Meclis’te görüşülen torba kanun sonrası kurumlar vergisinin sektörlere göre %25, %20 ve %12,5 olarak farklılaşması planlanırken şirketlerin asıl baskıyı ek vergi yüklerinde hissettiği belirtiliyor. Özellikle kâr dağıtım stopajı, indirilemeyen KDV kalemleri ve finansman maliyetleri işletmeler üzerinde yeni bilanço riski oluşturuyor.

22 Aralık 2024’te yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile şirket kâr payı dağıtımında uygulanan stopaj oranı %10’dan %15’e çıkarılmıştı. Düzenleme sonrası özellikle aile şirketlerinde kâr dağıtımı yerine ortak cari hesaplarının büyüdüğü ve bunun mali tabloları bozduğu ifade ediliyor.

Asıl kritik eşik ise şirketlerin vergi yükünden kaçınmak için bilanço dışı yöntemlere yönelme riskinin artması oldu. Uzmanlara göre yüksek stopaj oranları, şirket ortaklarının temettü yerine farklı yöntemlerle şirketten kaynak çekmesine neden oluyor.

Örneğin 2026 yılında 10 milyon lira net kazanç elde eden bir şirket, %25 kurumlar vergisi sonrası kalan 7 milyon 500 bin liralık dağıtılabilir kâr üzerinden ayrıca %15 stopaj ödüyor. Böylece yalnızca dağıtım aşamasında 1 milyon 125 bin liralık ek vergi oluşuyor.

KKEG ve indirilemeyen KDV tartışması büyüyor

Vergi mevzuatındaki “Kanunen Kabul Edilmeyen Gider” uygulamaları şirketler açısından en fazla eleştirilen alanlardan biri olmaya devam ediyor. Özellikle iş ile doğrudan bağlantılı bazı giderlerin matrahtan düşülememesi finansal tablolar üzerinde baskı yaratıyor.

Erdoğan’dan iş dünyasına mesaj: Türkiye şoklara direnç kazandı
Erdoğan’dan iş dünyasına mesaj: Türkiye şoklara direnç kazandı
İçeriği Görüntüle

Motorlu Taşıtlar Vergisi’nin gider yazılamaması, binek otomobillere ait KDV’nin indirilememesi ve bazı amortisman giderlerinin sınırlandırılması şirketlerin maliyet yükünü artırıyor. Haberleşme faturalarındaki Özel İletişim Vergisi’nin de gider kabul edilmemesi dikkat çekiyor.

Piyasanın odaklandığı temel sorun ise aynı harcama üzerinden hem kurumlar vergisi hem de KDV yükü oluşması. İş dünyası temsilcileri, bu uygulamaların işletme sermayesini zayıflattığını değerlendiriyor.

Kamudan alacağını tahsil edemeyen şirketler finansman baskısında

Kamuya iş yapan şirketlerin yaşadığı tahsilat sorunu da yeni risk alanı olarak öne çıkıyor. Şirketler hak ediş faturalarını kesmelerine rağmen ödemelerini aylarca alamazken, ilgili vergi yükümlülüklerini peşin ödemek zorunda kalıyor.

Bu durum özellikle vergi borcu yoktur yazısı almak zorunda olan şirketlerde finansman baskısını büyütüyor. Yüksek faiz ortamında krediye erişim maliyetinin artması, kamuya iş yapan firmaların nakit akışını daha kırılgan hale getiriyor.

Veriler asıl baskının orta ölçekli şirketlerde yoğunlaştığını gösteriyor. Öz kaynak yapısı sınırlı işletmelerin kısa vadeli krediye bağımlılığı artarken, bilanço kalitesinin bozulduğu değerlendiriliyor.

Vergi reformu çağrıları hızlandı

Uzmanlar kâr dağıtım stopajının yeniden %10 seviyesine çekilmesi gerektiğini savunuyor. Ayrıca bazı KKEG kalemlerinin gider yazılabilmesi ve indirilemeyen KDV’nin mahsup edilebilmesi yönünde talepler öne çıkıyor.

Kamudan alacağı bulunan şirketlerin vergi ve SGK borçlarının mahsup edilmesi veya ertelenmesi önerileri de iş dünyasında destek buluyor. Özellikle yüksek faiz döneminde nakit akışını koruyacak düzenlemelerin şirket iflas riskini azaltabileceği belirtiliyor.