Mısır Süveyş Kanalı Ekonomik Bölgesi (SCZONE) Genel Müdürü ve Başkanı Waleid Gamal El-Dien, iş insanı Osman Yeşilyurt’u makamında kabul etti. Görüşmede küresel ticaret hatları, lojistik maliyetlerdeki artış ve Türkiye ile Mısır arasındaki sanayi iş birliği ele alındı.
Toplantının ana gündemlerinden biri, ABD-İran gerilimi sonrası Hürmüz Boğazı’nda ortaya çıkan risklerin küresel taşımacılık üzerindeki etkisi oldu. El-Dien, bu gelişmelerin özellikle enerji ve navlun maliyetlerinde artışa yol açtığını, bunun da üretim ve tedarik zinciri kararlarını doğrudan etkilediğini ifade etti.
Hürmüz kaynaklı riskler maliyetleri artırıyor
Hürmüz Boğazı’nda yaşanan belirsizliklerin küresel ticaret akışını etkileyebileceğini belirten El-Dien, alternatif lojistik merkezlerinin önem kazandığını vurguladı. Süveyş Kanalı ve çevresindeki ekonomik bölgelerin bu süreçte daha fazla öne çıkabileceği değerlendiriliyor.

Artan maliyet baskısının özellikle tekstil gibi ihracat odaklı sektörlerde üretim lokasyonu tercihlerinde belirleyici olduğu ifade ediliyor. Bu çerçevede yatırımcıların daha avantajlı maliyet ve erişim imkanı sunan bölgelere yöneldiği gözleniyor.
Mısır tekstilde üretim üssü olmayı hedefliyor
El-Dien, Mısır’ın tekstil sektöründe bölgesel bir üretim merkezi olma hedefi doğrultusunda ilerlediğini belirtti. SCZONE bünyesinde kurulan sanayi bölgelerinde tekstil yatırımlarının hız kazandığına dikkat çekti.
Türk firmalarının bu süreçte önemli bir yer tuttuğunu ifade eden El-Dien, çok sayıda Türk şirketinin bölgede yatırım gerçekleştirdiğini ve üretim kapasitesini artırdığını söyledi. Türkiye’nin tekstil alanındaki tecrübesinin Mısır’ın sanayi hedefleri açısından önemli bir katkı sunduğu vurgulandı.
Türkiye ile yeni iş birliği adımları gündemde
Görüşmede Türkiye ile Mısır arasında karşılıklı olarak atılabilecek yeni adımlar da ele alındı. El-Dien, mevcut iş birliklerinin geliştirilmesinin iki ülke açısından da ekonomik fayda sağlayabileceğini ifade etti.
Özellikle üretim kapasitesinin artırılması, ortak sanayi projeleri ve ihracat odaklı üretim modellerinin önümüzdeki dönemde daha fazla gündeme gelebileceği değerlendiriliyor. Bu süreçte lojistik avantaj, iş gücü maliyetleri ve pazar erişimi gibi unsurların belirleyici olabileceği ifade ediliyor.




