Değerli okuyucular, sermaye piyasalarında işi bilenlerin genellikle sessiz kalmayı tercih ettiği çok kritik bir dönemeçten geçiyoruz. Bugün size, borsada küçük yatırımcının "güven tazelemek" olarak okuduğu ama arka planda bambaşka bir illüzyonun döndüğü bir konuyu, pay geri alım programlarının perde arkasını anlatacağım. Haliyle hepsi böyle değil ama aralarında bunu yapanlar var!

Borsada bir şirket "pay geri alım programı" başlatmışsa, amaç şirketin kendi hissesini ve dolayısıyla küçük yatırımcıyı desteklemesidir. Mevzuatın buradaki amacı nettir: Şirket kendi hissesini desteklemeye çalışırken, hakim ortakların bu talebi fırsat bilip tahtaya mal yıkmasını engellemek. Buradaki kural gereği ortaklar, şirket geri alım yaparken borsa içinde kendi hisselerini satamazlar. Hukuken, borsa içinde bu satışı yapamazlar ama borsa dışında veya dolaylı yollardan satış yapmalarının önünde net bir engel yoktur.

Peki, sistemin etrafından dolanmak isteyenler ne yapıyor?

İşte tam bu noktada sahneye "Serbest Fonlar" çıkıyor. Şirketler tüzel kişilik olarak ya da şirket ortakları bireysel olarak gidip A, B, C veya D serbest fonlarına çok büyük tutarlarda yatırımlar yapıyorlar. Kanun, bir şirketin veya ortağın doğrudan portföy yöneticisi gibi hareket etmesini yasaklar ama bir fona "nitelikli yatırımcı" olarak katılmasına engel koymaz. Böylece, o serbest fonların katılma paylarının neredeyse tamamının sahibi, pratik olarak o şirketin ortakları haline geliyor.

Bu serbest fonlar ne mi yapıyor? Mevzuatın serbest fonlara tanıdığı esnekliklerden faydalanarak diledikleri miktarda hisse alıp satabiliyorlar. Ama tesadüfe bakın ki, bu fonlar dönüp dolaşıp hep o gizli / ana yatırımcısı olan ortakların kendi şirketlerinin hisselerini alıp satıyorlar!

Sonuçta ne oluyor biliyor musunuz? Ekranı açıyorsunuz; şirketin KAP bildirimi var, "Pay geri alım programı kapsamında piyasadan hisse aldık" diyorlar. Siz de şirketin kendi hissesine sahip çıktığını sanıp seviniyorsunuz. Oysa o hisseleri şirkete (tahtaya) satanlar kimler? Aslında yine o şirketin ortaklarının parasıyla dönen, arkadaki o serbest fonlar!

Yani sol el alırken, sağ el satıyor. Mal ve para, dolaylı yollardan bir cepten diğerine geçiyor. Küçük yatırımcı tahtada kurumsal bir alıcı var diye umutlanırken, arka planda devasa bir devir teslim töreni yürütülüyor.

Peki, bu serbest fonlar neden bugünlerde bu kadar aceleyle hareket ediyor?

Sebebi, Sermaye Piyasası Kurulu’nun kuralları sıkılaştırmış olması. SPK, Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber'de yaptığı düzenlemelerle, bu serbest fonların kendi kurucularının, yöneticilerinin veya ilişkili taraflarının paylarına yatırım yapmasına çok sert sınırlamalar ve oranlar getirdi. Üstelik piyasaya bu yeni kurallara uyum sağlaması için net bir süre tanıdı.

Şu an borsada yaşanan hareketliliğin asıl nedeni işte bu geri sayım. Fonlar, yasal süre bitmeden harıl harıl çalışıyor. Ceza yememek veya kurala uymak için eldeki payları bir an önce eritip, sağ cepten sol cebe trafiği bitirmek zorundalar.

Borsada sadece "kimin aldığına" bakarak karar vermeyin; o malın "kimden çıktığını", arkasındaki fon mekanizmalarını ve mevzuat zorunluluklarını görmediğiniz sürece, bu illüzyonun sadece seyircisi kalırsınız.

Peki, kim bu şirketler? Sağ cepten sol cebe mal boşaltanlar ve fonlar hangileri?

Merak etmeyin, arşiv unutmaz, sıra onlara da gelecek…

ATA CAN