ABD Başkanı Donald Trump, 28 Şubat’ta İsrail ile birlikte başlattığı İran savaşının altıncı ayında birbirinden maliyetli üç seçeneğe sıkıştı. İran ile Umman’ın görüştüğü geçici Hürmüz düzenlemesini kabul etmek Tahran’a savaş öncesinde sahip olmadığı bir denetim alanı açabilir, yeni saldırılar çatışmayı büyütebilir, abluka ve misillemeye dayalı mevcut çizgi ise Washington’a siyasi bir çıkış sunmuyor.
Trump geçen hafta büyük ölçekli saldırı planlarını bölge ortaklarının diplomasi talebi üzerine durdurduğunu söyledi, ancak görüşmeler sonuçsuz kalırsa sert karşılık tehdidini korudu. Çarşamba günü Las Vegas’ta anlaşmayı tercih ettiğini belirtirken güç kullanımını tümüyle dışlamadı. Birbiriyle yarışan bu mesajlar, askerî baskının Tahran’ı istenen tavizlere zorlamadığı bir ortamda Beyaz Saray’ın pazarlık alanının daraldığını gösteriyor.
Üç yolun ortak sorunu çıkış üretmemesi
SEÇENEKLER
Trump’ın önündeki üç yol da farklı bir maliyet taşıyor
Diplomatik taviz, askerî tırmanma ve uzayan statüko aynı temel sorunu çözemiyor: Washington’ın ilan ettiği savaş hedefleri ile sahadaki sonuç arasındaki fark.
01
Geçici Hürmüz anlaşmasını kabul etmek
Gemi trafiğini rahatlatabilir, ancak İran’ın giriş rotaları üzerindeki rolünü resmileştirme riski taşıyor. Ücretler ve çıkış trafiğinin denetimi açıkta.
02
Yeni hava saldırıları başlatmak
Tahran’a baskıyı artırabilir, fakat önceki bombardımandan daha yüksek başarı olasılığına dair doğrulanmış bir işaret bulunmuyor. Bölgesel misilleme riski büyüyor.
03
Abluka ve sınırlı misillemeleri sürdürmek
Ani tırmanmayı erteleyebilir, ancak savaşı sonlandırmıyor. Deniz taşımacılığı belirsizliği ve iç politik maliyet kasım seçimlerine taşınabilir.
Çerçeve, Reuters’ın 6 Ağustos 2026 tarihli haberleri, Reuters/Ipsos araştırması ve ABD Enerji Enformasyon İdaresi verileri temelinde hazırlandı.
ÇATIŞMANIN SÜRESİ
6. ay
SAVAŞA DESTEK
%35
HÜRMÜZ PETROL AKIŞI
20,9 mn varil/gün
Hürmüz anlaşması taviz tartışmasını büyütüyor
Reuters’ın aktardığı taslağa göre İran ile Umman arasında şekillenen geçici düzenleme, Körfez’e giren gemiler üzerinde Tahran’a bir ölçüde kontrol sağlayabilir. İranlı ve bölgesel kaynakların bu anlatımına karşılık bir ABD yetkilisi, geçici rotalarda hiçbir tarafın geçişi denetlemeyeceğini ve engel uygulanmayacağını söyledi. Bu çelişki, henüz imzalı ve tarafların aynı anlamı yüklediği bir metin bulunmadığını gösteriyor.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Hürmüz’ün İran tarafından kontrol edilmeyen, geçiş ücreti alınmayan açık bir uluslararası su yolu olarak kalması gerektiğini savunuyor. İran’ın giriş trafiğini yönetmesi, çıkış hareketlerini izlemesi ve yüklerden ücret alması başlıkları ise pazarlığın en tartışmalı alanları. Washington’ın bu koşulları kabul edip etmeyeceği bilinmiyor.
Haziran ayında imzalanan geçici mutabakatın kısa sürede dağılması, yeni anlaşmaya ilişkin iyimserliği sınırlıyor. Önceki metin boğazın yeniden açılmasını ve daha geniş barış görüşmelerini hedeflemişti, ancak tarafların denetim ve yükümlülükleri farklı yorumlaması çatışmayı yeniden tırmandırdı. Mevcut pazarlık bu kez İran’ın sahadaki daha güçlü Hürmüz kozuyla yürütülüyor.
ABD Enerji Enformasyon İdaresi verilerine göre Hürmüz’den geçen petrol akışı 2025’in ilk yarısında günlük 20,9 milyon varille küresel petrol sıvıları tüketiminin yaklaşık yüzde 20’sine eşitti. Küresel sıvılaştırılmış doğal gaz ticaretinin de yüzde 20’den fazlası aynı rotayı kullandı. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin boğazı baypas edebilen toplam yaklaşık 4,7 milyon varillik boru hattı kapasitesi, kesintinin tamamını telafi etmeye yetmiyor.
