Türkiye’nin ilaç ithalat faturası 2025 yılı sonu itibarıyla 7,3 milyar doları aşarak dış ticaret dengesi üzerinde kritik bir baskı unsuru haline geldi. TÜİK tarafından paylaşılan güncel veriler, hanelerin yüzde 50,9’unun ilaç harcamalarını “normalin üzerinde” bir yük olarak tanımladığını, yüzde 5’lik bir kesimin ise bu harcamalar altında ezildiğini ortaya koyuyor.

İlaç ithalatındaki bu ivmelenme sadece yerli üretim kapasitesinin eksikliğiyle açıklanamayacak sistematik bir soruna işaret ediyor. Sağlıksız beslenme ve verimsiz çalışma kültürü, ilaç tüketimini tetikleyen ana faktörler olarak öne çıkıyor. Bu durum, mal ve hizmet arzında yaşanan aksamalardan borçlanma rakamlarına kadar geniş bir ekonomik yelpazeyi olumsuz etkiliyor.

Verimlilik ve sağlık harcamaları arasındaki korelasyon

Dünya genelindeki örnekler, eğitim ve çalışma hayatı arasındaki bağın sağlık harcamalarını doğrudan düşürdüğünü gösteriyor. Yeni Zelanda ve İrlanda gibi ülkeler, çalışma hayatındaki verimlilikte rakiplerine fark atarken, 2025 yılı sağlık harcamaları sıralamasında dünyanın en alt basamaklarında yer almayı başardı. Bu ülkelerdeki kaliteli üretim ve tüketim kültürü, ilaç bağımlılığını minimize eden bir beşeri sermaye yapısı oluşturuyor.
TÜİK verileriyle ilaç ithalatı ve hanelerin harcama yükünü gösteren infografiği.

Fiziksel aktivite karnesi alarm veriyor

TÜİK verileri, Türkiye’de 15 yaş ve üzeri fertlerin yüzde 63,3’ünün iş dışında herhangi bir fiziksel aktiviteye veya boş zaman faaliyetine zaman ayırmadığını gösteriyor. Düzenli olarak her gün fiziksel aktivite yapanların oranı ise yüzde 13 barajının altında kalmış durumda. Bu hareketsizlik tablosu, kronik hastalık riskini artırarak ilaç tüketimini kaçınılmaz bir ekonomik zorunluluk haline getiriyor.

Emekli bayram ikramiyesi zammında 3 senaryo netleşti
Emekli bayram ikramiyesi zammında 3 senaryo netleşti
İçeriği Görüntüle

TÜİK rakamlarını makro projeksiyon setlerimizle incelediğimizde, süreçteki risk ve fırsat dengesi şu şekilde netleşiyor:

ANALİZ:

İlaç sektöründeki dışa bağımlılık ve artan ithalat maliyetleri, sadece döviz kuru veya üretim kapasitesi üzerinden okunamaz. Türkiye'nin 7,3 milyar dolarlık ilaç faturası, aslında beşeri sermayenin fiziksel ve kültürel erozyonunun bir sonucudur. İlaçta yerli üretim hamlelerinin finansal sermayeden ziyade, nitelikli ve sağlıklı insan kaynağına ihtiyaç duyduğu bir gerçektir. Sandoz gibi global oyuncuların Gebze'deki fabrikalarında üniversite mezunu yeteneklerle yakaladığı ihracat başarısı, beşeri sermayeye yapılan yatırımın döviz üretimindeki gücünü ispatlıyor. Ancak makro ölçekte, toplumun yüzde 63'ünün hareketsiz olması, orta vadede sağlık sistemindeki finansal sürdürülebilirliği sistemik bir risk noktasına taşıyacaktır. İlaç harcamalarını düşürmenin yolu, reçete azaltmaktan değil, eğitim ve çalışma kültürü ile sağlık bilincini entegre etmekten geçmektedir.

ENDEKS24 ANALİZ MASASI
Beşeri sermaye ve ilaç ithalatı arasındaki sistemik bağ

Şeffaflık ve Metodoloji Beyanı: Küçük yatırımcıyı koruma ve doğru bilgilendirme misyonumuz kapsamında; bu analiz Endeks24 Analiz ve Araştırma Kurulu denetiminde, rasyonel metodolojilerle hazırlanmıştır. Kurul yapımız ve analiz ilkelerimiz hakkında detaylı bilgi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.

LİNK: https://www.endeks24.com/analiz-ve-arastirma-kurulu

Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir.