ABD Başkanı Donald Trump, 14-15 Mayıs tarihlerinde Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile Pekin’de gerçekleştireceği görüşmeler öncesinde daha dar kapsamlı hedeflerle masaya gidiyor. Bir yıl önce Çin’e karşı uyguladığı yüksek tarifelerle Washington’un ekonomik üstünlük kuracağını savunan Trump yönetimi, şimdi ticaret ateşkesini koruma, İran krizinde diplomatik destek arama ve sınırlı ticari anlaşmalar üretme arayışına yöneldi.

Reuters’a konuşan siyasi analistler ve diplomatik kaynaklar, Trump’ın önceki agresif ticaret söyleminin Pekin üzerinde beklenen baskıyı oluşturamadığını değerlendiriyor. Hong Kong Üniversitesi’nden Alejandro Reyes, Washington’un mevcut tabloda Çin’e stratejik olarak daha fazla ihtiyaç duyduğunu belirtirken, Trump’ın dış politika alanında somut bir başarı aradığına dikkat çekti.

ABD stratejik petrolü ilk kez Türkiye’ye geliyor
ABD stratejik petrolü ilk kez Türkiye’ye geliyor
İçeriği Görüntüle

Görüşmelerin gündeminde ticaret ateşkesinin uzatılması, nadir toprak elementleri ihracatı, teknoloji kısıtlamaları ve Tayvan’a yönelik ABD politikası bulunuyor. Çin tarafının özellikle yarı iletken ekipmanları ve gelişmiş çip teknolojilerine yönelik ABD kısıtlamalarının gevşetilmesini talep ettiği belirtiliyor. Pekin ayrıca gelecekte yeni ticaret yaptırımlarına gidilmeyeceğine yönelik güvence arıyor.

Trump’ın ziyaretine Tesla CEO’su Elon Musk ve Apple CEO’su Tim Cook gibi isimler eşlik edecek olsa da, iş dünyası heyetinin 2017’deki Çin ziyaretine kıyasla daha sınırlı kaldığı belirtiliyor. Bu durum, ABD şirketlerinin Çin pazarına yönelik temkinli yaklaşımını da yansıtıyor.

Trump yönetimi görüşmelerde İran dosyasını da öncelikli başlıklardan biri olarak masaya taşıyor. Washington, Pekin’in Tahran üzerindeki ekonomik ve diplomatik etkisini kullanarak İran’ı yeni bir anlaşmaya yönlendirmesini istiyor. Çin’in İran petrolünün önemli alıcılarından biri olması, Pekin’e bu süreçte kritik bir jeopolitik ağırlık kazandırıyor.

Çin ekonomik baskı araçlarını genişletiyor

Trump ile Xi arasında geçen yıl Güney Kore’de varılan kırılgan ateşkes sonrasında Çin, ekonomik baskı kapasitesini artıran yeni düzenlemeleri devreye aldı. Pekin yönetimi, tedarik zincirlerini Çin dışına taşıyan şirketlere yaptırım uygulanmasına imkan tanıyan düzenlemeler hazırlarken, nadir toprak elementleri üzerindeki lisanslama rejimini de sıkılaştırdı. Bu hamleler, Batı ekonomilerinin stratejik hammaddelerde Çin’e bağımlılığını yeniden gündeme taşıdı.

ABD tarafında ise Trump yönetimi aynı dönemde İran savaşı, NATO müttefikleriyle yaşanan gerilimler ve tarifelere ilişkin hukuki mücadelelerle karşı karşıya kaldı. Reuters/Ipsos anketine göre Amerikalıların yüzde 60’ından fazlası İran savaşına destek vermiyor. Bu tablo, Trump’ın dış politikada hızlı kazanım arayışını hızlandıran unsurlar arasında değerlendiriliyor.

Piyasa etkisi

ABD-Çin hattında ticaret savaşının yeniden sertleşmemesi, küresel risk iştahı açısından kısa vadede destekleyici bir unsur olarak izleniyor. Özellikle yarı iletken, savunma sanayi, elektrikli araç ve emtia tedarik zincirlerine ilişkin mesajların küresel teknoloji hisseleri ve emtia fiyatlamaları üzerinde etkili olabileceği değerlendiriliyor. Ancak görüşmelerden kapsamlı bir ticaret anlaşması çıkma ihtimalinin düşük görülmesi, piyasalarda temkinli fiyatlamanın sürmesine neden oluyor.