Yeni saldırı siyasi ve askerî maliyeti artırabilir
Yeni bir bombardıman dalgası, Trump’ın İran’ın nükleer ve füze kapasitesini daha fazla aşındırdığı iddiasını güçlendirmesine imkân verebilir. Buna karşın önceki saldırıların Tahran’ı teslim olmaya veya Hürmüz üzerindeki baskıyı bırakmaya zorlamaması, aynı yöntemin daha büyük bir harekâtta neden farklı sonuç vereceği sorusunu açık bırakıyor.
Reuters, ABD’nin uzun menzilli hassas mühimmat stoklarına ilişkin kaygıların yönetim içindeki tartışmalarda etkili olduğunu bildirdi. Trump mühimmatın azaldığını reddediyor. İran ise yeni bir ABD saldırısının Körfez ülkelerindeki enerji altyapısına karşı misillemeyi tetikleyeceği mesajını bölge başkentlerine iletti. Böyle bir zincir, çatışmayı İran sınırlarının dışına taşıyarak petrol, doğal gaz ve deniz taşımacılığı üzerindeki baskıyı yeniden artırabilir.
İç politik tablo da tırmanma seçeneğini zorlaştırıyor. 4 bin 505 yetişkinle yapılan 6 Ağustos tarihli Reuters/Ipsos araştırmasında savaşı onaylayanların oranı yüzde 35’te kaldı. Katılımcıların yüzde 50’si askerî harekâtın gelecek yıl Orta Doğu’yu daha istikrarsız hale getireceğini düşünürken yalnız yüzde 17’si daha fazla istikrar bekledi. Savaşın ABD’ye maliyetinin en az 37,5 milyar dolara ulaştığı ve 18 Amerikan askerinin hayatını kaybettiği bildirildi.
Endeks24’ün temmuz sonundaki kamuoyu ölçümünde destek yüzde 33, savaş hedeflerinin açık anlatılmadığını düşünenlerin oranı yüzde 69 olarak aktarılmıştı. Anketlerin örneklem ve soru yapıları farklı olduğu için yüzde 33 ile son yüzde 35 verisi doğrudan bir yükseliş olarak okunamaz, ancak her iki çalışma da çatışmanın geniş bir toplumsal destek üretmediğine işaret ediyor.
Ekonomik baskı akaryakıt fiyatlarında görünür durumda. EIA’nın 3 Ağustos haftasına ait verisinde ABD’de normal benzinin ortalama perakende fiyatı galon başına 4,079 dolar oldu. Bu seviye bir yıl öncesinin 0,939 dolar üzerinde. Hürmüz’de kalıcı geçiş güvenliği sağlanmadıkça diplomatik açıklamaların pompaya yansıyan risk primini tamamen ortadan kaldırması beklenmiyor.
Statüko Trump’a zaman kazandırıyor, çıkış sağlamıyor
Üçüncü seçenek, İran limanlarına yönelik ablukayı ve ticari gemilere saldırı olduğunda sınırlı misillemeleri sürdürmek. Bu çizgi yeni ve geniş çaplı bir savaşı hemen başlatmadan baskıyı koruyor, ancak Trump’ın çatışmayı kısa sürede bitirme vaadiyle uyumlu bir sonuç üretmiyor. Beyaz Saray yetkililerinin savaşın kasım ara seçimlerine kadar bir biçimde sürebileceğini giderek daha fazla kabul ettiği aktarılıyor.
Hürmüz’ün yeniden açılması, nükleer programa odaklanacak ABD-İran görüşmelerine dönüş için ön koşul olarak görülüyor. Buna rağmen Trump anlaşmanın yakın olduğunu söylerken İranlı yetkililer ayrıntıların çözülmediğini belirtiyor. Gemi geçişlerinin fiilen artması, savaş riski sigorta primlerinin düşmesi, ücret tartışmasının kapanması ve liman ablukasının gevşemesi görülmeden diplomatik ilerlemeyi kalıcı sonuç olarak değerlendirmek mümkün değil.
AÇIK KALAN ALAN
İran ile Umman’ın imzalayacağı metnin kapsamı, ABD’nin düzenlemeyi kabul edip etmeyeceği, geçiş ücretlerinin statüsü, çıkış trafiğinin nasıl denetleneceği ve nükleer müzakerelerin hangi takvimle başlayacağı henüz kesinleşmedi.
Trump’ın önündeki sorun iyi bir seçenek bulmak değil, hangi kaybın sınırlandırılacağına karar vermek. Geçici anlaşma İran’ın Hürmüz’deki yeni ağırlığını tanıma riskini, tırmanma daha geniş savaş ve enerji şoku ihtimalini, statüko ise sonuçsuz çatışmanın siyasi maliyetini taşıyor.





