CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, 2026’da yeniden gündeme gelen “varlık barışı” düzenlemesine ilişkin yaptığı açıklamada, uygulamanın Türkiye’yi kara para aklama riskiyle karşı karşıya bırakabileceğini belirtti. Karabat, sosyal medya üzerinden yaptığı değerlendirmede, söz konusu düzenlemenin kaynağı belirsiz sermaye girişine kapı aralayabileceğini ifade etti. Açıklama, özellikle finansal şeffaflık ve uluslararası güvenilirlik açısından dikkat çekti.

Karabat, Türkiye’de hukuk sistemine yönelik eleştirilerle birlikte, ekonomik çıkış yolu olarak kayıt dışı sermayeye yönelindiğini savundu. “Varlık barışı” uygulamasının, özellikle savaş ve kriz bölgelerinden gelen kayıt dışı fonları hedeflediğini öne süren Karabat, bunun finansal sistem açısından yapısal riskler barındırdığını dile getirdi.

Gri liste geçmişi ve sistemik riskler

Türkiye’nin geçmişte uluslararası finansal denetim mekanizmaları kapsamında gri listeye alındığını hatırlatan Karabat, benzer politikaların sürmesi halinde bu riskin yeniden gündeme gelebileceğini ifade etti. Açıklamada, yasa dışı bahis, organize suç gelirleri ve kayıt dışı finans akışlarının aynı kanallar üzerinden sisteme dahil olabileceği belirtildi.

Bu tür sermaye girişlerinin kısa vadede likidite sağlasa da, uzun vadede finansal sistemin güvenilirliğini zedeleyebileceği değerlendiriliyor. Özellikle uluslararası yatırımcı algısının bu tür uygulamalara karşı hassas olduğu biliniyor.

Varlık barışının kalıcı politika haline gelmesi

Karabat, 2008’den bu yana birçok kez uygulanan varlık barışı düzenlemelerinin geçici olmaktan çıkıp kalıcı bir ekonomi politikası haline geldiğini savundu. Başkanlık sistemi sonrasında bu tür uygulamalara daha sık başvurulduğunu ifade eden Karabat, bunun yapısal reform ihtiyacını ötelediğini ileri sürdü.

Küresel sermaye rotasında İstanbul öne çıkıyor
Küresel sermaye rotasında İstanbul öne çıkıyor
İçeriği Görüntüle

Piyasa aktörleri açısından değerlendirildiğinde, varlık barışı uygulamaları kısa vadede döviz girişini destekleyici bir unsur olarak görülse de, bu girişlerin niteliği ve sürdürülebilirliği kritik önem taşıyor. Uluslararası finansal standartlara uyum, özellikle doğrudan yabancı yatırım (FDI) akışları açısından belirleyici olmaya devam ediyor.