Türkiye’de dezenflasyon programının kur politikası ayağına yönelik eleştiriler iş dünyasında daha görünür hale geldi. İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç’in ekonomi programında kur, ihracat ve ithalat rejiminin gözden geçirilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması, program revizyonu tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. Avdagiç, 2026’da mal ihracatının ithalatı karşılama oranının %69 seviyesinde bulunduğunu belirterek bu oranın %75’in altına düşmemesi gerektiğini ifade etti.

İTO Başkanı’nın dikkat çektiği temel başlık, kur ile enflasyon arasındaki makas oldu. Avdagiç, yılın ilk çeyreğinde döviz kurunda yaklaşık %3 artış yaşanırken enflasyonun kümülatif %10 yükseldiğini belirtti. Bu tablo, ihracatçıların maliyet artışı ile kur geliri arasındaki dengenin bozulduğuna yönelik şikâyetlerini güçlendirdi.

Kur politikasına dönük revizyon talebi, yalnızca ihracatçıların rekabet gücü üzerinden okunmuyor. Ekonomi çevrelerinde tartışma, dezenflasyon programının hangi araçlarla sürdürüleceği ve programdan çıkış stratejisinin nasıl kurulacağı sorularına doğru genişliyor. Dünya yazarı Öner Günçavdı, kur revizyonunun özel sektöre kısa vadeli rahatlama sağlayabileceğini ancak programın başarısı için tek başına yeterli olmayacağını belirtti.

Beklenti yönetiminde çapa arayışı

TCMB, son Para Politikası Kurulu özetinde sıkı para politikası duruşunun talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendireceğini bildirdi. Metinde politika faizine ilişkin adımların enflasyon gerçekleşmeleri, ana eğilim ve beklentiler dikkate alınarak belirleneceği kaydedildi.

Bu yaklaşım, para politikasının merkezinde beklenti yönetiminin bulunduğunu gösteriyor. Ancak iş dünyasının artan kur revizyonu talebi, beklentilerin yalnızca faiz ve kur dengesiyle değil, maliye politikası ve kamu harcama disipliniyle de desteklenmesi gerektiği yönündeki tartışmayı büyütüyor.

Ekonomi programının sürdürülebilirliği açısından en kritik başlık, kurun seviyesi kadar kur politikasından çıkışın ne zaman ve hangi çerçevede yapılacağı. Belirsizlik arttıkça şirketler fiyat, stok, yatırım ve ihracat kararlarında daha kısa vadeli davranma eğilimine giriyor. Bu durum, dezenflasyon programının beklenti kanalı üzerinden üreteceği etkinin zayıflamasına yol açabiliyor.

Piyasa etkisi

Piyasa tarafında kur revizyonu tartışması USD/TRY, ihracatçı şirket marjları ve enflasyon beklentileri üzerinden izleniyor. BİST 100 14.442,56 puanda, USD/TRY 45,185 seviyesinde bulunuyor. Kurda kontrollü seyir sürerken, iş dünyasının maliyet baskısı ve rekabet gücü şikâyetleri politika tartışmasının ana hattını oluşturuyor.

Turizmde 9,2 milyon ziyaretçiye rağmen risk büyüyor
Turizmde 9,2 milyon ziyaretçiye rağmen risk büyüyor
İçeriği Görüntüle

Projeksiyon setleri kur, mali disiplin ve beklenti çıpasının birlikte yönetilmesi gerektiğini gösteriyor.

ANALİZ:

Dezenflasyon programının başarısı, yalnızca kurun hangi hızla hareket ettiğine bağlı değil. Kur seviyesi ihracatçı rekabeti ve ithalat talebi açısından kritik olsa da enflasyon beklentilerinin kalıcı biçimde düşmesi için para politikası, maliye politikası ve iletişim çerçevesinin aynı yönde çalışması gerekiyor. Kamu harcamalarında yeterli disiplin sağlanmadan yapılacak kur gevşemesi, kısa vadede reel sektörü rahatlatabilir fakat enflasyon beklentilerini yeniden yukarı taşıma riski yaratır.

