Enerji sektöründe dönüşümün merkezine oturan nükleer enerji, küresel ölçekte yeniden yükselişe geçti. Avrupa Birliği dahil birçok ülkenin nükleeri yeşil enerji olarak tanımlaması ve Google ile Microsoft gibi teknoloji devlerinin küçük modüler reaktör (SMR) yatırımlarına yönelmesi, bu eğilimi güçlendiriyor.
Dünya genelinde nükleer enerji kapasitesi halihazırda 400 GW seviyesinde bulunuyor. 2050’ye kadar bu kapasitenin iki katına çıkarılarak 812 GW’ye ulaşması hedefleniyor. Planlanan 122 yeni santral projesinin 42’si için finansman tamamlanmış durumda.
Türkiye 2040 vizyonunu açıkladı
Sabah gazetesi yazarı Hülya Güler’in köşe yazısında paylaştığı değerlendirmelere göre, Türkiye de bu küresel eğilime güçlü bir şekilde dahil oluyor. Akkuyu Nükleer Güç Santralı’nda sona yaklaşılırken, Sinop ve Trakya’daki yeni projelerin hazırlıkları da hız kazandı.
Bu üç büyük proje tamamlandığında, Türkiye’nin nükleer enerji kurulu gücü 2040 itibarıyla 20 bin MW seviyesine ulaşacak. Buna ek olarak, SMR teknolojisinin de enerji bağımsızlığı stratejisinde önemli bir rol üstlenmesi planlanıyor.
Stratejik hazırlıklar ve yetişmiş insan kaynağı
Türkiye’nin nükleer enerjiye yönelik hazırlıkları aslında uzun yıllara dayanıyor. Hülya Güler’in yazısında aktardığına göre, 2007’den itibaren devlet burslarıyla 300’ü aşkın genç mühendis dünyanın farklı ülkelerinde yüksek lisans ve doktora düzeyinde nükleer enerji eğitimi aldı. Bugün bu mühendisler Akkuyu başta olmak üzere pek çok projede görev yapıyor.
Bu eğitim programları halen devam ederken, santral ihalelerinde yer alan yerlilik kriterleri de Türk şirketlerinin sektördeki yetkinliğini artırıyor. Böylece her yeni projede yerli katkı oranı yükseliyor ve Türkiye’nin kendi santrallerini kurabilecek bilgi birikimi hızla gelişiyor.
Türk şirketlerine küresel davet
Türkiye’nin geleneksel müteahhitlik alanındaki tecrübesi, nükleer enerji projelerine de taşınıyor. Güler’in aktardığına göre, Akkuyu’ya katkı veren Türk şirketleri şimdiden farklı ülkelerden nükleer santral projeleri için davetler almaya başladı.
Türkiye böylece sadece enerji bağımsızlığına katkı sağlamakla kalmıyor, nükleer teknolojilerde küresel bir oyuncu olma yolunda da ilerliyor.