Washington ile Riyad arasında yıllardır süren müzakereler, 22 Temmuz 2026'da ABD Enerji Bakanı Chris Wright ile Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Salman'ın imzaladığı barışçıl nükleer işbirliği anlaşmasıyla sonuçlandı. ABD Enerji Bakanlığı, anlaşmayı onlarca yıl sürecek ve milyarlarca dolarlık bir ortaklık olarak tanımladı. 123 Anlaşması, Amerikan şirketlerinin Suudi Arabistan'ın sivil nükleer programına reaktör, ekipman ve teknik işbirliğiyle katılmasının hukuki çerçevesini kuracak. Metnin yürürlüğe girmesi için Kongre incelemesinin tamamlanması gerekiyor.

Kritik ayrım

Reuters'ın anlaşmayı bilen kaynaklarına göre metin, uranyum zenginleştirme ve kullanılmış yakıtın yeniden işlenmesini yasaklamıyor. Anlaşma bu teknolojilerin ABD tarafından otomatik olarak devredileceği anlamına gelmiyor, yakıt çevrimi işbirliği için hukuki bir yol açıyor.

ABD Enerji Bakanlığının açıklaması, Chris Wright ile Abdulaziz bin Salman'ın barışçıl nükleer işbirliği anlaşmasını imzaladığını doğruladı. Bakanlık, ortaklığın Amerikan nükleer teknolojisinin Suudi Arabistan'daki enerji programına taşınmasını hedeflediğini belirtti ancak kamuya açık açıklamada zenginleştirme, yeniden işleme ve denetim maddelerinin ayrıntılarını yayımlamadı.

Anlaşmanın üç kritik sınırı

123 Anlaşması

İmza tamamlandı, üç başlık açık kaldı

01

Zenginleştirme ve kullanılmış yakıtın yeniden işlenmesi için BAE anlaşmasındaki gibi mutlak bir yasak bulunmuyor.

02

Reuters ve Associated Press'e göre metin, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansının daha geniş doğrulama yetkileri sağlayan Ek Protokolü şart koşmuyor.

03

Anlaşma henüz yürürlükte değil. Kongre'nin yaklaşık 90 oturum günlük inceleme süreci tamamlanacak.

Kaynak: ABD Enerji Bakanlığı, Reuters, Associated Press, IAEA · 22 Temmuz 2026

Endeks24

Suudi Arabistan Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması'na taraf ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansıyla kapsamlı güvence anlaşması yürürlükte. Ek Protokol ise ajansa beyan edilen tesislerin ötesinde daha geniş bilgi, erişim ve doğrulama araçları sağlıyor. Yeni ikili anlaşmanın Ek Protokolü zorunlu tutmaması, Kongre'deki itirazların ana eksenlerinden biri olacak.

Washington'ın 2009'da Birleşik Arap Emirlikleri ile yaptığı anlaşmada Abu Dabi, uranyum zenginleştirme ve kullanılmış yakıtı yeniden işleme faaliyetlerinden vazgeçmişti. BAE'nin zenginleştirmeden yürüttüğü nükleer model, ABD'de “altın standart” olarak anılıyor. Suudi anlaşması aynı sınırlamayı taşımadığı için iki Körfez ülkesi arasında farklı bir nükleer işbirliği çerçevesi oluşuyor.

Kongre süreci belirleyici olacak

ABD Atom Enerjisi Yasası'nın 123. maddesi kapsamındaki anlaşmalar Kongre'de yaklaşık 90 oturum günü inceleniyor. Yasama organı ortak kararla anlaşmayı durdurabilir. Başkanın olası vetosunun aşılması için Temsilciler Meclisi ve Senato'da üçte iki çoğunluk gerekiyor. Bu eşik, itirazların siyasi baskı yaratmasına karşın anlaşmanın yasama yoluyla engellenmesini zorlaştırıyor.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Washington'ın nükleer silahların yayılması riskini artıracak bir anlaşma imzalamayacağını savundu. Demokrat Senatör Edward Markey ise anlaşmayı “sorumsuz ve tehlikeli” olarak nitelendirdi ve zenginleştirme, yeniden işleme ile Ek Protokol şartlarından vazgeçilmesinin Orta Doğu'da silahlanma riskini büyüteceğini ileri sürdü.

Riyad, sivil nükleer programı elektrik üretimini çeşitlendirmek, petrol ve doğal gazın iç tüketimdeki payını azaltmak ve enerji yoğun su arıtma kapasitesini desteklemek için istiyor. Washington açısından anlaşma, Amerikan şirketlerine büyük ölçekli reaktör ve yakıt çevrimi projelerinde avantaj sağlarken Suudi Arabistan'ın Çin veya Rusya teknolojisine yönelmesini sınırlama hedefi taşıyor.

İmza tarihi

22 Temmuz 2026

Kongre incelemesi

Yaklaşık 90 gün

Hukuki çerçeve

123 Anlaşması

Kaynaklar: ABD Enerji Bakanlığı, Reuters, Associated Press, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ve Senatör Edward Markey'in 22 Temmuz 2026 tarihli açıklaması.