TCMB’nin metinlerinde beklenti kanalı açık biçimde merkezde duruyor. Beklentilerin kontrol edilebilmesi için ekonomi yönetiminin yalnızca yabancı yatırımcıya değil, içeride hanehalkına ve reel sektöre de şeffaf bir yol haritası sunması gerekiyor. Programın kur ayağına ilişkin çıkış stratejisi belirsiz kaldığında, şirketler enflasyon ve kur varsayımlarını daha yüksek risk primiyle kuruyor.

Sektörel karşılaştırma

Kur-enflasyon makasının en fazla hissedildiği alan ihracatçı sektörler. Tekstil, hazır giyim, mobilya, otomotiv yan sanayi ve makine gibi maliyet duyarlılığı yüksek alanlarda TL bazlı giderler artarken, kur gelirinin aynı hızda yükselmemesi marj baskısı yaratıyor. Buna karşın ithalat ağırlığı yüksek sektörlerde kontrollü kur, kısa vadede maliyetleri sınırlayan bir unsur olarak çalışıyor.

Hizmet sektöründe tablo daha farklı. Ücret, kira ve finansman maliyetlerindeki artış, kurdan bağımsız fiyatlama davranışlarını besliyor. Bu nedenle yalnızca kur ayarıyla hizmet enflasyonundaki katılığı kırmak mümkün değil; beklenti, gelir politikası ve mali disiplin aynı anda devreye girmeli.

Senaryo analizi

Ana senaryo (%50): Kur politikasında sınırlı ve kontrollü esneklik sağlanır, TCMB sıkı para politikası duruşunu korur. İhracatçıların marj baskısı kısmen azalır; enflasyon beklentilerinde belirgin iyileşme için mali disiplin ihtiyacı sürer.

Olumlu senaryo (%25): Kur, mali disiplin ve şeffaf iletişim birlikte yeniden kalibre edilir. Kamu harcamalarında tasarruf adımları güçlenir, programın güvenilirliği artar ve beklenti kanalı yeniden çalışır.

Olumsuz senaryo (%25): Kur revizyonu mali disiplin olmadan yapılır. Döviz talebi artar, fiyatlama davranışları bozulur ve dezenflasyon programı ikinci tur enflasyon riskiyle karşılaşır.

Risk ve fırsat dengesi

Risk başlıkları: Kur geçişkenliği izleniyor; kamu harcama disiplini değerlendiriliyor; ihracatçı marjlarında daralma takip ediliyor; ücretlerin beklenen enflasyona çapalanmasının alım gücü üzerindeki etkisi izleniyor.

Fırsat başlıkları: Programın şeffaf takvimle güncellenmesi 1–3 aylık vadede güven kanalını güçlendirebilir. Kamu tasarrufu ve mali disiplinin görünür hale gelmesi 6–12 aylık vadede enflasyon beklentilerinde kalıcı iyileşme sağlayabilir.

Kısa vadeli ve orta vadeli görünüm

1–3 aylık kısa vadede iş dünyasından gelen kur revizyonu taleplerinin ekonomi yönetimi tarafından nasıl karşılanacağı belirleyici olacak. TCMB’nin sıkı duruşu korunurken, ihracat ve ithalat rejiminde yapılabilecek ince ayarlar reel sektörün ana gündemi olacak.

6–12 aylık orta vadede programın başarısı, kur politikasından çıkış stratejisinin netleşmesine ve mali disiplinin yeniden güvenilir çapa haline gelmesine bağlı olacak. Beklenti yönetimi güçlenirse dezenflasyonun maliyeti azalır; belirsizlik sürerse kur, ücret ve fiyatlama davranışlarında yeni baskılar oluşabilir.

ENDEKS24 ANALİZ MASASI
Kur ayarı tartışması mali disiplin ihtiyacını büyütüyor

Şeffaflık ve Metodoloji Beyanı: Küçük yatırımcıyı koruma ve doğru bilgilendirme misyonumuz kapsamında; bu analiz Endeks24 Analiz ve Araştırma Kurulu denetiminde, rasyonel metodolojilerle hazırlanmıştır.

LİNK : https://www.endeks24.com/analiz-ve-arastirma-kurulu

Yasal Uyarı: Bu içerik yatırım danışmanlığı kapsamında değildir; yatırım kararları için lisanslı aracı kurumlara ve yatırım danışmanlarına başvurulması önerilir.