TBMM Adalet Komisyonu, Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’ni kabul etti. Düzenlemenin “toplumsal bütünleşme” ayağı, Meclis’e sunulan metinde silahsızlanmanın resmî teyidi, koşullu adli erteleme, yeniden suç işlememe şartı, merkezi takip ve altı aylık başvuru mekanizması üzerinden kuruluyor.
TBMM’deki 2/3793 esaslı teklif, 5 Ağustos 2026’da Başkanlığa sunuldu. Resmî özet, uygulamanın PKK/KCK ve bağlantılı oluşumların fiili varlığını sona erdirdiğinin, kontrolündeki silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesine ve bu tespiti teyit eden Millî Güvenlik Kurulu kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasına bağlandığını gösteriyor. Yani komisyondan kabul edilen çerçeve, kanunun yürürlüğe girmesiyle kendiliğinden bütün erteleme sonuçlarını doğurmuyor; ayrıca belirtilen resmî eşiklerin gerçekleşmesi gerekiyor.
Toplumsal bütünleşme dört hukuki eksene bağlanıyor
Erteleme düzenlemesinin kapsamı, “müebbet cezaların tamamı kapsam dışı” şeklinde okunabilecek kadar basit değil. TBMM’ye sunulan 3’üncü maddede örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçu ile 1 Haziran 2005’ten önce işlenmiş ve müebbet ya da ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası gerektiren suçlar erteleme dışında tutuluyor. Bunların dışında, kapsam içindeki suçlarda ceza üst sınırı 15 yıl veya daha azsa beş yıl; 15 yıldan fazlaysa, müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet gerektiriyorsa on yıl erteleme öngörülüyor. İnfaz bakımından 6’ncı madde de aynı beş ve on yıllık süre yapısını kuruyor.
Teklifin 5’inci maddesi erteleme kararlarını özel bir kayıt sistemine bağlıyor. Erteleme süresi içinde terör suçlarından birinin işlenmesi halinde karar kaldırılıyor; suç işlenmeden tamamlanan sürenin sonunda soruşturma aşamasında kovuşturmaya yer olmadığına, yargılama aşamasında ise düşmeye karar verilmesi öngörülüyor. Mahkûmiyetin infazı ertelenmişse ve dönem terör suçu işlenmeden geçirilirse ceza infaz edilmiş sayılıyor. Bu yapı, toplumsal bütünleşmeyi yalnız “dönüş” söylemiyle değil, belirli süre boyunca yeniden suç işlememe koşuluyla bağlı bir hukuk düzeni içinde tanımlıyor.
7’nci maddede kurulacak yapı, Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında Adalet, Dışişleri, İçişleri ve Millî Savunma bakanları ile Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, MİT Başkanı ve MGK Genel Sekreterinden oluşuyor. Kurul, örgütün tamamen tasfiyesine ilişkin gözlem raporlarını dönemsel değerlendirebilecek, gerektiğinde adli, idari ve yasal düzenleme talebinde bulunabilecek. Beş yıllık erteleme kararlarında iki, on yıllık kararlarda üç yıl geçtikten sonra belirli hak yoksunluklarının kaldırılması için ilgili mercilere başvuru yapılabilmesi de aynı madde içinde düzenleniyor. Ayrıca TBMM’nin düzenli bilgilendirilmesi ve Meclis bünyesinde bir İzleme Komisyonu kurulması öngörülüyor.
Silah ve malzeme teslimi de toplumsal bütünleşme mekanizmasından ayrı bırakılmıyor. 8’inci madde, örgüt mensuplarının getirdiği veya beyan ettiği silah, mühimmat, araç, gereç, patlayıcı ve diğer malzemenin kayıt altına alınmasını öngörüyor. 9’uncu madde ise kanundan yararlanmak isteyenlerin MGK kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasından itibaren altı ay içinde Cumhuriyet başsavcılıklarına veya Kurulun görevlendireceği kurumlara yazılı bildirimde bulunmasını şart koşuyor.
Gerekçede ortak vatandaşlık ve demokratik siyaset vurgusu
Teklif sahiplerinin genel gerekçesinde “toplumsal bütünleşme” yalnız ceza ve infaz hükümleriyle açıklanmıyor. Ortak vatandaşlık bilincinin güçlendirilmesi, demokratik siyaset alanının genişletilmesi, toplumsal uzlaşmanın güçlendirilmesi, mağduriyetlerin tespiti ve ilgili kişilerin hukuk düzenine bağlı bireyler olarak toplumla bütünleşmesi hedefler arasında sıralanıyor. Gerekçe, bu kanunu süreçte öngörülen hukuki düzenlemelerin “ilk adımı” ve temel çerçevesi olarak konumlandırıyor; uygulamada yeni ihtiyaçlar doğması halinde ilave yasal değişikliklerin gündeme gelebileceğini de açıkça belirtiyor.
