İran Devrim Muhafızları tarafından Pazartesi günü yapılan resmi açıklamada, ülkenin elektrik sektörüne yönelik herhangi bir saldırıya karşı doğrudan misilleme yapılacağı belirtildi. Açıklamada, İsrail’in elektrik santralleri ile bölge ülkelerindeki ABD üslerine enerji sağlayan tesislerin hedef listesine alındığı vurgulandı. Bu hamle, Washington ve Tahran arasındaki gerilimin kritik sivil ve askeri altyapı tesisleri üzerinden yeni bir safhaya geçtiğini gösteriyor.

Su tesislerine yönelik tehditler geri çekildi

Tahran yönetimi, daha önce Körfez ülkeleri için hayati önem taşıyan tuzdan arındırma tesislerine yönelik dile getirilen tehditlerden vazgeçildiğini duyurdu. Yapılan açıklamada, bölge halkının geçim kaynaklarını ve insani ihtiyaçlarını tehdit eden tesislerin hedef alınmayacağı belirtilirken, ABD medyasında yer alan iddialar "yanıltıcı" olarak nitelendirildi. Devrim Muhafızları, operasyonel odaklarının tamamen enerji ve askeri altyapı üzerinde kalacağını ifade etti.

Hürmüz Boğazı ve 48 saatlik ültimatom

Rusya: Bölgesel krizde sağlıklı okuma zorlaşıyor
Rusya: Bölgesel krizde sağlıklı okuma zorlaşıyor
İçeriği Görüntüle

Gerilimin tırmanmasındaki ana unsurlardan biri, ABD Başkanı Donald Trump’ın Cumartesi günü yayımladığı ültimatom oldu. Trump, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı 48 saat içinde tüm gemi trafiğine tamamen açmaması durumunda, İran enerji santrallerinin vurulacağı konusunda uyarıda bulunmuştu. Tahran tarafı ise bu tehdide "caydırıcılık dengesi" çerçevesinde yanıt vereceklerini bildirerek, "Eğer elektriğe çarparsanız, biz de elektriğe çarparız" mesajını verdi.

Küresel enerji güvenliği risk altında

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol, Orta Doğu’daki bu altyapı odaklı krizin 1970’lerdeki petrol şoklarından daha derin etkiler yaratabileceği konusunda uyarılarını sürdürüyor. Bölgesel sivil altyapının karşılıklı misilleme menziline girmesi, sadece enerji fiyatlarını değil, küresel tedarik zinciri ve enflasyon projeksiyonlarını da sarsma potansiyeli taşıyor. Piyasa uzmanları, Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalma ihtimalinin petrol fiyatlarında "asimetrik" bir yükselişi tetikleyebileceğini öngörüyor.