ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yürütülen diplomatik temaslar kapsamında ortaya çıkan yeni çerçeve anlaşma arayışında hem enerji piyasalarından hem de Cumhuriyetçi Parti içindeki İran karşıtı isimlerden gelen baskılarla karşı karşıya bulunuyor. Görüşmeler, Hürmüz Boğazı’ndaki deniz taşımacılığının normalleşmesi ve İran’ın nükleer programına ilişkin müzakerelerin geleceği etrafında şekillenirken, sürecin önümüzdeki dönemde küresel enerji piyasaları açısından yakından izlenmesi bekleniyor.

Hürmüz Boğazı müzakerelerin merkezinde yer alıyor

Konuya yakın kaynaklara göre görüşülen geçici çerçeve, mevcut ateşkesin uzatılmasını ve İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki baskısını azaltmasını içeriyor. Dünyadaki petrol ticaretinin önemli bölümünün geçtiği boğazın yeniden tam kapasiteyle işlemesi, enerji arzına yönelik endişelerin azalmasına katkı sağlayabilecek gelişmeler arasında gösteriliyor.

Reuters tarafından aktarılan bilgilere göre, söz konusu çerçeve üzerinde mutabakat sağlanması halinde bu durum, İsrail ve İran arasında yaşanan son gerilimin ardından diplomatik normalleşme yönünde atılmış en önemli adımlardan biri olarak değerlendirilebilir.

Cumhuriyetçi isimlerden anlaşmaya eleştiri

Trump’ın bazı Cumhuriyetçi müttefikleri ise İran’ın nükleer faaliyetlerine ilişkin daha sert adımlar atılması gerektiğini savunuyor. Senatörler Lindsey Graham, Roger Wicker ve Ted Cruz’un da aralarında bulunduğu isimler, İran’ın nükleer silah geliştirme kapasitesinin tamamen ortadan kaldırılmasını talep eden açıklamalarda bulundu.

Trump ise yaptığı açıklamalarda yalnızca "büyük" bir anlaşmayı kabul edeceğini belirterek acele etmediğini ifade etti. Beyaz Saray kaynakları da görüşmelerin sürdüğünü ve ABD'nin kırmızı çizgilerinin müzakere masasında açık şekilde ortaya konulduğunu aktardı.

Çerçevenin ayrıntıları netleşmedi

Hürmüz'de gerilim Asya hisselerini vurdu
Hürmüz'de gerilim Asya hisselerini vurdu
İçeriği Görüntüle

Müzakerelere ilişkin kamuoyuna yansıyan bilgiler, birçok temel konunun henüz çözüme kavuşmadığını gösteriyor. Hürmüz Boğazı’nın uzun vadeli statüsü, İran’ın yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stoklarının geleceği ve olası yaptırım düzenlemeleri belirsizliğini koruyor.

İran’a yakın Tasnim Haber Ajansı da anlaşma metninin kesinleşmediğini bildirdi. Daha önce de benzer diplomatik girişimlerin gündeme geldiği ancak nihai sonuca ulaşılamadığı biliniyor.

Enerji fiyatları ve seçim süreci dikkat çekiyor

Analistler, Trump yönetiminin bir yandan enerji fiyatlarındaki yükselişi sınırlamak isterken diğer yandan İran’ın nükleer faaliyetleri konusunda taviz vermediği bir denge kurmaya çalıştığını belirtiyor. Sürecin uzaması halinde küresel ekonomi ve enerji piyasaları üzerindeki etkilerin artabileceği değerlendiriliyor.

Kasım ayında yapılacak ara seçimler yaklaşırken, enerji maliyetleri ve dış politika gelişmeleri ABD iç siyasetinde de yakından takip edilen başlıklar arasında yer alıyor. Uzmanlar, İran ile yürütülen müzakerelerin sonucunun Trump’ın ikinci dönem dış politika gündeminin önemli unsurlarından biri olabileceğine dikkat çekiyor.