Metnin hukuki niteliği ise komisyondaki temel tartışma alanlarından biri oldu. Genel gerekçede teklifin mahkûmiyet hükümlerini ortadan kaldırmadığı, suçların hukuki niteliğini değiştirmediği ve ceza sorumluluğunu sona erdirmediği savunularak düzenleme “sınırlı ve koşullu” bir ceza adaleti ve infaz hukuku çerçevesi olarak tanımlanıyor. Komisyon tutanaklarında bazı milletvekilleri buna karşı erteleme mekanizmasının mağdurların adalet talebi, yargı yetkisinin sınırları ve özel af tartışması bakımından anayasal sorunlar doğurabileceğini ileri sürdü. Teklifi destekleyen konuşmalarda ise silahsızlanmanın kalıcılaştırılması, toplumsal barış ve demokratik bütünleşme hedefleri öne çıkarıldı.
Sürecin daha önceki aşamasında Endeks24’ün aktardığı Meclis’te çizilen ilk yol haritası, yasal çerçeve ile topluma katılım boyutunun birlikte ele alınacağını gösteriyordu. Komisyona gelen 2/3793 sayılı teklif, bu genel yaklaşımı ilk kez süre, başvuru, kayıt, takip ve yargısal erteleme hükümleriyle ayrıntılı bir kanun metnine dönüştürdü.
2014 düzenlemesinden temel fark hukuki mekanizmanın ayrıntısı
“Toplumsal bütünleşme” ifadesi Türk hukukunda ilk kez kullanılmıyor. 10 Temmuz 2014’te kabul edilen 6551 sayılı Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, dönemin çözüm süreci için siyasi, hukuki, sosyoekonomik, psikolojik, kültürel, insan hakları, güvenlik ve silahsızlandırma alanlarında hükümete geniş çalışma ve koordinasyon yetkisi vermiş; temas ve diyalog ile silah bırakan örgüt mensuplarının sosyal yaşama katılımına ilişkin tedbirleri de düzenlemişti.
2026’daki teklifin ayırt edici tarafı, daha dar ve koşullu bir ceza muhakemesi ile infaz mekanizması kurması. Yeni metin uygulamayı güvenlik kurumlarının tespiti ve MGK kararının Resmî Gazete’de yayımlanması gibi açık bir başlangıç eşiğine bağlıyor; ardından beş ve on yıllık erteleme süreleri, yeniden suç işlememe şartı, kayıt sistemi, takip kurulu, hak yoksunluklarına ilişkin başvuru yolu ve altı aylık yararlanma süresi getiriyor. Bu nedenle iki düzenleme aynı “toplumsal bütünleşme” kavramını kullansa da 2014 yasası geniş politika ve koordinasyon çerçevesi, 2026 teklifi ise ayrıntılı ve koşullu adli uygulama mimarisiyle ayrışıyor.
Nihai komisyon metni yayımlandığında maddeler yeniden kontrol edilecek
Kabul kararı son dakika akışında teyit edilmiş olmakla birlikte TBMM’nin çevrim içi teklif bilgi ekranı sabah saatlerinde henüz komisyon çıkış tarihini ve komisyon raporunu göstermiyordu. Bu nedenle haberdeki ayrıntılı madde anlatımı 5 Ağustos’ta TBMM’ye sunulan resmî teklif metnine dayanıyor. Komisyonda maddeler üzerinde verilen ve oylanan önergelerin kabul edilen nihai metne nasıl yansıdığı, Adalet Komisyonu raporu yayımlandığında ayrıca karşılaştırılmalı.
Adalet Komisyonu aşamasının tamamlanmasıyla teklifin sıradaki yasama durağı TBMM Genel Kurulu olacak. Genel Kurul görüşmelerinde maddeler üzerinde yeni değişiklik önergeleri verilebileceği için toplumsal bütünleşme mekanizmasının kesin hukuki çerçevesi, teklifin Meclis’teki nihai kabul süreci tamamlandığında belirginleşecek.





