Bankacılık sektörünün kredi/mevduat oranı (KMO), 2026’nın ilk çeyreğinde yükselişini sürdürerek yüzde 95,5 seviyesine ulaştı. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) verilerine göre artışta, kredi hacmindeki genişlemeden çok mevduattaki reel daralma belirleyici oldu.
Mart sonu itibarıyla bankacılık sektörünün yurt içine kullandırdığı nakdi kredi hacmi 25 trilyon 295,2 milyar TL’ye ulaşırken, toplam yurt içi mevduat hacmi 26 trilyon 478,5 milyar TL olarak gerçekleşti. Böylece 2025 sonunda yüzde 91,8 olan kredi/mevduat oranı, ilk çeyrekte 3,7 puan yükselerek kritik kabul edilen banda yaklaştı.
İlk çeyrekte toplam mevduat hacmi nominal olarak yüzde 3,6 büyürken, aynı dönemde yüzde 10,04 olan enflasyon dikkate alındığında reel bazda yüzde 5,9 daralma yaşandı. Kredi hacmi ise nominal olarak yüzde 7,9 artsa da reel olarak yüzde 1,9 geriledi. Buna rağmen mevduattaki daha sert çözülme, KMO’nun yükselmesine neden oldu.
Yıllık bazda bakıldığında ise kredi hacmindeki reel büyümenin mevduat artışını aşması dikkat çekiyor. Mart sonu itibarıyla yıllık enflasyondan arındırıldığında kredi hacminde yüzde 8,7’lik reel genişleme hesaplanırken, mevduat tarafındaki reel artış yüzde 2,6’da kaldı.
Tasarruflar sistem dışına kayıyor
Uzmanlara göre ilk çeyrekte KMO’daki yükselişin temel nedeni kredi iştahındaki sert artış değil, mevduat büyümesindeki yavaşlama oldu. Özellikle faiz indirim sürecinin etkisiyle TL mevduatın cazibesinin azalması, tasarrufların altın, döviz ve gayrimenkul gibi alternatif alanlara yönelmesine yol açtı.
Bankacılık sistemindeki mevduat verileri; fiziki altın ve yastık altı döviz birikimlerini içermediği için, sistem dışına kayan tasarruf eğilimi mevduat tabanını zayıflatıyor. Bu durum kredi/mevduat oranını yukarı taşıyan temel faktörlerden biri olarak değerlendiriliyor.
Uzmanlar Türkiye için yüzde 70-90 aralığındaki KMO seviyesini “sağlıklı bant” olarak tanımlarken, yüzde 90-105 aralığını ise “kritik bölge” olarak değerlendiriyor. Bu seviyelerde bankaların dış fonlama ihtiyacının arttığı, faiz ve kur şoklarına duyarlılığın yükseldiği belirtiliyor.
2017’de yüzde 134,6’ya kadar çıkmıştı
Türkiye’de kredi/mevduat oranı, kredi genişlemesinin hızlandığı 2017 yılında yüzde 134,6 seviyesine kadar yükselmişti. O dönemde bankacılık sistemi yoğun dış kaynak kullanımıyla kredi büyümesini sürdürmüş, ancak artan finansal kırılganlık sonraki yıllarda dengelenme sürecini beraberinde getirmişti.
Pandemi sonrası dönemde sıkı para politikası, kredi sınırlamaları ve Kur Korumalı Mevduat (KKM) uygulamasıyla birlikte KMO gerilemiş, 2023 sonunda yüzde 85 seviyelerine kadar inmişti. Ancak 2024 sonunda başlayan faiz indirim süreciyle birlikte tasarruf tercihlerindeki değişim, oranı yeniden yukarı yönlü harekete geçirdi.




