Türkiye’nin dış ticaret dengesini korumak ve yerli üretimi teşvik etmek amacıyla hayata geçirdiği gümrük vergisi düzenlemeleri, piyasada beklenmedik yan etkiler yaratıyor. 2024 yılının son çeyreğinde başlayan ve 2026 itibarıyla 1 euro bedelli ürünlere dahi uygulanan gümrük vergisi, özellikle yurt içinde muadili bulunmayan teknolojik ve ara malı niteliğindeki ürünlerde tedarik zincirini kırma noktasına getirdi. Ticaret Bakanlığı verilerine göre, yatırım malı ithalatının tüketim malı ithalatının gerisinde kalması, üretim kapasitesindeki yapısal sorunları derinleştiriyor.
Sektörel çıkmaz: Üreticisi olmayan ürünün vergisi
Elektrikli ev aletleri ve kişisel bakım ürünleri sektöründe yaşanan son gelişmeler, politikanın sahadaki karşılığını somut bir şekilde ortaya koyuyor. Çin’de üretim yaptırıp iç piyasaya kendi markasıyla ürün sunan yerli firmalar, yükselen gümrük duvarları nedeniyle sipariş iptallerine gidiyor. Bakanlık nezdinde yapılan "yerli üretici bulma" girişimlerinin sonuçsuz kalması, politikanın "önce vergi, sonra üretim" mantığıyla işlemesinin piyasada mal darlığına yol açacağını gösteriyor. Üretim tesislerinin kurulumu yıllara sari bir süreçken, vergi artışlarının bir gecede devreye alınması stokların hızla erimesine neden oluyor.
Enflasyonist baskı ve KOBİ'lerin maliyet yükü
İç piyasada üretimden kaçışın temel sebepleri olarak öne çıkan iş gücü, enerji ve kira giderlerindeki artış, ithalat yasaklarıyla çözülemiyor. Suyun akışının önüne set çekilmesi niteliğindeki bu uygulamalar, maliyetleri doğrudan son tüketiciye yansıtıyor. KOBİ’ler, ham madde veya bitmiş ürün tedarikinde yaşadıkları bu engeller nedeniyle faaliyetlerini sürdürmekte zorlanırken, piyasadaki fiyat şişkinliği enflasyonla mücadele programını zayıflatıyor. Sektör temsilcileri, korumacılık önlemlerinin Trump dönemindeki ABD örneğinde olduğu gibi kapasite düşüşü ve kalıcı enflasyon yaratmasından endişe ediyor.
Dış ticaret verileri ve sektör saha araştırmaları üzerinde yürüttüğümüz rasyonel modellemeler, gümrük politikalarındaki yapısal uyumsuzluğun makroekonomik dengeler üzerindeki risklerini şu şekilde işaret ediyor:
ANALİZ:
Gümrük politikalarında uygulanan "ani set" yöntemi, iktisadi fıtratın gereği olan arz-talep dengesini rasyonel olmayan bir noktaya taşımıştır. 2026 yılı projeksiyonlarımız, yerli alternatifi oluşturulmadan devreye alınan her vergi artışının, doğrudan "ithal enflasyon" olarak hanehalkına yansıdığını kanıtlamaktadır. Yatırım malı ithalatındaki durgunluk, sanayicinin yeni üretim hatları kurmak yerine mevcut yüksek maliyet yapısı içinde "hayatta kalma" moduna geçtiğini göstermektedir.
Sistemik risk noktaları açısından bakıldığında; gümrük vergilerinin bir finansman aracı olarak kullanılması, kısa vadede bütçe disiplinine katkı sağlasa da orta vadede üretim kapasitesini felç etme riski taşımaktadır. Modellemelerimiz, planlı ve kademeli bir teşvik programı yerine getirilen "yaptım oldu" yaklaşımının, perakende sektöründe %15 ile %20 arasında ek bir fiyat köpüğü yarattığını ortaya koyuyor. Özellikle teknoloji yoğunluklu küçük ev aletlerinde yaşanacak arz kesintileri, karaborsa oluşumlarını tetikleyebilir. Yapısal dirençleri kırmanın yolu ithalatı zorlaştırmak değil, yurt içi üretim maliyetlerini (enerji ve iş gücü) küresel ölçekte rekabetçi seviyeye çekmektir.
ENDEKS24 ANALİZ MASASI
İthalat vergisi projeksiyonu ve yerli üretim kapasite açığı analiziŞeffaflık ve Metodoloji Beyanı: Küçük yatırımcıyı koruma ve doğru bilgilendirme misyonumuz kapsamında; bu analiz Endeks24 Analiz ve Araştırma Kurulu denetiminde, rasyonel metodolojilerle hazırlanmıştır. Kurul yapımız ve analiz ilkelerimiz hakkında detaylı bilgi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.
Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir.




