AB Enerji Komiseri Dan Jorgensen’in uyarılarıyla gündeme gelen Hürmüz Boğazı’ndaki aksamalar, küresel ekonomide yıkıcı bir enerji şokuna dönüştü. 28 Şubat ile 31 Mart 2026 tarihleri arasında Avrupa ekonomileri üzerine binen 14 milyar Euro’luk ek enerji yükü, petrol fiyatlarının yüzde 60, doğal gaz fiyatlarının ise yüzde 70 artmasıyla tetiklendi. En önemli dış ticaret ortağı AB olan Türkiye için de bu tablo, küresel enerji maliyetlerinin iç piyasa dengeleri üzerindeki baskısını artırıyor.

Lojistik ve ulaştırma sektöründe maliyet patlaması

Enerji krizinin en sert hissedildiği alanların başında ulaştırma sektörü geliyor. Jet A1 yakıtı fiyatları sadece bir ay içinde ton başına 800 dolardan 1.500 dolar sınırına yükselerek yüzde 100’lük bir artış kaydetti. Bu durum havayolu şirketlerinin sefer sayılarını azaltmasına ve Avrupa genelinde toplu taşımanın teşvik edilmesine yönelik olağanüstü önlemleri beraberinde getirdi. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), nisan ayında fosil yakıtlarda yaşanacak arz kaybının mart ayına oranla iki kat daha fazla olacağı konusunda piyasaları uyardı.

Orta Doğudaki savaş gübrede gümrük vergilerini sıfırlattı
Orta Doğudaki savaş gübrede gümrük vergilerini sıfırlattı
İçeriği Görüntüle

Sanayi ve ara malı tedarikinde yapısal riskler

Ham petrol ve doğal gaza doğrudan bağımlı olan 617 kalem ürün ve ara malın uluslararası dolaşımı sekteye uğramış durumda. Tekstil, plastik, deterjan ve gıda ambalajı sektörlerinde zorunlu fiyat ayarlamaları gündeme gelirken, tedarik zincirindeki bu kırılma küresel dezenflasyon süreçlerini tehdit ediyor. AB kanadı, bölgede bir ateşkes sağlansa dahi enerji piyasalarının öngörülebilir gelecekte normale dönmeyeceğini ifade ederek krizin kalıcı etkilerine işaret ediyor.

Ankara’nın stratejik konumu ve piyasa istikrarı

Küresel ölçekte yaşanan bu devasa maliyet artışlarına rağmen Ankara, dışsal şokları vatandaşa en az oranda yansıtma stratejisini sürdürüyor. Dezenflasyon programını koruma iradesi sergilenirken, Türkiye’nin bölgesel çatışmaları engelleme yönündeki diplomatik ağırlığı Körfez ülkeleri için de kritik bir güvenlik şemsiyesi oluşturuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yürüttüğü denge politikası, küresel fay hatlarının tamamen kırılmasını önleyen en önemli stratejik bariyerlerden biri olarak değerlendiriliyor.