının oluşturulması. Bu planın uygulama mekanizmasının, taraflara 60 gün tanıyan nihai anlaşmanın bir parçası olarak netleşmesi bekleniyor.
Türk müteahhitler nasıl konumlanıyor
Türkiye Müteahhitler Birliği verilerine göre Türk müteahhitlik sektörü, 1972'de Libya ile başlayan yurt dışı açılımından bu yana 138 ülkede 12 binden fazla projeyi tamamlayarak 557,3 milyar dolarlık bir portföye ulaştı. Bu birikimin yaklaşık dörtte biri Orta Doğu'da yoğunlaşıyor. 2025'te yurt dışında üstlenilen 19,7 milyar dolarlık işin 3,3 milyar dolarlık bölümü tek başına Irak'tan geldi; bu da İran'a komşu coğrafyadaki saha tecrübesini gözler önüne seriyor.
Sektörün geçen yılki pazar dağılımı, yeniden imar gündemine ne kadar yakın durduğunu da ortaya koyuyor.
Fırsat var ama koşullu
Türk firmalarının yol, tünel, köprü, konut ve enerji santrali alanlarındaki birikimi, savaştan çıkmış bir ülkenin altyapı ihtiyacıyla doğrudan örtüşüyor. Üstelik mutabakatın duyurulmasının ardından sürece katkı veren ülkeler arasında Türkiye'ye de açıkça teşekkür edildi; bu da Ankara'nın masadaki görünürlüğünü artıran bir ayrıntı.
300 milyar dolarlık fon imzalanan metinde yazılı; ama sözleşmelerin kime gideceğini ateşkesin kalıcı barışa dönüşüp dönüşmeyeceği belirleyecek.
Buna karşın tablo henüz netleşmiş değil. 300 milyar dolarlık taahhüt imzalanan metinde yer alsa da fonun hangi takvimle, hangi ülkelerin ortaklığıyla ve hangi önceliklerle devreye gireceği 60 günlük müzakere sürecine bırakıldı. İran'ın nükleer programı gibi en sıkışık başlıklar da aynı pencereye ertelendi. Piyasa beklentisine göre, ateşkesin kalıcı barışa dönüşememesi ya da yaptırımların kademeli kaldırılmasının aksaması, yeniden inşa pastasının paylaşımını da askıya alabilir.
Yine de sektör, yakın coğrafyadaki savaş sonrası imar süreçlerini uzun süredir bir büyüme alanı olarak okuyor. Türk müteahhitlerin yıllık yurt dışı proje hedefini 30 milyar dolar düzeyinde tuttuğu bir dönemde, kapılarını yeniden dünyaya açan İran bu hedefe giden yolda belirleyici pazarlardan biri olabilir.




