Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Dr. Fatih Birol, kritik minerallerde Çin’in küresel ölçekte belirleyici konumda olduğunu belirterek, olası ihracat kısıtlamalarının birçok ülkede sanayi üretimini doğrudan etkileyebileceği uyarısında bulundu. Açıklamalar, enerji güvenliği ve tedarik zincirlerinin önümüzdeki dönemde nasıl şekilleneceğinin takip edileceğine işaret etti.
Birol, bakır, kobalt, lityum, nikel ve manganez gibi kritik minerallerde Çin’in güçlü bir hakimiyet kurduğunu söyledi. Çin’in bu minerallerden herhangi birinin ihracatını sınırlaması halinde Avrupa, Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki birçok fabrikanın faaliyetlerinin durabileceğini ifade etti.

Jeopolitik riskler ve enerji piyasaları
Dünya genelinde artan jeopolitik gerilimlerin enerji sektörünü doğrudan etkilediğini belirten Birol, mevcut dönemi “istisnai” olarak tanımladı. Enerji ile jeopolitiğin her zaman iç içe olduğunu vurgulayan Birol, ancak aynı anda petrol, doğal gaz ve kritik minerallerde bu ölçekte bir etkileşimin daha önce görülmediğini dile getirdi.
Ülkeler arası ittifak yapılarının zayıfladığı ve yeni iş birliklerinin ortaya çıktığı bir süreçten geçildiğini belirten Birol, bu dönüşümün enerji güvenliğini önümüzdeki yıllarda daha da önemli hale getireceğini söyledi.
Petrol talebi ve fiyat görünümü
Petrol piyasalarına ilişkin değerlendirmesinde Birol, küresel petrol talebindeki artış hızının geçmiş dönemlere kıyasla yavaşladığını belirtti. Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere bazı ülkelerde üretimin güçlü seyrettiğini kaydeden Birol, bu durumun fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturduğunu ifade etti.
2026 yılına yönelik olarak, büyük bir jeopolitik kriz yaşanmaması halinde petrol fiyatlarının mevcut seviyelere yakın seyredeceğini dile getiren Birol, kısa vadede petrol ithalatçısı ülkeler açısından daha rahat bir döneme girildiğini söyledi.
Elektrik talebinde hızlı artış
Birol’a göre küresel ölçekte elektrik talebi, toplam enerji talebinden çok daha hızlı artıyor. Önümüzdeki 10 yılda elektrik talebindeki büyümenin enerji talebinin birkaç katına ulaşması bekleniyor. Bu sürecin, yapay zekâ destekli veri merkezleri, iklim değişikliğine bağlı klima kullanımı ve elektrikli araçların yaygınlaşmasıyla hız kazandığı belirtildi.
Çin’in bu alanda güçlü bir altyapıya sahip olduğuna dikkat çeken Birol, hem üretim kapasitesi hem de elektrik altyapısı açısından Çin’in birçok ülkenin önünde yer aldığını ifade etti.
Kritik minerallerde yapısal risk
Kritik minerallerin yalnızca temiz enerji teknolojilerinde değil, savunma sanayi, otomotiv, yarı iletkenler ve yapay zekâ sistemlerinde de yoğun biçimde kullanıldığını vurgulayan Birol, Çin’in bu alanda erken hareket ettiğini söyledi.
Çin’in, maden çıkarma faaliyetlerinin yanı sıra rafinaj kapasitesinde de yüksek paya sahip olduğuna işaret eden Birol, rafinaj pazarındaki payın yüzde 90’ın üzerinde olduğunu belirtti. Diğer ülkelerin yatırımlarını artırmasına rağmen, Çin’in bu üstünlüğünün orta vadede korunmasının beklendiğini ifade etti.
Otomotiv ve sanayi üzerindeki etkiler
Çin’in 2025 yılı Nisan ayında nadir toprak elementleri ihracatına getirdiği sınırlamaların, küresel otomotiv sektöründe ciddi tedirginliğe yol açtığını belirten Birol, bu adımın tedarik zincirlerinin ne kadar kırılgan olduğunu ortaya koyduğunu söyledi.
Otomotiv, savunma sanayi, elektronik ve yüksek teknoloji sektörlerinin kritik minerallere bağımlı olduğunu vurgulayan Birol, bu alanlarda yaşanabilecek aksaklıkların küresel üretimi doğrudan etkileyebileceğini kaydetti.




